Lübnan'da Hizbullah'ın silahsızlandırılması, ülkenin kırılgan siyasi yapısı ve Tahran'ın güçlenen bölgesel konumu nedeniyle fiilen imkansız hale gelirken, İsrail ile yeni bir ateşkes planı kalıcı barış için umut vaat etmekten uzak. Plan, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini bu silahsızlanma şartına bağlıyor, ancak Hizbullah'ın İran'dan aldığı lojistik ve mali desteği kesmeye yönelik herhangi bir hüküm içermiyor. Bu da çatışmanın yeniden alevlenmesi için zemin hazırlıyor.
Planın Arka Planı
Yıllardır süren sınır çatışmaları ve 2006 savaşının ardından, İsrail ve Hizbullah arasında bir denge oluşmuştu. Ancak son yıllarda Lübnan'ın yaşadığı ekonomik çöküş ve siyasi felç, Hizbullah'ı devlet içinde bir devlet haline getirdi. Örgüt, Lübnan ordusundan daha güçlü bir askeri kapasiteye sahip. Üstelik İran'ın bölgedeki nüfuzu, Suriye ve Irak'ta kazandığı askeri başarılarla pekişti. Bu durum, Hizbullah'ın cephaneliğini genişletmesine ve hassas güdümlü füzeler edinmesine olanak tanıdı.
Yeni ateşkes planı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararını temel alıyor, ancak bu kararın uygulanması yıllardır başarısız oldu. 1701 sayılı karar, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını ve Lübnan ordusunun güneyde konuşlanmasını öngörüyordu, ancak bu asla gerçekleşmedi. Şimdi de benzer bir kısır döngü yaşanma riski var.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu anlaşmazlık, sadece İsrail ve Lübnan'ı değil, tüm Ortadoğu'yu etkiliyor. İsrail, kuzey sınırında güvenlik sağlamak isterken, Hizbullah'ın İran yapımı füzeleriyle yüzleşmek zorunda. İran ise, Yemen'deki Husiler, Suriye ve Irak'taki milislerle birlikte, İsrail'e karşı çok cepheli bir tehdit oluşturuyor. Planın başarısızlığı, bölgesel bir savaş riskini artırabilir. ABD, Fransa ve diğer Batılı ülkelerin arabuluculuk çabaları, İran'ın etkisini sınırlamakta yetersiz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve bölgesel istikrar açısından bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Lübnan'daki olası bir çatışma, Türkiye'nin Hamas ve Filistinli gruplarla ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın bölgedeki nüfuzunun artması, Türkiye'nin de içinde olduğu Suriye sahasındaki dengeleri değiştirebilir. Türkiye, hem İsrail'le normalleşme sürecini hem de İran'la rekabetini bu bağlamda yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Sınır bölgesinde çatışmaların yayılması, mülteci akınlarını da tetikleyebilir.