İsrail'de anayasal kriz endişeleri derinleşiyor. Bakanlar Kurulu, pazar günü yaptığı oylamada, ülkenin yayın düzenleyici kurumu için yapılan bir atamayı onaylayarak Yüksek Mahkeme'nin bu atamayı geçici olarak durdurma kararına doğrudan karşı çıktı. Kudüs'ten gelen bu hamle, hükümet ile yargı arasında tırmanan bir güç mücadelesinin en son örneği olarak değerlendiriliyor. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, yargı yetkilerini sınırlamaya yönelik tartışmalı yasa tasarısının ardından şimdi de mahkeme kararlarını tanımama noktasına geldi. Muhalefet, bu adımı 'hukukun üstünlüğüne darbe' olarak nitelendirirken, hükümet ise kararın 'demokratik bir hak' olduğunu savunuyor.
Yayın kurulu ataması ve yargı kararı
Olayın odağında, İsrail Yayın Kurumu'nun (IBA) yönetim kuruluna yapılan bir atama bulunuyor. Hükümet, daha önce atadığı bir üyenin görev süresini uzatmak istedi ancak Yüksek Mahkeme, usulsüzlük iddiaları nedeniyle bu atamayı geçici olarak durdurdu. Buna rağmen hükümet, pazar günü yaptığı oylamada atamayı onayladı ve mahkeme kararını fiilen yok saydı. İsrail'de yargı kararlarına uymamak, modern tarihte nadir görülen bir durum. Başsavcı Gali Baharav-Miara, hükümet kararını 'hukuka aykırı' ilan ederek bakanları kararı uygulamamaya çağırdı. Ancak Adalet Bakanı Yariv Levin, 'Yürütmenin yargı karşısındaki konumunu güçlendirmek zorundayız' diyerek hükümetin tavrını savundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, İsrail'de aylardır süren yargı reformu tartışmalarının yeni bir aşaması. Netanyahu hükümeti, Yüksek Mahkeme'nin yetkilerini sınırlayan bir yasa tasarısını mart ayında meclisten geçirmiş, ancak yoğun protestolar ve uluslararası eleştiriler sonrası süreci ertelemek zorunda kalmıştı. Şimdi ise hükümet, mahkeme kararını doğrudan tanımayarak daha radikal bir adım attı. Bu durum, İsrail'de demokrasinin geleceği konusunda endişeleri artırırken, bölgesel olarak da ABD ve Avrupa Birliği'nden tepki çekiyor. Washington, 'demokratik kurumlara saygı' çağrısı yaparken, BM de hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini vurguladı. Ayrıca bu kriz, İsrail'in uluslararası itibarını zedelerken, Filistinlilerle barış sürecini de olumsuz etkileyebilir. İsrail'in iç siyasetindeki bu istikrarsızlık, İran ve Hizbullah gibi aktörler tarafından yakından izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de yargı-hükümet çatışması, Türkiye'nin bölgesel politikalarını doğrudan etkilemese de, Ortadoğu'da demokrasi ve hukuk normlarının zayıflamasına işaret ediyor. Türkiye, uzun süredir yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı konularında uluslararası eleştirilere maruz kalırken, İsrail'deki benzer tartışmalar bölgesel bir eğilimi yansıtıyor. Ayrıca, İsrail'deki siyasi kriz, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği projelerini (ör. Doğu Akdeniz Doğalgaz Forumu) olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bu forumda yer almazken, İsrail'in iç istikrarsızlığı bölgesel denklemleri değiştirebilir. Ankara, İsrail'le son yıllarda normalleşme adımları atarken, bu krizin ilişkilere yansıması sınırlı kalabilir ancak takip edilmesi gereken bir gelişmedir.