İsrail ile Lübnan merkezli Hizbullah arasındaki askeri çatışmalar, son aylarda birden fazla ateşkes girişimine rağmen tüm şiddetiyle sürüyor. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından Lübnan sınırında yoğunlaşan çatışmalar, tarafların birbirlerine yönelik saldırılarını artırmasıyla daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riski taşıyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli uluslararası aktörler tarafından yapılan ateşkes çağrıları şu ana kadar somut bir sonuç vermemiş durumda.
Gelişmenin arka planı
Hizbullah, İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonlarına misilleme olarak 8 Ekim 2023'te İsrail'in kuzeyindeki hedeflere roket ve füze saldırıları başlattı. O tarihten bu yana taraflar arasında sınırlı çaplı çatışmalar sürerken, sivil kayıplar artmaya başladı. İsrail ordusu, Lübnan topraklarına hava saldırıları düzenlerken, Hizbullah da İsrail'in kuzeyindeki yerleşim birimlerini hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Her iki tarafın da kırmızı çizgileri aşmamaya özen gösterdiği gözlemlenirken, bu dengenin ne kadar süreceği belirsizliğini koruyor.
ABD, Fransa ve Katar gibi ülkelerin arabuluculuk çabaları şu ana kadar başarılı olamadı. Hizbullah, Gazze'deki ateşkes sağlanana kadar çatışmaları durdurmayacağını açıklarken, İsrail de kuzey sınırındaki tehdidi tamamen ortadan kaldırana kadar operasyonlarına devam edeceğini belirtiyor. Taraflar arasındaki bu pozisyon farkı, kalıcı bir ateşkesin önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Hizbullah çatışması sadece iki tarafı değil, tüm Ortadoğu'yu etkiliyor. İran'ın desteklediği Hizbullah ile Batı'nın müttefiki İsrail arasındaki gerilim, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. Suriye, Irak ve Yemen'deki İran destekli gruplar da çatışmalara dahil olma sinyali verirken, ABD ve İngiltere'nin Kızıldeniz'deki askeri varlığı artırması, durumun küresel boyutunu gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın bölgeye yönelik diplomatik turları da henüz istenen sonucu vermedi. Çatışmanın genişlemesi halinde enerji fiyatlarında dalgalanma ve yeni bir mülteci krizi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Hizbullah çatışmasının derinleşmesi, Türkiye'nin güney sınırlarına yakın bir bölgede istikrarsızlık anlamına geliyor. Türkiye, hem Filistin davasına verdiği destek hem de bölgesel dengeleri koruma politikası çerçevesinde, tarafları itidale davet ediyor. Ekonomik olarak, olası bir savaş enerji tedarik zincirlerini etkileyebilir ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını tehdit edebilir. Ayrıca, artan bölgesel gerginlik, Ankara'nın Suriye ve Irak'taki PKK/YPG ile mücadelesinde de dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, hem insani yardım kanallarını açık tutarak hem de diplomatik girişimleriyle çatışmanın yayılmasını önlemeyi hedefliyor.