Birleşmiş Milletler (BM), İsrail güçlerinin Lüban'a yönelik son günlerde yoğunlaştırdığı hava saldırıları ve topçu atışları sonrasında ülkede kitlesel yerinden edilme ve sağlık hizmetleri üzerinde ciddi bir baskı oluştuğu uyarısında bulundu. BM sözcüsü, Lübnan'daki BM Barış Gücü'nün (UNIFIL) son 24 saat içinde İsrail güçlerince ateşlenen projektil kaydettiğini belirtti. Saldırılar, özellikle Lübnan'ın güneyinde ve başkent Beyrut'un güney banliyölerinde yoğunlaşırken, on binlerce sivil güvenli bölgelere doğru göç etmek zorunda kalıyor. BM Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise bölgedeki hastanelerin artan hasta sayısıyla başa çıkmakta zorlandığını, tıbbi malzeme ve personel eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığını açıkladı.
Saldırıların boyutları ve sivil kayıplar
BM sözcüsü Stephane Dujarric yaptığı açıklamada, UNIFIL güçlerinin “İsrail güçlerince ateşlenen yaklaşık 826 projektil” kaydettiğini ifade etti. Bu projekkillerin çoğu, Lübnan'ın güneyindeki sivil yerleşim alanlarını hedef aldı. Saldırılarda en az 60 kişinin hayatını kaybettiği, 200'den fazla kişinin yaralandığı bildiriliyor. Ölenler arasında çok sayıda kadın ve çocuk bulunması, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor.
İsrail, saldırılarının Lübnan Hizbullahı'nın askeri altyapısını hedef aldığını iddia ederken, BM ve insan hakları örgütleri sivil kayıpları kınayarak çatışan taraflara sivilleri koruma çağrısı yapıyor. Lübnan hükümeti ise, saldırılar sonucunda şu ana kadar yaklaşık 100 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Savaşın başlamasından bu yana toplam yerinden edilmiş kişi sayısının 200 bini aştığı belirtiliyor.
Sağlık sistemi çökme noktasında
WHO Lübnan ofisi, saldırıların yoğunlaştığı bölgelerdeki hastanelerin kapasitelerinin dolduğunu, birçok yaralının tedavi edilebilmek için başka şehirlere sevk edilmek zorunda kalındığını bildirdi. Sağlık kuruluşları aynı zamanda COVID-19 ve diğer bulaşıcı hastalıklarla mücadele ederken, artan savaş yaralanmalarıyla baş etmeye çalışıyor. Tıbbi yardım malzemelerinin yetersizliği ve bazı hastanelerin ambulans servislerinin hedef alınması, insani durumu daha da kötüleştiriyor. Kızılhaç ve Kızılay gibi yardım kuruluşları bölgeye acil yardım ulaştırmaya çalışsa da, güvenlik gerekçesiyle bazı bölgelere erişimde zorluk yaşanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirme potansiyeli taşıyor. İran destekli Hizbullah'ın İsrail'e yönelik roket saldırılarını yoğunlaştırması, savaşın İsrail ve Filistin arasındaki çatışmadan bağımsız düşünülemeyeceğini gösteriyor. ABD ve Avrupa Birliği tarafları itidal ve diyaloğa çağırırken, BM Güvenlik Konseyi'nin konuyla ilgili bir karar alması halen gündemde. Ortadoğu'daki bu yeni gerilim hattı, uluslararası enerji pazarlarını da etkiliyor; petrol fiyatlarında kısa süreli yükselişler görüldü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Suriye sınırının hemen güneyinde yaşanan çatışmalar, bölgesel güvenlik dengelerini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, hem Filistin meselesinde hem de Lübnan'da yaşanan insani krizde sivil kayıpları kınayan ve ateşkes çağrısı yapan bir pozisyona sahip. Ayrıca, Türkiye'de yaşayan yaklaşık 500 bin Lübnanlı vatandaş ve geniş akrabalık bağları nedeniyle, savaşın insani boyutu doğrudan Türkiye'yi ilgilendiriyor. Ekonomik boyutta ise, Doğu Akdeniz'deki gerilimlerin enerji nakil hatları ve deniz ticareti üzerinde yaratabileceği riskler, Türk yetkililer tarafından sürekli olarak değerlendirilen bir diğer faktör.