Irak ordusunda görevli bir komutan, Suudi Arabistan'a yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarına karıştığı gerekçesiyle görevden alındı. Bağdat yönetiminden yapılan açıklamaya göre, söz konusu komutanın İran destekli milis gruplarla bağlantılı olduğu ve saldırıların planlanmasında rol oynadığı iddia ediliyor. Olay, Irak'ın egemenlik sahası içinde faaliyet gösteren silahlı grupların bölgesel istikrarı nasıl tehdit ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Saldırıların Arka Planı ve Irak'ın İkilemi
Son aylarda Suudi Arabistan'a yönelik İHA saldırılarında artış yaşanmıştı. Suudi yetkililer, saldırıların Irak topraklarından yönlendirildiğini belirterek Bağdat'tan sorumluluk talep etmişti. Irak hükümeti ise hem İran yanlısı milislerin baskısı hem de Suudi Arabistan ile ilişkileri dengeleme çabası arasında sıkışmış durumda. Görevden alınan komutanın, İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü ile irtibatlı olduğu öne sürülüyor. Bu durum, Irak ordusunun resmi yapısı içinde dahi gayri resmi silahlı unsurların etkili olabileceğini gösteriyor.
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, göreve geldiğinden bu yana silahlı grupların devlet dışı eylemlerini kontrol altına alma sözü vermişti. Ancak İran'a yakın milislerin siyasi ve askeri nüfuzu, bu hedefi zorlaştırıyor. Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar, Riyad ile Bağdat arasındaki ilişkileri germenin yanı sıra, Irak'ın Arap dünyasındaki konumunu da zedeliyor.
Uzmanlar, görevden almanın sembolik bir adım olduğunu, ancak İran yanlısı milislerin Irak'taki varlığını sona erdirmeye yetmeyeceğini belirtiyor. Saldırıların arkasındaki yapının tam olarak ortaya çıkarılması için daha kapsamlı bir soruşturma gerekiyor. Irak Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili detaylı bir açıklama yapmaktan kaçınıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Suudi Arabistan, İHA saldırılarını doğrudan İran'ın bölgesel yayılmacılığının bir parçası olarak görüyor. Riyad, son yıllarda İran destekli Husilerin Yemen'den düzenlediği saldırılarla da mücadele ediyor. Irak üzerinden gelen saldırılar, Suudi hava savunma sistemlerinin etkinliği ve bölgesel güvenlik mimarisi açısından yeni bir tehdit oluşturuyor. ABD, Irak'daki İran yanlısı milisleri hedef alan yaptırımlar uygularken, Irak hükümetine de bu grupların kontrol altına alınması çağrısı yapıyor.
İran ise saldırılarla bağlantısını reddediyor ve Irak'ın iç işlerine karışmadığını savunuyor. Ancak bölgedeki birçok gözlemci, İran'ın Irak'taki milis gruplar aracılığıyla Suudi Arabistan'a karşı vekalet savaşı yürüttüğünü düşünüyor. Bu durum, 2015'ten bu yana Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'de İran destekli Husilerle savaştığı bir dönemde, çatışmanın coğrafyasını genişletiyor.
Irak'ın görevden alma kararı, aynı zamanda İran ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimde Bağdat'ın taraf seçme baskısıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Irak, her iki ülkeyle de ekonomik ve siyasi bağlarını korumak istiyor. Ancak silahlı grupların bağımsız hareket etmesi, bu dengeyi sürdürmeyi zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Irak'taki İran yanlısı milislerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengeleri açısından yakından takip ettiği bir konu. Türkiye, Irak'ın kuzeyinde PKK ile mücadele ederken, İran destekli grupların Irak'ta güçlenmesi Ankara'nın stratejik çıkarlarını olumsuz etkiliyor. Ayrıca Suudi Arabistan ile savunma ve ekonomi alanında işbirliğini derinleştiren Türkiye, Riyad'a yönelik saldırıları istikrarsızlık kaynağı olarak görüyor. Irak'ta devlet dışı aktörlerin artan etkisi, Türkiye'nin bölgedeki enerji güvenliği ve ticaret yolları için de risk oluşturuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Irak ve Körfez ülkeleriyle yürüttüğü diplomasi trafiğinde dikkate alınması gereken bir faktör olarak öne çıkıyor.