İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın güneyinde yer alan ve haftalardır kuşatma altında tutulan Hebron (El-Halil) kentinde düzenledikleri arama operasyonlarında 20 Filistinliyi gözaltına aldı. Filistinli kaynaklara göre gözaltılar, kentin çeşitli mahallelerinde gece saatlerinde başlayan ve sabahın erken saatlerine kadar süren ev baskınları sırasında gerçekleşti. İsrail ordusu operasyonun gerekçesini açıklamazken, bölgedeki Filistinli sakinler kentin giriş çıkışlarının kapatıldığını ve hareketliliğin ciddi şekilde kısıtlandığını belirtiyor.
Kuşatma ve baskınlar günlük hayatı felç etti
Hebron, yıllardır İsrail'in sıkı güvenlik önlemleriyle karşı karşıya olan bir kent. Ancak son haftalarda uygulanan kuşatma, kentin tüm mahallelerinde hayatı durma noktasına getirmiş durumda. Görgü tanıklarına göre İsrail askerleri, ana caddelerde ve mahalle aralarında kontrol noktaları oluşturarak kimlik kontrolü yapıyor; bazı sokaklar tamamen kapatılmış durumda. Filistin Kızılayı'na bağlı ekiplerin yaralılara ulaşmakta zorluk çektiği, eğitim kurumlarının ve iş yerlerinin kepenk indirdiği ifade ediliyor.
Gözaltına alınanların kimlikleri henüz netleşmezken, Filistinli esir dernekleri gözaltıların arasında eski tutukluların ve gençlerin bulunduğunu öne sürüyor. İsrail ordusu, operasyonların "güvenlik gerekçesiyle" yürütüldüğünü belirtmekle yetiniyor. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, bu tür toplu gözaltıların kolektif cezalandırma niteliği taşıdığına ve Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğuna dikkat çekiyor.
Hebron'un stratejik ve sembolik önemi
Hebron, Batı Şeria'nın en büyük kenti olmasının yanı sıra, Yahudi ve Müslümanlar için kutsal sayılan İbrahim Camii'ne (Mescid-i İbrahim) ev sahipliği yapması nedeniyle sembolik bir öneme sahip. Kentte yaklaşık 200 bin Filistinli yaşarken, uluslararası hukuka aykırı yerleşim birimlerinde yaşayan yüzlerce İsrailli yerleşimci bulunuyor. Bu durum, kentte sürekli bir gerilim kaynağı oluşturuyor. İsrail'in 1997'de imzalanan Hebron Protokolü çerçevesinde kentin büyük bölümünün kontrolünü Filistin yönetimine devretmesine rağmen, güvenlik güçleri kentte istediği zaman operasyon düzenleyebiliyor.
Son kuşatma, İsrail hükümetinin Batı Şeria genelinde artan baskı politikasının bir parçası olarak görülüyor. Özellikle son aylarda Filistinli gruplara yönelik düzenlenen operasyonlarda yüzlerce kişi gözaltına alındı. Filistin yönetimi, uluslararası toplumu İsrail'in "cezasızlık" politikasına karşı harekete geçmeye çağırıyor, ancak somut bir adım atılmış değil.
Uluslararası tepkiler ve bölgesel yansımalar
İsrail'in Hebron'daki operasyonları, uluslararası alanda sınırlı da olsa tepki topluyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Batı Şeria'daki gözaltıların uluslararası hukuka uygunluğunun sorgulanması gerektiğini belirtirken, Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Arap Birliği ise İsrail'in "provokatif" eylemlerinin bölgede tansiyonu yükselttiği uyarısında bulundu.
Uzmanlar, Hebron'daki gelişmelerin Filistin-İsrail çatışmasının daha geniş bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. İsrail'in yeni hükümetinin yerleşimci yanlısı politikaları ve Batı Şeria'da artan şiddet olayları, iki devletli çözüm umutlarını daha da zayıflatmış durumda. Filistin yönetimi ise uluslararası koruma talep ediyor, ancak ABD'nin arabuluculuk çabaları sonuçsuz kalmış durumda.
Bölgesel aktörler arasında Ürdün ve Mısır, Hebron'daki durumu yakından izliyor. Ürdün, kutsal mekanlara yönelik herhangi bir ihlalin kendileri için kırmızı çizgi olduğunu yineliyor. Mısır ise Gazze'deki ateşkes görüşmeleri sürerken Batı Şeria'daki tırmanmanın bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak Hebron'daki son gelişmelere kayıtsız kalmayacaktır. Dışişleri Bakanlığı'nın önümüzdeki günlerde İsrail'in gözaltı politikasını kınayan bir açıklama yapması ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırması bekleniyor. Ankara, İsrail'in Batı Şeria'daki uygulamalarını "devlet terörü" olarak nitelendiriyor ve iki devletli çözümün savunucusu konumunda. Ancak Türkiye'nin İsrail ile son dönemde normalleşme adımları attığı hatırlandığında, bu tür olayların ikili ilişkilerde yeni bir gerilim yaratıp yaratmayacağı merak konusu. Bölgesel düzeyde ise Türkiye, Mısır ve Ürdün ile koordinasyon içinde Filistin meselesini uluslararası platformlarda gündemde tutmaya çalışacaktır.