Middle East Eye'ın (MEE) yayımladığı bir rapora göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsviçre merkezli iki gizemli şirket, İsrail'in en büyük ham petrol tedarikçileri arasında yer alıyor. Raporda, bu şirketlerin kimliklerinin ve sahiplik yapılarının belirsiz olduğu, İsrail'e yapılan petrol sevkiyatlarında kilit rol oynadıkları belirtildi. İsrail, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal etmek zorunda ve bu tedarik zincirindeki şeffaflık eksikliği dikkat çekiyor.
Gizemli Şirketlerin Kimliği ve Faaliyetleri
Habere göre, söz konusu şirketlerden biri BAE'nin Dubai kentinde, diğeri ise İsviçre'nin Cenevre kentinde kayıtlı. Her iki firmanın da kamuya açık çok az bilgisi bulunuyor; ne kurumsal web siteleri ne de basına yansıyan yetkilileri var. MEE'nin incelediği gemi takip verileri ve ticaret kayıtlarına göre, bu şirketler son yıllarda İsrail'in Hayfa ve Aşdod limanlarına düzenli olarak ham petrol sevkiyatı gerçekleştirdi. Sevkiyatların büyüklüğü, şirketlerin İsrail pazarındaki payının azımsanmayacak düzeyde olduğunu gösteriyor. Özellikle 2020'de İsrail ile BAE arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları sonrası iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin hızla gelişmesi, bu tür gizli ticari bağlantıların önünü açmış olabilir. Raporda, şirketlerin isimleri açıkça zikredilmese de, faaliyet gösterdikleri bölgeler ve ticaret hacimleri itibarıyla dikkat çekici oldukları vurgulanıyor. Uzmanlar, bu tür paravan şirketlerin genellikle yaptırımlardan kaçınmak, vergi avantajı sağlamak veya siyasi hassasiyetleri gizlemek için kullanıldığını belirtiyor.
İsrail, doğal kaynaklar açısından fakir bir ülke ve ham petrol ihtiyacının neredeyse tamamını ithalatla karşılıyor. Ülkenin enerji güvenliği, çeşitlendirilmiş tedarikçilere bağlı. Ancak son yıllarda İsrail'e petrol sağlayan ülkeler arasında Azerbaycan, Kazakistan, Nijerya ve bazı Güney Amerika ülkeleri öne çıkıyordu. MEE'nin haberine göre, BAE ve İsviçre merkezli bu iki şirket, bu geleneksel tedarikçilerin arasına girerek pazar payını artırdı. Bu durum, İsrail'in enerji tedarikinde yeni ve şeffaf olmayan aktörlerin devreye girdiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'daki jeopolitik dengeler açısından birkaç açıdan önem taşıyor. Öncelikle, İbrahim Anlaşmaları sonrası İsrail ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik entegrasyon hız kazandı. BAE, bu süreçte İsrail ile en fazla ticaret yapan Körfez ülkesi konumunda. Ancak bu ticaretin bir kısmı, resmi kanallar yerine paravan şirketler üzerinden yürütülüyor olabilir. Bu durum, bölgesel ticaretin şeffaflığı ve hesap verebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
İkincisi, İsviçre'nin rolü dikkat çekici. Cenevre, uluslararası emtia ticareti ve finans merkezi olarak biliniyor. Birçok petrol ve doğalgaz ticareti şirketi İsviçre'de kayıtlı. Ancak bu şirketlerin sahiplik yapıları genellikle karmaşık ve gizlilik perdesi altında. İsviçre merkezli bir firmanın İsrail'e petrol sevkiyatında aracı olması, küresel emtia ticaretinde şeffaflık eksikliğinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Üçüncüsü, bu tür gizli tedarik zincirleri, uluslararası yaptırımlar ve insan hakları ihlalleri bağlamında da tartışma konusu. İsrail'in Filistin topraklarındaki işgali nedeniyle bazı ülkeler ve kuruluşlar İsrail'e yönelik yaptırım çağrıları yapıyor. Bu tür şirketlerin, olası yaptırımlardan kaçınmak için paravan yapılar kullandığı iddia ediliyor. Ayrıca, ham petrol ticaretinin çevresel etkileri ve iklim kriziyle mücadele kapsamında fosil yakıt ticaretinin azaltılması gerektiği yönündeki çağrılarla çelişiyor.
Bölgesel açıdan, İran'ın da bu ticaretten rahatsız olduğu biliniyor. İran, İsrail'e yapılan her türlü tedarikin kendi güvenliğine tehdit oluşturduğunu savunuyor. Bu tür gizli şirketlerin varlığı, İran'ın istihbarat ve askeri hedefleri açısından yeni bir faktör olabilir. Öte yandan, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde ekonomik çıkarları ön planda tutuyor. Bu tür ticari faaliyetler, normalleşmenin arka planındaki pragmatik yaklaşımı gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerini sürdürmekle birlikte, Filistin meselesinde hassas bir denge gözetiyor. BAE ve İsviçre merkezli gizli şirketlerin İsrail'e petrol tedariki, Türkiye'nin bölgesel enerji koridorları ve ticaret yolları üzerindeki stratejik konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarının paylaşımı ve İsrail'in doğalgazını Avrupa'ya taşıma projelerinde aktif rol almak istiyor. Bu tür şeffaf olmayan ticari yapılar, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve siyasi nüfuzunu zayıflatabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile olan ticaret hacmi son yıllarda dalgalı bir seyir izlerken, bu tür gizli kanalların varlığı, resmi ticaret istatistiklerinin gerçeği yansıtmadığı endişesini doğurabilir. Türkiye, bölgesel istikrar ve enerji güvenliği için tedarik zincirlerinin şeffaflığını savunmalı ve uluslararası platformlarda bu konuyu gündeme getirmelidir.