İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Suriye'nin güneyindeki Dera iline bağlı köylerde geniş çaplı bir operasyon başlatarak çok sayıda eve baskın düzenledi ve onlarca kişiyi gözaltına aldı. Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, İsrail askerleri sabah erken saatlerde köylere girerek belirli hanelerde aramalar yaptı. Operasyonun, İsrail'in bölgedeki nüfuzunu artırma ve İran destekli milis gruplarının faaliyetlerini engelleme çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Gözaltına alınanların kimlikleri ve sayısı hakkında resmi bir açıklama yapılmazken, bölgedeki gerginliğin giderek arttığı gözlemleniyor.
Gelişmenin arka planı
Suriye'nin güneyi, 2011'den bu yana süren iç savaşın ardından 2018'de rejim güçlerinin kontrolüne geçmişti. Ancak son dönemde İsrail, bu bölgede sık sık hava saldırıları düzenliyor ve zaman zaman kara operasyonlarıyla da hedeflerine ulaşmaya çalışıyor. İsrail, İran'ın Suriye'deki askeri varlığını ve Lübnan'daki Hizbullah'a silah sevkiyatını engellemek için bu operasyonların gerekli olduğunu savunuyor. Özellikle 7 Ekim'de başlayan Gazze savaşından sonra İsrail'in Suriye'deki operasyonlarının arttığı belirtiliyor. Bu baskınlar, sadece askeri hedeflerle sınırlı kalmayıp sivil halkın yaşamını da doğrudan etkiliyor. Gözaltına alınanların büyük bölümünün, daha önce rejim karşıtı gruplarla bağlantılı oldukları ya da İsrail'e karşı istihbarat faaliyeti yürüttükleri iddia edilen kişiler olduğu öne sürülüyor.
Baskınların yaşandığı Dera bölgesi, 2011'deki halk ayaklanmasının sembol kentlerinden biri olarak biliniyor. 2018'de Rusya'nın arabuluculuğuyla yapılan ateşkes anlaşması sonrası bölge rejim kontrolüne geçmişti. Ancak bu süreçte İsrail, bölgedeki istihbarat ağını güçlendirdi ve zaman zaman yerel halkla iş birliği yaparak rejim karşıtı unsurları kullanmaya çalıştı. Uzmanlar, bu tür operasyonların bölgedeki istikrarı daha da zayıflattığını ve halkın tepkisini artırdığını belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail'in Suriye'deki operasyonları, sadece iki ülke arasındaki bir mesele olmaktan çıkmış durumda. Özellikle İran'ın bölgedeki varlığı ve Hizbullah'la kurduğu ittifak, Orta Doğu'daki güç dengelerini doğrudan etkiliyor. İsrail, bu operasyonlarla İran'ın Suriye üzerinden Lübnan'a silah transferini kesmeyi hedefliyor. Ancak bu hedef doğrultusunda Suriye topraklarının egemenliğini ihlal etmesi, uluslararası toplumda tepkiyle karşılanıyor. Birleşmiş Milletler, İsrail'in Suriye'deki operasyonlarını kınarken, ABD ise İsrail'in meşru müdafaa hakkını destekliyor. Bu durum, bölgesel krizin derinleşmesine ve yeni bir çatışma riskinin artmasına neden oluyor.
Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı da İsrail'in operasyonlarını sınırlandıran önemli bir faktör. İsrail ve Rusya arasında yapılan askeri koordinasyon anlaşması sayesinde, iki ülke arasında olası bir çatışmanın önüne geçiliyor. Ancak son dönemde Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya'nın bölgedeki dikkati dağılmış durumda. Bu da İsrail'e daha geniş bir hareket alanı sağlıyor. Uzmanlar, İsrail'in bu fırsatı değerlendirerek Suriye'deki operasyonlarını artırabileceği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası ve bölgesel güvenliği açısından önem taşıyor. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini savunuyor ve İsrail'in operasyonlarını egemenlik ihlali olarak değerlendiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin kuzey Suriye'de PKK/YPG'ye karşı yürüttüğü operasyonlar, İsrail'in güneydeki faaliyetleriyle birlikte düşünüldüğünde, Suriye'nin kuzeyi ve güneyi arasında paralel bir işgal sürecinin yaşandığı yorumlarına neden oluyor. Türkiye, İsrail'in bölgedeki bu adımlarının istikrarsızlığı artıracağını ve yeni göç dalgalarına yol açabileceğini düşünüyor. Bu nedenle Ankara, uluslararası toplumu İsrail'in bu ihlallerine karşı harekete geçmeye çağırıyor.