İsrail ordusunun Güney Lübnan'da son bir hafta içinde düzenlediği hava saldırılarında üç hastane hedef alındı. Saldırılarda çoğu sağlık personeli olmak üzere 9 kişi hayatını kaybetti, 150'den fazla kişi yaralandı. Bölgedeki sağlık altyapısının büyük ölçüde tahrip olduğu belirtilirken, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) saldırıları kınadı. Olaylar, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların tırmandığı bir dönemde gerçekleşti.
Saldırıların Detayları ve Hedef Alınan Hastaneler
İsrail savaş uçakları tarafından vurulan üç hastane, Güney Lübnan'da sivil nüfusun yoğun olduğu bölgelerde bulunuyor. İlk saldırıda, Cebeli Amil bölgesindeki bir devlet hastanesi bombalandı. Olayda 2 hemşire ve 1 doktor olmak üzere 4 kişi öldü, 50'den fazla kişi yaralandı. İkinci saldırıda, Sur kentindeki bir hastane bombalanarak 3 sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Üçüncü saldırı ise Nabatiye ilindeki bir hastanede meydana geldi; burada da 2 kişi öldü ve çok sayıda yaralı oldu.
Lübnan Sağlık Bakanı Firas Abiad, yaptığı açıklamada saldırıların uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu belirterek, “Hastaneler sivil altyapının korunması gereken tesislerdir. Bu saldırılar savaş suçu teşkil eder” dedi. İsrail ordusu ise, hastanelerin Hizbullah tarafından askeri amaçla kullanıldığını iddia ederek saldırıların meşru olduğunu savundu. Ancak bu iddialar bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasında Ekim 2023'ten bu yana devam eden çatışmaların yeni bir boyut kazandığını gösteriyor. Daha önce sınır bölgelerindeki askeri hedeflerle sınırlı kalan çatışmalar, son haftalarda sivil altyapıyı da hedef almaya başladı. Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB), sivillerin ve sağlık tesislerinin korunması çağrısında bulundu. AB Dış İlişkiler Sorumlusu Josep Borrell, “Hastaneler savaş alanı olamaz” ifadelerini kullandı. Öte yandan ABD, İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklediğini yinelerken, sivil kayıpların azaltılması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini belirtti.
Saldırıların ardından Lübnan hükümeti, BM Güvenlik Konseyi'ne acil toplantı çağrısında bulundu. Bölgedeki tansiyonun yükselmesi, İran'ın da tepkisine neden oldu. Tahran yönetimi, İsrail'e karşı ortak bir savunma mekanizması oluşturulması gerektiğini açıkladı. Bu durum, Orta Doğu'da daha geniş çaplı bir çatışma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası açısından yakından takip edilmelidir. İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların sivil altyapıya sıçraması, Türkiye'nin bölgesel istikrar vizyonu açısından endişe vericidir. Ankara, Lübnan'daki sivil kayıplara karşı duyarlılığını daha önce de dile getirmişti. Bu tür saldırılar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarlarını da etkileyebilecek bir çatışma ortamını körükleyebilir. Ayrıca, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları ve sağlık örgütleri, benzer mağduriyetlere karşı hassasiyet göstermektedir. Bu nedenle, Ankara'nın diplomatik girişimlerini hızlandırması ve tarafları uluslararası hukuka uymaya çağırması beklenir.