İsrail makamları, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Cenin (Jenin) bölgesinde, Filistinlilere ait topraklar üzerinde Pazartesi günü yeni bir yasa dışı yerleşim kurdu. Filistin resmi haber ajansı Wafa’nın aktardığına göre, “Noa” adı verilen yerleşim, Cenin’in güneydoğusunda, daha önce de yasa dışı olarak inşa edilmiş “Ganim” ve “Kadim” yerleşimlerinin güneyinde kuruldu. Bu hamle, uluslararası hukukun açık ihlali niteliği taşırken, bölgedeki tansiyonu daha da artırma riski taşıyor. Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetleri, Birleşmiş Milletler (BM) kararları çerçevesinde yasa dışı kabul ediliyor ve uluslararası toplumun sürekli kınadığı bir uygulama olarak öne çıkıyor.
Yeni yerleşimin ayrıntıları ve bölgedeki durum
Wafa’nın haberine göre, İsrail güçleri, Cenin’in güneydoğusunda, Filistin köylerine yakın bir alanda “Noa” adlı yeni bir yerleşim karakolu kurdu. Bu karakol, “Ganim” ve “Kadim” yerleşimlerinin güneyinde konumlandırılmış durumda. Söz konusu yerleşimler, İsrail’in 1967’de işgal ettiği Batı Şeria’da, uluslararası hukuka aykırı biçimde inşa edilmiş Yahudi yerleşimleri arasında yer alıyor. Filistinliler, bu yerleşimlerin iki devletli çözümü imkânsız hale getirdiğini ve topraklarının parçalanmasına yol açtığını belirtiyor.
İsrail’in yerleşim faaliyetleri, özellikle son dönemde aşırı sağcı hükümetin iktidara gelmesiyle birlikte ivme kazandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, Batı Şeria’daki yerleşimleri yasal hale getirme ve yeni yerleşim birimleri inşa etme konusunda daha önceki hükümetlere kıyasla daha agresif bir politika izliyor. Bu politika, Filistin yönetimi ile İsrail arasındaki barış görüşmelerinin tamamen durmasına ve bölgedeki gerilimin tırmanmasına neden oluyor.
Filistin tarafı, İsrail’in bu tür tek taraflı adımlarının uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiğini ve barış sürecine onarılmaz zarar verdiğini vurguluyor. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yetkilileri, İsrail’in yerleşim politikalarına karşı uluslararası toplumun somut adımlar atması çağrısında bulunuyor. Ancak şu ana kadar uluslararası toplum, İsrail’e yönelik etkili bir yaptırım uygulamaktan kaçınıyor.
Uluslararası tepkiler ve bölgesel yansımalar
İsrail’in yeni yerleşim duyurusu, uluslararası toplumdan geniş çaplı kınama ile karşılandı. Avrupa Birliği (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu hatırlatarak, bu tür adımların iki devletli çözümü baltaladığını söyledi. AB, İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerin etiketlenmesi gibi bazı tedbirler almış olsa da, bu tedbirlerin yerleşim politikalarını durdurmada yetersiz kaldığı görülüyor.
Birleşmiş Milletler de İsrail’in yerleşim faaliyetlerini defalarca kınamış ve bu yerleşimlerin yasa dışı olduğunu ilan etmiştir. BM Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı, Batı Şeria dahil işgal edilmiş Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerinin “uluslararası hukukun açık ihlali” olduğunu ve “hiçbir hukuki geçerliliğinin” bulunmadığını belirtmektedir. Ancak bu kararlar, İsrail’in politikalarını değiştirmesi için yeterli baskıyı oluşturmuyor.
Bölgesel düzeyde ise, bu gelişme Arap ülkeleri ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) tarafından sert sözlerle kınandı. Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, İsrail’in yerleşim politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve barış sürecini olumsuz etkilediğini açıkladı. Ayrıca, İsrail ile ilişkilerini normalleştiren BAE, Bahreyn ve Fas gibi ülkelerin de bu yerleşim hamlelerine karşı çıkışları, dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Filistin halkı ise yerleşimlerin genişlemesine karşı direnişini sürdürüyor. Cenin bölgesi, özellikle son aylarda İsrail güçlerinin düzenlediği baskınlara sahne oluyor. Cenin mülteci kampında yaşanan şiddet olayları, bölgedeki insani durumu daha da kötüleştiriyor. Filistinli gruplar, yerleşimlere karşı halkın direnişini arttıracaklarını ilan etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği desteğin bir kez daha gündeme gelmesine neden oldu. Türkiye, daha önce İsrail’in yerleşim politikalarını kınayan açıklamalar yapmış, BM ve diğer uluslararası platformlarda Filistin’in yanında yer almıştır. Bu yeni yerleşim kararı, Türkiye’nin Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki İsrail işgaline yönelik tutumunu pekiştirmesine yol açabilir. Türkiye’nin, özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM Genel Kurulu’nda Filistin’e destek yönündeki girişimleri artırması beklenebilir. Ayrıca, bu durum, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim kaynağı olarak ortaya çıkabilir. Türkiye’nin, Filistin topraklarında kalıcı bir barışın tesisi için uluslararası topluma çağrıda bulunması ve iki devletli çözümü savunan tutumunu sürdürmesi önem taşıyor.