İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine yönelik kararın geçen Kasım ayında alındığını ve operasyonun yaklaşık altı ay sonra, ABD ile ortak hava harekâtının ilk saatlerinde hayata geçirildiğini açıkladı. Perşembe günü yaptığı açıklamada Katz, İsrail'in Hamaney'i hedef alan planı uzun süredir masada tuttuğunu, ancak uygun zamanın ABD'nin de katılımıyla başlatılan geniş çaplı hava kampanyası olduğunu belirtti. Bu açıklama, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine neden olurken, İran tarafından henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail Savunma Bakanı Katz'ın ifadelerine göre, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçleriyle mücadele kapsamında Hamaney'in öldürülmesi stratejik bir hedef olarak belirlenmişti. Kasım 2024'te alınan karar, İsrail istihbarat ve askeri birimlerinin ortak çalışmasıyla detaylandırıldı. Operasyon için altı aylık bir hazırlık süreci öngörülürken, ABD ile yapılan koordinasyon sonucunda geçtiğimiz Cumartesi günü başlatılan hava kampanyası ilk fırsat olarak değerlendirildi. Katz, Hamaney'in öldürülmesinin İran'ın bölgedeki etkisini kırmak ve İsrail'in güvenliğini sağlamak için zorunlu olduğunu savundu. Ancak bu tür bir operasyonun uluslararası hukuk açısından tartışmalı olduğu ve bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getirebileceği yorumları yapılıyor.
İsrail basınına yansıyan detaylara göre, operasyon sırasında İran'ın hava savunma sistemlerinin devre dışı bırakılması ve Hamaney'in koruma ağının aşılması için özel kuvvetler ve siber saldırılar da kullanılmış olabilir. ABD'nin sağladığı istihbarat desteği ve lojistik altyapı, operasyonun başarısında kritik rol oynadı. Bölgedeki diğer aktörler ise gelişmeyi yakından izliyor; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri sessiz kalırken, Rusya ve Çin taraflara itidal çağrısı yaptı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hamaney'in öldürülmesi, İran'da rejim içinde dengeleri sarsarken, ülke genelinde yas ve öfke dalgasına yol açtı. İran Devrim Muhafızları, misilleme tehdidinde bulunurken, Hizbullah ve Yemen'deki Husiler başta olmak üzere Tahran destekli milis güçlerinin İsrail ve ABD hedeflerine saldırılarını artırması bekleniyor. Bu durum, Ortadoğu'da geniş çaplı bir çatışma riskini beraberinde getiriyor. Öte yandan, ABD-İsrail ittifakının bu tür bir operasyonu birlikte gerçekleştirmesi, Washington'un bölgedeki angajmanının boyutunu gözler önüne seriyor. ABD Başkanı'nın konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmamış olması, operasyonun hukuki ve diplomatik sonuçlarına ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Küresel enerji piyasaları da gelişmeden etkilendi; petrol fiyatları yüzde 5'in üzerinde yükseldi. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma ihtimali, enerji arz güvenliği endişelerini körüklüyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, tarafları itidale çağıran acil oturumlar düzenlemeye hazırlanıyor. Türkiye ise bölgede istikrarsızlığın artmasından endişe duyuyor; Ankara, İran ile ilişkilerinde denge politikası izlerken, NATO müttefiki ABD ve İsrail ile olan bağlarını da korumaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hamaney'in öldürülmesi, Türkiye için hem güvenlik hem de diplomasi açısından kritik sonuçlar doğuruyor. İran ile sınır komşusu olan Türkiye, olası bir göç dalgası ve terör tehdidiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, Ankara'nın enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran ile ticari ilişkileri zarar görebilir. Bölgede artan gerilim, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını da etkileyebilir. Öte yandan, NATO üyesi olarak ABD ile ittifakını sürdüren Türkiye, İsrail'le son dönemde normalleşen ilişkilerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalabilir. Bu gelişme, Ankara'nın bölgesel aktörlerle dengeli bir politika izlemesini daha da zorlaştıracaktır.