İsrail, İngiltere'ye Doğu Kudüs'teki konsolosluğunu bir ay içinde kapatması gerektiğini bildirdi. İsrailli yetkililerin Reuters'a verdiği bilgiye göre bu adım, İngiltere, Fransa ve Kanada'nın Batı Şeria'daki yerleşimci faaliyetlerine karşı açıkladığı yaptırımlara misilleme olarak atıldı. Tel Aviv'den gelen açıklama, İsrail'in müttefiklerine karşı artan diplomatik sertliğini gözler önüne seriyor. Konsolosluğun kapatılması, İngiltere'nin Filistin topraklarındaki diplomatik varlığını önemli ölçüde zayıflatacak.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in bu kararı, Batılı müttefikleriyle son aylarda artan gerilimin bir sonucu. İngiltere, Fransa ve Kanada, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini ve yerleşim genişlemesini gerekçe göstererek bazı İsrailli yerleşimcilere ve kuruluşlara yaptırım uygulama kararı almıştı. Bu yaptırımlar, genellikle vize yasakları ve mal varlıklarının dondurulmasını içeriyor. İsrail yönetimi, bu adımları "kabul edilemez" olarak nitelendirmiş ve karşı önlem alacağını duyurmuştu.
Doğu Kudüs'teki İngiliz konsolosluğu, 1948'den bu yana Filistinlilerle ilişkileri yürüten ve Batı Şeria'daki İngiliz diplomatik misyonunun merkezi olarak işlev gören bir kurum. İngiltere, Doğu Kudüs'ü işgal altındaki Filistin toprağı olarak tanıyor ve konsolosluk, Filistin Yönetimi ile temaslarda kritik rol oynuyor. İsrail'in talebi, aslında 2022'de kapatılan konsolosluğun yeniden açılması planlarına bir yanıt niteliğinde. İngiltere Başbakanı Keir Starmer hükümeti, seçim kampanyasında Doğu Kudüs'teki konsolosluğu yeniden açma sözü vermişti. İsrail ise bu adımı "İsrail'in egemenliğine müdahale" olarak görüyor.
İsrailli yetkililer, kararın doğrudan Başbakan Binyamin Netanyahu ve Dışişleri Bakanlığı tarafından alındığını belirtiyor. Reuters'a konuşan bir yetkili, "İngiltere'ye konsolosluğu 30 gün içinde kapatması için resmi bir nota verildi" dedi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı henüz konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Ancak diplomatik kaynaklar, Londra'nın kararı "orantısız" bulduğunu ve karşı adımlar değerlendirdiğini aktarıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, İsrail'in Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde son yıllardaki en ciddi diplomatik krizlerden biri olarak öne çıkıyor. İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yaptırım kararları, İsrail'in Gazze savaşı sonrası artan uluslararası baskıyla başa çıkma çabasının bir parçası. İsrail, özellikle yerleşimci şiddeti nedeniyle ABD dahil birçok ülkeden eleştiri alıyor. Ancak Washington henüz yerleşimcilere yaptırım uygulamadı. İngiltere'nin konsolosluk hamlesi, Filistin devletine destek mesajı olarak da okunuyor.
Öte yandan, İsrail'in bu kararı, uluslararası hukuk açısından tartışmalı. Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi'ne göre, bir devletin başka bir devletin topraklarındaki konsolosluğunu kapatmaya zorlaması, karşılıklılık ilkesine aykırı. Uzmanlar, İsrail'in bu adımının diplomatik teamüllere uymadığını belirtiyor. İngiltere, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak, İsrail'e karşı yeni yaptırımlar gündeme getirebilir. Fransa ve Kanada'nın da benzer tepkiler vermesi bekleniyor.
Bu gerilim, Orta Doğu barış sürecini de olumsuz etkiliyor. Filistin Yönetimi, İngiltere'nin konsolosluğu kapatma kararına karşı çıkarak, bunun Filistinlilerin diplomatik temsiliyetini zayıflatacağını savunuyor. Hamas ise İsrail'in "uluslararası topluma meydan okuduğunu" belirtti. Bölgede tansiyonun daha da yükselmesinden endişe ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in İngiltere'ye yönelik bu hamlesi, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail'e karşı eleştirel bir tutum sergileyen bir ülke olarak, Batılı müttefiklerin İsrail'e yaptırım uygulamasını olumlu karşılıyor. Ancak İsrail'in konsolosluk kapatma talebi, diplomatik teamüllere aykırı olduğu için uluslararası hukuk zemininde Türkiye'nin de tepkisini çekebilir. Türkiye, benzer şekilde İsrail'in kendi topraklarındaki diplomatik temsilciliklere müdahalesine karşı çıkabilir. Ayrıca, bu gelişme, Türkiye'nin Batılı ülkelerle İsrail politikası konusunda ortak zemin bulma çabalarını güçlendirebilir. Bölgesel istikrar açısından, gerilimin tırmanması Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir.