Filistinli Mahkumları Savunma Merkezi (PCD), Perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail hapishanelerinde halen 360 Filistinli çocuğun tutulduğunu bildirdi. Bağımsız insan hakları örgütü, bu çocuklardan 160'ının mahkumiyet kararıyla cezaevinde bulunduğunu, 200'ünün ise herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın idari gözaltında tutulduğunu belirtti. İdari gözaltı, İsrail'in 1945 tarihli Acil Durum Yönetmelikleri'ne dayanarak şüphelileri süresiz olarak, genellikle 6 aylık yenilenebilir dönemler halinde, yargılamadan alıkoymasına olanak tanıyan bir uygulama. PCD, tutuklu çocukların çoğunun Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ten olduğunu, bazılarının ise Gazze Şeridi'nden alıkonulduğunu aktardı.
Gelişmenin arka planı
Örgütün açıklamasına göre, tutuklu çocukların yaşları 12 ile 17 arasında değişiyor. En küçük tutuklu çocuğun 12 yaşında olduğu belirtilirken, bu durum uluslararası hukuk açısından ciddi endişelere yol açıyor. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 37. maddesi, çocukların tutuklanmasının son çare olması ve mümkün olan en kısa süreyle sınırlandırılması gerektiğini hükme bağlıyor. İsrail ise bu sözleşmeyi 1991 yılında onaylamış olmasına rağmen, uygulamada sık sık ihlaller yaşandığı yönünde eleştiriler alıyor. PCD, ayrıca tutuklu çocukların sorgu sırasında fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kaldığını, aileleriyle görüşmelerinin kısıtlandığını ve avukat yardımına erişimlerinin engellendiğini iddia ediyor. Bu iddialar, daha önce UNICEF ve Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşların raporlarında da dile getirilmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Filistinli çocukların tutuklanması, İsrail-Filistin çatışmasının insan hakları boyutunu bir kez daha gündeme taşıyor. Özellikle 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısının ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları sırasında, Batı Şeria'da da tutuklamaların arttığı gözleniyor. Filistin Esirler Cemiyeti'ne göre, 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da 8.000'den fazla Filistinli gözaltına alındı; bunların arasında yüzlerce çocuk bulunuyor. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'e çocukların tutuklanmasına ilişkin endişelerini dile getirse de, somut adımlar atmakta yetersiz kalıyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve diğer insan hakları örgütleri, İsrail'i çocuk hakları ihlalleri konusunda uyarıyor. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Filistin'de işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturması kapsamında, çocukların tutuklanması da potansiyel bir savaş suçu olarak değerlendiriliyor. Bu durum, İsrail'in uluslararası alanda artan izolasyonuna katkıda bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel destek çerçevesinde doğrudan ilgi alanına giriyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Filistinli çocukların durumunu gündeme getirebilir. Ayrıca, İsrail ile son dönemde yaşanan diplomatik gerilimler göz önüne alındığında, Ankara'nın bu konuyu uluslararası kamuoyunda daha fazla vurgulaması beklenebilir. Bölgesel olarak, Filistinli çocukların tutuklanması, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı uygulamalarının bir parçası olarak Türk dış politikasının eleştirel söylemini güçlendirebilir. Ancak, doğrudan Türkiye'ye yönelik bir ekonomik veya güvenlik etkisi bulunmamaktadır.