İsrail ordusu, 4 Mart 2025 sabahı Lübnan'ın güney bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında dokuz kişinin öldüğünü açıkladı. Saldırıların, Hizbullah'ın sınır hattına yakın bölgelerdeki askeri mevzilerine yönelik olduğu belirtildi. Hizbullah ise kısa süre sonra İsrail'in kuzeyindeki yerleşim yerlerine roket atışı gerçekleştirdi. Bu gelişmeler, taraflar arasında pazartesi günü varılan kısmi ateşkesin ciddi şekilde zorlandığını gösteriyor. Çatışmaların şiddetlenmesi, Birleşmiş Milletler ve bölgesel aktörlerin arabuluculuk çabalarını akamete uğratma riski taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Kısmi Ateşkes Çöküyor mu?
Pazartesi günü İsrail ve Hizbullah arasında uluslararası baskılarla sağlanan kısmi ateşkes, tarafların belirli bölgelerde çatışmaları durdurmasını öngörüyordu. Ancak bu ateşkes, geçmişe göre daha dar kapsamlıydı ve Hizbullah'ın askeri varlığının sınırlandırılması gibi maddeler içermiyordu. Şimdiye dek iki taraf da ateşkesi kendi lehine yorumlarken, tansiyon düşmemişti. Bugünkü saldırı, İsrail'in ateşkesi bir operasyonel kesinti olarak gördüğünü, Hizbullah'ın ise karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu ortaya koydu.
Saldırıda ölenler arasında en az iki Hizbullah savaşçısının bulunduğu, diğerlerinin ise sivil olduğu bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, can kaybının artabileceği uyarısı yaptı. Hizbullah'ın roket saldırısında ise herhangi bir can kaybı yaşanmadığı, ancak bazı binalarda maddi hasar oluştuğu belirtildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaptığı açıklamada, "Kuzey sınırımızda barış istiyoruz ancak Hizbullah'ın herhangi bir saldırısına ağır bir şekilde karşılık vereceğiz" ifadelerini kullandı. Hizbullah'tan yapılan yazılı açıklamada ise, "İsrail'in saldırılarına kayıtsız kalmayacağız, ateşkesin ihlali karşısında uygun yanıtı vereceğiz" denildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ateşkesin Geleceği
Bu son çatışma, İsrail-Hizbullah geriliminin yalnızca iki tarafı değil, bölgesel dengeleri de tehdit ettiğini gösteriyor. BM Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), taraflara sükunet çağrısı yaparken, Fransa ve ABD arabuluculuk girişimlerini yoğunlaştırdı. Ancak İran destekli Hizbullah'ın, Lübnan'ın güneyindeki askeri varlığını sürdürme kararlılığı, İsrail'in ise kuzey sınırını güvence altına alma isteği, sürdürülebilir bir barışı engelliyor. Bölgesel uzmanlar, bu olayın ardından diplomatik sürecin kesintiye uğrayabileceği uyarısında bulunuyor.
Suriye ve İran'dan gelen açıklamalarda, İsrail'in saldırganlığı kınanırken Hizbullah'a destek mesajı verildi. ABD ise çatışmaların yayılmasının önlenmesi için İsrail'e itidal çağrısı yaptı. Enerji piyasalarında ise olası bir geniş çaplı çatışma endişesiyle petrol fiyatlarında kısa süreli bir yükseliş yaşandı. Analistler, bu krizin Lübnan'ın zaten kırılgan olan ekonomisini daha da derinleştirebileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Hizbullah çatışmalarının tırmanmasından doğrudan etkilenen bir ülke olmasa da, bölgesel istikrarsızlık Akdeniz'deki enerji güvenliğini ve mülteci akışını etkileyebilir. Türkiye, ateşkesin sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunan ülkeler arasında yer alırken, bu son gelişme Ankara'nın arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca, Libya ve Doğu Akdeniz'deki dengeleri de etkileyebilecek bu gerilim, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını korumak için daha aktif bir diplomasi izlemesini gerektirebilir.