GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Orta Doğu

İsrail Lübnan, Gazze ve Suriye'de askeri varlığını sürdürecek

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
İsrail Lübnan, Gazze ve Suriye'de askeri varlığını sürdürecek
🌙
📡 Alternatif/Bölgesel Medya
Kaynak perspektifi: Bağımsız Ortadoğu Perspektifi
🌙 Bağımsız Ortadoğu Perspektifi
Çeviri Kaynağı
Middle East Eye — Bu haber, Middle East Eye'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

İsrail, ateşkes çağrılarına rağmen Lübnan, Gazze ve Suriye'de askeri varlığını sürdürme kararı aldı. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun güvenlik kabinesinde alınan karar, Tel Aviv yönetiminin “güvenlik garantileri” sağlanana kadar sınır ötesi operasyonlarını durdurmayacağını ortaya koyuyor. Orta Doğu'da tansiyonun giderek yükseldiği bir dönemde gelen bu açıklama, bölgedeki krizin daha da derinleşebileceğine işaret ediyor. Karar, uluslararası toplumda tepkiyle karşılanırken, özellikle Lübnan Hizbullah'ı ve Gazze'deki Hamas yönetimi tarafından “savaş ilanı” olarak nitelendirildi. İsrail ordusu, söz konusu ülkelerdeki “askeri hedeflere yönelik operasyonlarını artırarak sürdüreceğini” duyurdu.

Gelişmenin arka planı

Tel Aviv'in kararı, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından gelen bir dizi gelişmeyle şekillendi. İsrail, Gazze Şeridi'nde yaklaşık 40 bin kişinin ölümüne neden olan operasyonlarını sürdürürken, kuzey sınırında Hizbullah'la yaşanan çatışmalar da derinleşti. Lübnan'ın güneyinde İsrail güçlerinin konuşlanması, 2006 savaşından bu yana ilk kez bu kadar kapsamlı bir askeri varlığı işaret ediyor. Suriye'de ise İsrail, İran destekli milis gruplara yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı ve Golan Tepeleri'ndeki işgal altındaki topraklarda yeni savunma hatları oluşturdu. Netanyahu hükümeti, “sınırlarımızın güvenliği sağlanana kadar hiçbir askeri gücü geri çekmeyeceğiz” açıklamasını yaparken, uluslararası arabuluculuk çabaları sonuçsuz kaldı. Özellikle ABD ve Fransa'nın ateşkes girişimleri, İsrail'in bu kararıyla etkisiz hale gelmiş durumda.

İsrail Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, “Lübnan sınırındaki askeri yığınağımız, Hizbullah'ın roket tehdidine karşı caydırıcılık sağlamak için kritik önemde. Gazze'de ise Hamas'ın yeniden yapılanmasını engellemek amacıyla tampon bölgeleri koruyacağız. Suriye'de de İran'ın silah transferlerini durdurmak için operasyonlarımız sürecek” denildi. Bu açıklama, İsrail'in aslında toprak kazanımından ziyade “güvenlik kuşağı” oluşturma stratejisini yansıtıyor. Ancak bu yaklaşım, uluslararası hukuk açısından işgal olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler, İsrail'in bu adımlarının Lübnan'ın egemenliğini ihlal ettiğini ve Suriye'deki ateşkes anlaşmalarına aykırı olduğunu vurguladı.

Bölgesel ve küresel boyut

İsrail'in askeri varlığını sürdürme kararı, bölgesel dengeleri altüst edebilecek potansiyele sahip. Lübnan'da Hizbullah, İsrail güçlerine karşı “sınırsız savaş” ilan ederken, İran da dolaylı olarak çatışmalara dahil olma sinyali veriyor. Suriye'de Beşar Esad yönetiminin İsrail'in saldırılarına karşı koyma kapasitesi sınırlı kalırken, Rusya ve İran'ın bölgedeki askeri varlığı gerilimi daha da karmaşık hale getiriyor. ABD, müttefiki İsrail'in bu adımlarına eleştirel yaklaşmakla birlikte, askeri yardımları kesmeme yönünde bir tutum sergiliyor. Avrupa Birliği ise İsrail'e yönelik yaptırımları gündemine alsa da üye ülkeler arasında görüş birliği sağlanamış değil. Bölge genelinde, daha geniş çaplı bir savaş riski giderek artarken, diplomatik çözümler henüz ufukta görünmüyor.

Bu durum, Orta Doğu'daki enerji piyasalarını da etkiliyor. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tehdit etmesi ve Lübnan açıklarında potansiyel gaz sahalarına ilişkin belirsizlik, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açıyor. Ayrıca milyonlarca mülteciyi barındıran Türkiye, Ürdün ve diğer komşu ülkeler, yeni bir insani kriz dalgasıyla karşı karşıya kalabilir.

Türkiye Açısından Değerlendirme

İsrail'in bu adımı, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek iki önemli sonuç doğuruyor. Birincisi, Türkiye'nin Suriye politikası: İsrail'in Suriye'deki askeri varlığını artırması, Ankara'nın sınır güvenliğini tehdit edebilir. İran destekli milislerin bölgeden çekilmesini hedefleyen Türkiye, İsrail'in bu planlarına paralel mi yoksa zıt mı hareket edeceği ikilemiyle karşı karşıya. İkincisi, enerji güvenliği: Doğu Akdeniz'deki doğal gaz kaynaklarına ilişkin anlaşmazlıklar, İsrail'in Lübnan karasularına yönelik tehdidiyle yeniden alevlenebilir. Türkiye, Kıbrıs ve Libya ile yaptığı deniz yetki alanı anlaşmalarıyla bu bölgede hak iddia ediyor. Ayrıca Filistin dosyasında Türkiye'nin tepkisi, Ankara ile Tel Aviv arasındaki zaten kırılgan olan ilişkileri daha da germe riski taşıyor. Bu gelişme, Ankara'nın bölgesel aktör olarak daha proaktif diplomasi yürütmesini zorunlu kılıyor.

Etiketler:
İsrailLübnanGazzeSuriyeaskeri varlıkorta doğugüvenlik

İlgili Haberler

IAEA Başkanı: İran'da savaş sonrası 'çok güçlü' nükleer denetim şart
Orta Doğu

IAEA Başkanı: İran'da savaş sonrası 'çok güçlü' nükleer denetim şart

3 dk önce

IAEA: İran Anlaşması Nükleer Denetçilere Erişim Sağlıyor
Orta Doğu

IAEA: İran Anlaşması Nükleer Denetçilere Erişim Sağlıyor

4 dk önce

İsrailli yerleşimciler Esad sonrası Suriye'de yeni gerçekler peşinde
Orta Doğu

İsrailli yerleşimciler Esad sonrası Suriye'de yeni gerçekler peşinde

8 dk önce

İran savaşı 119. gün: İsrail Lübnan'ı vurdu, IAEA Tahran'a dönüyor
Orta Doğu

İran savaşı 119. gün: İsrail Lübnan'ı vurdu, IAEA Tahran'a dönüyor

10 dk önce