İsrail ordusu, 2024 yılının sonlarından bu yana işgal altında tuttuğu güney Suriye'deki sözde güvenlik bölgesinde düzenlediği operasyonda 'silahlı teröristleri' etkisiz hale getirdiğini açıkladı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan yazılı açıklamada, operasyonun bölgedeki İsrail vatandaşlarına ve askerlerine yönelik her türlü tehdidi ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamada, öldürülen kişilerin sayısına ve kimliklerine ilişkin ayrıntılı bilgi verilmezken, operasyonun İsrail'in güvenlik çıkarları doğrultusunda sürdürüleceği vurgulandı.
Güney Suriye'deki İsrail Varlığı ve Arka Planı
İsrail, 2024'ün son çeyreğinde Suriye'nin güneyinde, Golan Tepeleri'nin bitişiğinde yer alan bir bölgeyi 'güvenlik bölgesi' ilan ederek fiilen işgal etmişti. Tel Aviv yönetimi, bu adımı İran destekli milis gruplarının ve Suriye hükümet güçlerinin İsrail sınırına yaklaşmasını engellemek için aldığını savunuyor. Ancak Şam yönetimi, bu hamleyi toprak bütünlüğüne yönelik bir ihlal olarak nitelendirerek uluslararası topluma şikayette bulunmuştu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) konuya ilişkin henüz bağlayıcı bir karar alamadığı gözlemleniyor.
Bölgedeki gerilim, özellikle Suriye iç savaşının başladığı 2011 yılından bu yana zaman zaman tırmanış göstermişti. İsrail, Suriye'de İran'a bağlı askeri unsurları hedef alan yüzlerce hava saldırısı düzenlemiş, ancak kara operasyonları genellikle sınırlı tutulmuştu. Son olarak 2024 sonunda başlatılan kara varlığı, İsrail'in Suriye topraklarında en uzun süreli askeri konuşlanması olarak kayıtlara geçti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in güney Suriye'deki varlığı, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkiliyor. Rusya, İran ve Türkiye gibi aktörlerin dahil olduğu Astana süreci, Suriye'nin kuzeyinde istikrarı sağlamaya çalışırken, güneyde İsrail'in tek taraflı adımları yeni bir kriz alanı yaratma potansiyeli taşıyor. ABD yönetimi, İsrail'in güvenlik endişelerini anlayışla karşıladığını belirtirken, Avrupa Birliği (AB) ise uluslararası hukuka aykırı herhangi bir işgalin kabul edilemeyeceğini vurguluyor. Bu gelişme, Suriye'deki savaşın sona erdirilmesi çabalarını da olumsuz etkileyebilir.
Uzmanlar, İsrail'in güney Suriye'deki bu hamlesinin, İran'ın bölgedeki nüfuzunu kırmaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu değerlendiriyor. Tahran ise bu tür operasyonları 'işgal' olarak nitelendirerek misilleme tehdidinde bulunuyor. Bölgesel güçler arasındaki bu gerginlik, Arap ülkelerinin İsrail'le normalleşme sürecini de sekteye uğratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in güney Suriye'deki askeri varlığını sürdürmesi, Türkiye'nin Suriye politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Suriye'nin toprak bütünlüğünü koruma ilkesini benimserken, İsrail'in bu tek taraflı adımı bölgede yeni bir istikrarsızlık unsuru yaratıyor. Özellikle Türkiye'nin terörle mücadele kapsamında Suriye'nin kuzeyinde yürüttüğü operasyonlar, güneyde İsrail'in varlığıyla birlikte daha karmaşık bir zemine oturuyor. Ayrıca, bu durum Türkiye-İsrail ilişkilerinde mevcut gerginliği daha da artırabilir. Bölgesel dengeler açısından, Türkiye'nin Suriye'de kalıcı bir çözüm için uluslararası arabuluculuk çabalarını sürdürmesi kritik önem taşıyor.