İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki ev yıkımlarını durdurmayacağını söyledi. Ben-Gvir'in bu ifadeleri, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in İran ile yapılması planlanan taslak anlaşmanın Lübnan'ı da kapsadığını belirtmesinin ardından geldi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, aşırı sağcı bakan, İsrail'in güvenlik gerekçesiyle bölgedeki yapıları hedef almaya devam edeceğini vurguladı. Bu açıklama, İsrail ile Lübnan arasındaki sınır bölgelerinde yıllardır süren gerginliği yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
Ben-Gvir'in açıklamaları, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) güney Lübnan'da “terör altyapısı” olduğu gerekçesiyle düzenlediği yıkım operasyonlarının ardından geldi. Bakan, bu operasyonların Hizbullah'ın bölgedeki varlığına karşı bir önlem olduğunu savundu. Ancak Lübnanlı yetkililer, yıkımların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve sivil halkı mağdur ettiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) de bölgede tansiyonun yükselmesinden endişe duyduğunu ifade ediyor. ABD Başkan Yardımcısı Vance'in açıklaması ise, İran ile yapılacak olası bir anlaşmanın Lübnan'daki durumu da etkileyebileceğine işaret ediyor. Vance, “Taslak anlaşma İran'ın nükleer programının yanı sıra Lübnan'daki vekil güçleri de kapsıyor” demişti.
İsrail'in güney Lübnan'daki ev yıkımları, 2006 savaşından bu yana ara sıra yaşanan bir durum. Ancak son dönemde bu yıkımların sıklığı ve kapsamı arttı. İnsan hakları örgütleri, İsrail'in bu eylemlerinin sivil yerleşimleri hedef aldığını ve uluslararası insancıl hukuka aykırı olduğunu belirtiyor. Öte yandan İsrail, yıkımların meşru müdafaa kapsamında olduğunu ve Hizbullah'ın sivil alanları askeri amaçla kullandığını iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ben-Gvir'in bu açıklaması, İsrail'in Lübnan politikasının sertleştiğini gösteriyor. Aşırı sağcı bakanın sözleri, İsrail'in uluslararası toplumun çağrılarına rağmen askeri operasyonlarına devam edeceğine işaret ediyor. Bu durum, Lübnan'da siyasi istikrarsızlığı derinleştirebilir ve Hizbullah ile İsrail arasında yeni bir çatışma riskini artırabilir. ABD'nin İran ile yürüttüğü müzakerelerde Lübnan'ı da masaya koyması, bölgesel dengeleri değiştirebilecek bir hamle olarak değerlendiriliyor. Özellikle İran'ın nükleer programı ve vekil güçler üzerindeki etkisi, ABD-İsrail ilişkilerinde önemli bir gündem maddesi. Uzmanlar, Ben-Gvir'in bu sözlerinin İsrail'in mevcut koalisyon hükümetinin genel tutumunu yansıttığını ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun da bu politikayı desteklediğini belirtiyor.
Bölgesel olarak, bu gelişmeler Suriye'deki durumla da bağlantılı. İsrail, İran destekli güçlerin Suriye üzerinden Lübnan'a sızmasını engellemek için sık sık hava saldırıları düzenliyor. Güney Lübnan'daki yıkımlar da bu stratejinin bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu eylemler, Lübnanlı sivillerin evsiz kalmasına ve bölgede yeni bir mülteci krizine yol açıyor. Uluslararası toplum, tarafları itidal çağrısında bulunurken, birçok ülke İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in ev yıkımları, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir. Lübnan'daki gerilim, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve deniz yetki alanları konusunda da yeni tartışmalara yol açabilir. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabalarına rağmen, Filistin ve Lübnan'daki gelişmelere duyarsız kalmıyor. Ankara'nın bu krizde arabuluculuk rolü üstlenmesi, bölgesel nüfuzunu artırabilir ve İslam dünyasındaki konumunu güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin doğrudan müdahil olması şu an için beklenmiyor.