İsrail güçleri, Suriye'nin güneybatısındaki Dera ve Kuneytra bölgelerine yönelik saldırı başlatarak bu bölgelerde ilerleme kaydetti. Çarşamba günü sabah saatlerinde başlayan harekat, İsrail ordusunun 1973 savaşından bu yana bu bölgeye yaptığı en kapsamlı kara girişimi olarak değerlendiriliyor. Saldırıda en az dört Suriye askerinin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail yönetimi, harekatın İran destekli milis gruplarının bölgedeki faaliyetlerine karşı bir önlem olduğunu belirtirken, Şam yönetimi bu saldırıyı ateşkes ihlali olarak nitelendirdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, gelişmeyi ele almak üzere acil toplantıya çağrıldı.
Gelişmenin arka planı ve askeri boyut
İsrail ordusu, Kuneytra bölgesindeki tampon bölgeyi geçerek Dera kırsalındaki birkaç stratejik noktayı ele geçirdi. Bu noktalar arasında, daha önce Suriye hükümet güçleri ve İran destekli gruplar tarafından kullanılan askeri üsler ve gözetleme noktaları yer alıyor. İsrail yetkilileri, harekatın sınırlı olduğunu ve Suriye rejimini hedef almadığını, sadece İran destekli grupların oluşturduğu tehdidi bertaraf etmeyi amaçladığını savunuyor. Öte yandan, Suriye Dışişleri Bakanlığı, saldırının uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek, BM'ye başvuruda bulundu. Rusya ise bölgedeki istikrarın bozulmasından endişe duyduğunu ve taraflar arasında diyalog çağrısı yaptı. Bölgede son günlerde İsrail'e ait insansız hava araçlarının Suriye hava sahasını ihlal ettiğine dair raporlar da artmıştı.
Analistler, İsrail’in bu hamlesini, İran’ın Suriye’deki askeri varlığını artırma çabalarına bir yanıt olarak yorumluyor. İsrail, uzun süredir İran'ın Golan Tepeleri sınırında kalıcı bir askeri üs kurmaya çalıştığını iddia ediyor. Ancak bu tür bir kara müdahalesi, iki ülke arasında doğrudan bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah yaptığı açıklamada, İsrail’in bu saldırısına karşılıksız kalmayacaklarını belirterek, “Golan’da dengeyi bozan her adım karşılığını bulacaktır” dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, zaten kırılgan olan Suriye’deki ateşkesi daha da tehdit ediyor. Özellikle ABD, İsrail’in meşru müdafaa hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini belirtirken, Avrupa Birliği itidalli olunması çağrısı yaptı. BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, tarafları ‘sorumlu davranmaya’ çağırdı. Öte yandan, Körfez ülkelerinden Katar ve Suudi Arabistan İsrail’in saldırısını kınayarak, uluslararası toplumun müdahale etmesini istedi. Bölgedeki diğer aktörlerden Türkiye, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik her türlü saldırısını kınadı. İsrail’in bu hamlesinin, yaklaşan İran nükleer müzakereleri öncesinde tansiyonu yükselttiği belirtiliyor. Ayrıca, Rusya’nın Ukrayna’daki savaş nedeniyle dikkatinin dağılmış olmasından yararlanan İsrail’in, Suriye’de daha önce cesaret edemediği adımları atabildiği yorumları yapılıyor.
Bölgesel uzmanlara göre, bu saldırı sadece İsrail-Suriye ilişkilerini değil, aynı zamanda İsrail-Lübnan ve İsrail-İran arasındaki gerilimi de tırmandırabilir. Hizbullah’ın sınıra yakın Şii köylerinde yoğunluk gözleniyor. Ayrıca, Ürdün de sınır güvenliği endişesiyle ek önlemler aldığını duyurdu. Bu krizin, Suriye’ye dönük insani yardım çabalarını da olumsuz etkilemesinden endişe ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir dönemeçtir. Türkiye, İsrail'in Suriye toprak bütünlüğüne yönelik bu ihlalini Birleşmiş Milletler nezdinde protesto etmiştir. Güney sınırında sıcak bir çatışma riski, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir. Ayrıca, bölgedeki güç dengesi değişiklikleri, Türkiye'nin İdlib ve Fırat'ın doğusundaki askeri varlığına dolaylı etkiler yaratabilir. Diplomatik olarak, Türkiye'nin hem Rusya hem de İran ile koordinasyon halinde hareket etme gerekliliği, Ankara'nın dış politikadaki manevra alanını daraltabilir. Öte yandan, İsrail-Suriye gerginliği, Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Doğu Akdeniz ittifakları üzerinde de yeni baskılar oluşturabilir.