İsrail ordusu, Lübnan merkezli Hizbullah'ı Kasım 2023'te imzalanan ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçlayarak, Lübnan'ın güneyindeki bazı bölgeler için acil tahliye emri yayımladı. Tel Aviv yönetimi, Hizbullah'ın anlaşma kapsamında silahsızlandırılması ve Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesi gerektiğini hatırlatırken, ihlallerin devamı halinde geniş çaplı askeri operasyon başlatılabileceği uyarısında bulundu. Bu gelişme, İran'ın ABD ile olası bir nükleer anlaşma pazarlığında Lübnan'ın da masaya oturması gerektiği yönündeki ısrarlı tutumuyla birlikte, bölgede tansiyonun yeniden yükseldiğine işaret ediyor.
Ateşkesin Kırılgan Yapısı ve İhlal İddiaları
İsrail ve Hizbullah arasında varılan ateşkes, ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda sağlanmış ve sınırda aylardır süren çatışmalara son vermişti. Ancak anlaşma metninde Hizbullah'ın silahlı varlığını Litani Nehri'nin kuzeyine çekmesi, Lübnan ordusunun güney bölgesinde kontrolü sağlaması ve İsrail'in de Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi öngörülüyordu. İsrail, son günlerde Hizbullah'a ait olduğunu iddia ettiği bazı mevzilerde roket fırlatma rampaları tespit edildiğini ve bu durumun ateşkesi ihlal ettiğini savunuyor. Buna karşılık Hizbullah, silahlarını bırakmadığını ancak ateşkese bağlı kaldığını ve İsrail'in sürekli olarak Lübnan hava sahasını ihlal ettiğini belirterek suçlamaları reddediyor. Tahliye emrinin, İsrail'in kuzey sınırına yakın Lübnan köylerini hedef alması, sivil halk arasında paniğe yol açarken, on binlerce kişinin yeniden yer değiştirmek zorunda kalabileceği endişesi oluşuyor.
İran Faktörü ve Lübnan'ın Barış Sürecine Dahil Edilmesi Talebi
İsrail-Hizbullah geriliminin tırmandığı bir dönemde, İran'ın ABD ile yürüttüğü nükleer müzakerelere Lübnan'ı da dahil etme girişimi dikkat çekiyor. Tahran yönetimi, ABD ile varılacak herhangi bir anlaşmanın kapsamının Lübnan'daki Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına da yönelmesi gerektiğini savunarak, aslında kendi nükleer programına yönelik baskıyı hafifletmeye çalışıyor. Bu bağlamda İran, Lübnan'ın güvenliğini garanti altına almayan bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini açıkça ifade ediyor. Uzmanlar, İran'ın bu tutumunun iki amacı olduğunu belirtiyor: Birincisi, Hizbullah'ın İran'ın bölgedeki en önemli vekil gücü olarak korunması; ikincisi ise ABD'yi çok boyutlu bir pazarlığa zorlayarak kendi elini güçlendirmek. ABD yönetimi ise Lübnan meselesini nükleer müzakerelerden ayrı tutmaya çalışsa da, İran'ın bu konudaki ısrarı karşısında esneklik göstermesi bekleniyor. Bu durum, hem Lübnan'ın iç dinamiklerini hem de İsrail'in güvenlik politikalarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor.
Bölgesel Gerilimin Yansımaları ve Küresel Boyut
İsrail ile Hizbullah arasındaki ateşkesin bozulma ihtimali, sadece Lübnan ve İsrail için değil, tüm Orta Doğu için ciddi sonuçlar doğurabilir. İran destekli Hizbullah'ın yeniden aktif çatışmaya girmesi, Lübnan'ı daha derin bir krizin içine sürüklerken, İsrail'de de hükümetin kuzey sınırında güvenlik önlemlerini artırmasına neden oluyor. Ayrıca İran'ın nükleer müzakereleri Lübnan dosyasıyla ilişkilendirmesi, ABD ve Avrupa Birliği'nin diplomatik çabalarını karmaşık hale getiriyor. Birleşmiş Milletler, her iki tarafı da ateşkese uymaya çağırırken, bölgede insani yardım kuruluşları olası bir çatışma durumunda sivil kayıpların artacağı uyarısında bulunuyor. Özellikle Lübnan'ın zaten ağır bir ekonomik krizle boğuştuğu bu dönemde, yeni bir savaşın ülkeyi daha da istikrarsızlaştırmasından endişe ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin yakından izlediği bir bölgesel krize işaret ediyor. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını desteklerken, İsrail-Hizbullah çatışmasının büyümesi halinde Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini ve mülteci akınlarını etkileyecek bir atmosfer oluşabilir. Ayrıca İran'ın ABD ile müzakerelerde Lübnan'ı öne çıkarması, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini ve arabuluculuk rolünü dolaylı olarak etkileyebilir. Türk dış politikası, bu süreçte hem Lübnan'daki diplomatik varlığını kullanarak tansiyonu düşürmeye çalışacak hem de kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda NATO ve AB ile koordinasyonu sürdürecektir.