İsrail güçleri, güney Suriye'nin Dera ve Kuneytra kırsalındaki yerleşim bölgelerine topçu ateşi açtı. Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan bilgilere göre, saldırılar sırasında İsrail ordusuna ait top mermileri sivil evlerin bulunduğu alanlara isabet etti. Olayda can kaybı veya yaralanma olup olmadığı henüz netleşmedi. Bölgedeki yerel kaynaklar, saldırının gece saatlerinde gerçekleştiğini ve halk arasında paniğe yol açtığını aktardı.
Gelişmenin arka planı
Suriye'nin güneyi, 2011'de başlayan iç savaştan bu yana istikrarsız bir bölge olarak öne çıkıyor. İsrail, uzun süredir Suriye topraklarında İran bağlantılı milis gruplarına ve Lübnan Hizbullahı'na ait hedefleri vuruyor. Ancak son dönemde İsrail saldırılarının kapsamı genişleyerek doğrudan sivil yerleşim alanlarına yöneldiği yönünde iddialar artıyor. Dera ve Kuneytra, İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'ne yakınlığı nedeniyle stratejik öneme sahip. İsrail, 1967'den beri Golan Tepeleri'ni işgal altında tutuyor ve bu bölgeyi tampon bölge olarak görüyor. Suriye rejiminin devrilmesinin ardından ülkede oluşan otorite boşluğu, İsrail'in askeri operasyonlarını daha da cesaretlendirmiş durumda.
2018'de ABD'nin Golan Tepeleri'ndeki İsrail egemenliğini tanıması, bölgedeki gerilimi tırmandıran bir diğer etken oldu. İsrail, son yıllarda Suriye'deki İran destekli gruplara yönelik yüzlerce hava saldırısı düzenledi. Ancak bu son saldırı, doğrudan sivil evleri hedef alması bakımından öncekilerden farklılaşıyor. Uluslararası hukuk açısından sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırılar savaş suçu kapsamında değerlendiriliyor. Bölgedeki insan hakları örgütleri, son aylarda İsrail'in Suriye'deki saldırılarında sivil kayıpların arttığına dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in güney Suriye'ye yönelik saldırıları, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da bozuyor. Suriye'de Esad rejiminin sona ermesinin ardından ülke, farklı aktörlerin nüfuz mücadelesine sahne oluyor. İsrail, kuzey sınırında İran'ın varlığını kendisi için varoluşsal bir tehdit olarak görüyor ve bu tehdidi bertaraf etmek için askeri yöntemleri tercih ediyor. Öte yandan Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığını büyük ölçüde azaltması, İsrail'in hareket alanını genişletmiş durumda. ABD yönetimi ise İsrail'in kendini savunma hakkını desteklemekle birlikte, sivil kayıplar konusunda zaman zaman uyarılarda bulunuyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, Suriye'deki tüm taraflara uluslararası hukuka uygun hareket etme çağrısı yapıyor. Bölgedeki tırmanma, Lübnan ve Ürdün gibi komşu ülkeleri de olumsuz etkiliyor; mülteci akınları ve güvenlik endişeleri artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in güney Suriye'de sivil evleri hedef alan saldırıları, Türkiye'nin Suriye politikası ve bölgesel güvenlik stratejisi açısından kritik sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini savunurken, İsrail'in askeri müdahalelerini endişeyle izliyor. Saldırılar, Suriye'deki istikrarsızlığı derinleştirerek yeni göç dalgalarına yol açabilir; bu da Türkiye'nin sınır güvenliğini ve ekonomik yükünü artırır. Ayrıca İsrail'in bölgede artan etkinliği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Levant'taki çıkarlarıyla çelişebilir. Ankara, uluslararası platformlarda sivil kayıpları gündeme getirerek diplomatik baskı unsuru oluşturabilir. Türkiye'nin İsrail ile normalleşme süreci de bu tür saldırılar nedeniyle sekteye uğrayabilir. Sonuç olarak, İsrail'in eylemleri, Türkiye'yi Suriye'de daha aktif bir denge politikası izlemeye itebilir.