İsrail hükümeti, İngiltere'nin Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerine yönelik yaptırım kararı almasının ardından Doğu Kudüs'te bulunan İngiliz konsolosluğunun 30 gün içinde kapatılmasını talep etti. İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, kararın İngiltere'nin "tek taraflı ve uluslararası hukuka aykırı" adımına yanıt olarak alındığı belirtildi. Bu gelişme, İsrail ile Batılı müttefikleri arasındaki gerilimin Filistin meselesi üzerinden yeni bir boyuta taşındığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
İngiltere, geçtiğimiz günlerde Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlerde faaliyet gösteren bazı İsrailli kuruluşlara ve bireylere yönelik yaptırım paketini açıklamıştı. Londra yönetimi, bu adımın uluslararası hukuka uygun olduğunu ve Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerinin barış sürecini baltaladığını savunmuştu. İsrail ise yaptırımların kabul edilemez olduğunu ve İngiltere'nin "terörü destekleyen" unsurlara prim verdiğini öne sürdü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti, karşı hamle olarak Doğu Kudüs'teki İngiliz konsolosluğunun kapatılmasını istedi. Konsolosluk, İngiltere'nin Filistin Yönetimi nezdindeki fiili temsilciliği işlevini görüyordu ve Doğu Kudüs'te bulunması nedeniyle İsrail tarafından sürekli tartışma konusu yapılıyordu.
İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, kararın "İngiltere'nin İsrail'e karşı düşmanca tutumunun doğal sonucu" olduğunu ifade etti. İngiliz hükümeti ise henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak diplomatik kaynaklar, Londra'nın kararı "orantısız ve kabul edilemez" bulduğunu ve karşı adımlar değerlendirdiğini aktarıyor. İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın önümüzdeki günlerde konuya ilişkin bir açıklama yapması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Doğu Kudüs'teki konsolosluklar, uluslararası toplumun Filistin topraklarındaki diplomatik varlığının sembolü olarak görülüyor. İsrail'in 1980'de Doğu Kudüs'ü ilhak etme kararı uluslararası alanda tanınmamış, ancak İsrail bu bölgeyi başkentinin ayrılmaz parçası sayıyor. İngiltere'nin yanı sıra birçok Avrupa ülkesi, Doğu Kudüs'teki temsilcilikleri aracılığıyla Filistinlilerle ilişkilerini sürdürüyor. İsrail'in bu adımı, yalnızca İngiltere'yi değil, benzer diplomatik misyonlara sahip diğer ülkeleri de hedef alan bir mesaj niteliğinde.
Uluslararası hukuk uzmanları, İsrail'in bir yabancı ülkenin konsolosluğunu kapatmaya zorlamasının diplomatik teamüllere aykırı olduğunu belirtiyor. Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi'ne göre, konsoloslukların statüsü karşılıklı anlaşmayla belirlenir ve tek taraflı zorlama uluslararası hukuka aykırılık teşkil eder. İngiltere'nin yaptırım kararı ise ABD'nin daha önce attığı benzer adımlarla paralellik gösteriyor. Washington, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetine karışan bazı İsrailli bireylere yaptırım uygulamıştı. İngiltere'nin bu çizgiye yaklaşması, Batı'nın İsrail politikasında bir farklılaşma yaşandığı yorumlarına yol açıyor.
Orta Doğu'da tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde yaşanan bu gelişme, Gazze'deki savaşın ardından bölgesel dengeleri daha da karmaşık hale getirebilir. İsrail'in sert çıkışı, Avrupa ülkelerinin Filistin konusunda daha bağımsız bir tutum almasını engellemeye yönelik bir caydırıcılık hamlesi olarak da okunuyor. İngiltere'nin nasıl karşılık vereceği, diğer Avrupa ülkelerinin izleyeceği pozisyon açısından belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Kudüs'ün statüsü konusunda uluslararası hukuku ve Filistin'in haklarını savunan tutumunu sürdürüyor. İsrail'in İngiltere'ye yönelik bu hamlesi, Ankara'nın uzun süredir dile getirdiği "İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan tek taraflı eylemleri" tezini güçlendiriyor. İngiltere gibi bir NATO müttefikinin İsrail tarafından diplomatik olarak sıkıştırılması, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki pozisyonunu ve Orta Doğu'da yürüttüğü denge siyasetini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin meselesindeki aktif diplomasisi, bu tür krizlerde arabuluculuk veya uluslararası platformlarda inisiyatif alma fırsatı doğurabilir.