İsrail ordusu, 23 Mart Pazar günü Lübnan'ın güneyinde geniş bir tünel ağını kontrollü patlatma ile imha etti. Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, aynı gün sınır bölgesinde İsrail hava saldırıları da gerçekleşti. İran destekli Hizbullah, bu saldırılara karşı meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu duyurdu. Gelişmeler, İsrail ile Lübnan arasında varılan ateşkes anlaşmasına rağmen bölgede gerginliğin sürdüğünü gösteriyor.
Saldırıların arka planı ve tünel ağı
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, tünelin 'terör amacıyla kullanılan' bir yapı olduğu ve imha edilmesinin güvenlik açısından zorunlu olduğu belirtildi. Tünelin Güney Lübnan'daki bazı köylerin altına kadar uzandığı ve büyük miktarda patlayıcı taşıdığı ifade edildi. Ordu, bu tünel ağının Hizbullah'ın 'sivil halkı canlı kalkan olarak kullanma stratejisinin' bir parçası olduğunu iddia etti.
Lübnan tarafı ise, İsrail'in ateşkes ihlali yaptığını belirtiyor. Başbakan Yardımcısı Macid el-Hazuri, 'Saldırılar, mevcut ateşkes anlaşmalarına aykırıdır. Bu tür eylemler bölgesel istikrarı tehdit ediyor' dedi. Ekim 2023'teki geniş çaplı çatışmalarla başlayan gerginlik, ABD ve Fransa arabuluculuğunda Kasım ayında imzalanan ateşkese rağmen sıcaklığını koruyor.
Hizbullah'ın hesapları ve bölgesel boyut
Hizbullah, yaptığı yazılı açıklamada 'Saldırılara kayıtsız kalmayacağız ve uygun zaman ve yöntemle yanıt vereceğiz' ifadesini kullandı. Örgütün özellikle sınır bölgesindeki tünellerinin imhasını prestij meselesi haline getirdiği görülüyor. Uzmanlar, Hizbullah'ın İran ile bağlantılı olduğunu ve Suriye üzerinden gelen lojistik desteğin devam ettiğini belirtiyor.
Bölgedeki gerginlik, İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası baskıyla da paralellik taşıyor. İsrail, uzun süredir İran'ın Lübnan üzerinden kendisine yönelik tehdit oluşturduğunu savunuyor. Özellikle iddia edilen 'kıyıdan karaya füzeler' ve 'hassas güdümlü mühimmat' stokları, İsrail güvenlik konseptinde kırmızı çizgi olarak kabul ediliyor. Ateşkesin geleceği belirsizliğini korurken, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) tarafları itidale davet ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber, Türk dış politikasının iki kriz arasında sıkışan bölgesel dengeleri yönetme gerekliliğini yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, hem İsrail ile ticari ve diplomatik ilişkilerinde kriz yaşıyor hem de Lübnan'daki Sünni gruplarla bağlarını korumak istiyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları tartışmaları, bu çatışmadan doğrudan etkileniyor. İsrail-Lübnan geriliminin tırmanması halinde, Türkiye'nin iki ülkeyle de sürdürdüğü sınırlı diyaloğun sekteye uğraması muhtemel. Ayrıca, Gazze savaşının ardından yükselen anti-İsrail söylemi, Ankara'nın bu tür olaylara vereceği tepkileri de şekillendiriyor.