Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, İran'da olası bir savaşın ardından uygulanması gereken nükleer denetim mekanizmasının "çok güçlü" olması gerektiğini belirtti. Grossi, İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası endişelerin devam ettiği bir dönemde yaptığı açıklamada, IAEA'nın Tahran'la yürüttüğü müzakerelerin "henüz başlangıç aşamasında" olduğunu söyledi. Ajansın son raporları, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini önemli ölçüde artırdığını ve daha önce üzerinde anlaşılan bazı denetim yükümlülüklerini yerine getirmediğini ortaya koyuyor.
Gelişmenin Arka Planı: IAEA-İran Gerilimi
Grossi'nin bu açıklaması, İsrail ile İran arasındaki artan gerilimin ortasında geldi. İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri operasyonu, bölgede geniş çaplı bir çatışmayı tetikleyebilecek potansiyele sahip. Grossi, "Savaş sonrası bir senaryoda, İran'ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğundan emin olmak için çok güçlü bir doğrulama rejimine ihtiyacımız olacak" dedi. IAEA Başkanı, Tahran'ın nükleer tesislerine yönelik herhangi bir saldırının, ajansın denetim kapasitesini ciddi şekilde zedeleyebileceği uyarısında bulundu.
İran, son yıllarda uranyumu yüzde 60 saflıkta zenginleştirerek silah sınıfı malzemeye (%90) yaklaştı. Bu durum, Batılı ülkelerin yaptırımlarına rağmen İran'ın nükleer programını ilerlettiğini gösteriyor. IAEA, İran'ın 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) kapsamındaki taahhütlerinden saptığını ve 2023'te aldığı bazı denetim tedbirlerini geri çektiğini rapor etmişti. Grossi, "İran'la diyaloğumuzu sürdürüyoruz ancak istenen ilerleme kaydedilemedi" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ortadoğu'da Yeni Bir Dönem
İran'ın nükleer programı, Ortadoğu'da bir silahlanma yarışını tetikleme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, İran'ın nükleer silah elde etmesi durumunda kendi nükleer programlarını hızlandırabilir. Bu da bölgede zaten kırılgan olan güvenlik dengesini tamamen bozabilir. Öte yandan, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile yaşadığı gerilim, İran'ın nükleer pazarlık gücünü artırıyor.
ABD'nin İran'a yönelik politikası ise belirsizliğini koruyor. Biden yönetimi JCPOA'ya geri dönmeye çalışsa da Kongre'deki muhalefet ve İran'ın artan talepleri nedeniyle diplomasi tıkanmış durumda. Grossi'nin uyarısı, uluslararası toplumun İran'da olası bir askeri çatışma sonrasında bile nükleer yayılmayı önlemek için hazırlıklı olması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, İran'ın nükleer bilgi birikiminin denetimlerle tamamen silinemeyeceğini, bu nedenle kapsamlı bir denetim rejiminin hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir sınıra sahip olması nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkileniyor. İran'da olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin güney ve doğu sınırlarında güvenlik risklerini artırabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer silah sahibi olması halinde Türkiye'nin de nükleer caydırıcılık arayışına girebileceği yönünde tartışmalar mevcut. Türkiye, IAEA'nın denetim mekanizmalarını desteklemekle birlikte, bölgede barışçıl nükleer enerji kullanımını teşvik eden bir politika izliyor. Grossi'nin açıklamaları, Ankara'nın İran'la nükleer müzakerelerde dengeli bir tutum sergilemesi gerektiğini ortaya koyuyor; Tahran'ın uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi, Türkiye'nin güvenliği açısından kritik önem taşıyor.