Mısır, Suudi Arabistan'ın Husi isyancılara karşı savunulması konusunda isteksiz davranıyor. Kahire yönetimi, 1960'lı yıllarda Yemen'de yaşanan ve ağır kayıplarla sonuçlanan savaşın hatıraları ile mevcut ekonomik kırılganlığı nedeniyle askeri bir maceraya sıcak bakmıyor. Mısır'ın bu tutumu, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları ve Kızıldeniz'deki güvenlik endişeleri artarken bölgesel dengeler açısından kritik bir önem taşıyor.
Yemen Savaşı'nın Gölgesinde Tarihsel Hafıza
Mısır'ın Yemen konusundaki çekincelerinin başında, 1962-1967 yılları arasında yaşanan ve Mısır için büyük bir travma olan Yemen İç Savaşı'na askeri müdahale geliyor. Dönemin Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır, Yemen Arap Cumhuriyeti'ni desteklemek üzere on binlerce asker göndermiş, ancak bu müdahale hem askeri hem de ekonomik açıdan yıkıcı sonuçlar doğurmuştu. Mısır ordusu, Yemen'in zorlu coğrafyasında ve gerilla savaşı taktikleri karşısında büyük kayıplar verdi; resmi rakamlara göre 10 binden fazla Mısır askeri hayatını kaybetti. Bu savaş, Mısır'ın 1967 Altı Gün Savaşı'nda İsrail'e karşı ağır bir yenilgi almasında da etkili oldu. Tarihçiler, Yemen macerasının Mısır'ın askeri ve ekonomik gücünü tükettiğini, toplumsal hafızada derin izler bıraktığını belirtiyor. Bugün Mısır kamuoyu ve ordusu, benzer bir bataklığa saplanmaktan çekiniyor.
Ayrıca Mısır, 2015 yılında Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan ve Yemen'de Husilere karşı mücadele eden koalisyona da asker göndermemişti. O dönemde Mısır, koalisyona hava ve deniz gücüyle sınırlı destek vermiş, kara birlikleri göndermeyi reddetmişti. Bu tutum, Mısır'ın Yemen'e doğrudan askeri müdahaleden kaçınma politikasının bir yansıması olarak görülüyor.
Ekonomik Kırılganlık ve İç Öncelikler
Mısır ekonomisi, son yıllarda ciddi sıkıntılarla boğuşuyor. Döviz rezervlerindeki azalma, yüksek enflasyon, artan dış borç ve IMF ile yapılan anlaşmalar, Kahire'nin önceliklerini iç ekonomik istikrara vermesine neden oluyor. Ülke, aynı zamanda Sina Yarımadası'nda terörle mücadele, Libya sınırındaki istikrarsızlık ve Nil Nehri su paylaşımı konusunda Etiyopya ile yaşanan gerilim gibi birçok güvenlik sorunuyla uğraşıyor. Bu koşullar altında Mısır, Suudi Arabistan'a askeri destek sağlamak için kaynak ayırmayı riskli buluyor. Mısır'ın Suudi Arabistan ile ilişkileri ise ekonomik yardımlar ve yatırımlar üzerine kurulu. Suudi Arabistan, son yıllarda Mısır'a milyarlarca dolarlık destek sağladı. Ancak bu destek, Mısır'ın askeri taahhütlerde bulunmasını gerektirmiyor; Kahire, ekonomik ilişkileri sürdürürken askeri angajmanlardan uzak durmayı tercih ediyor.
Mısır'ın Yemen konusundaki isteksizliği, aynı zamanda bölgesel güç dengeleriyle de ilgili. Mısır, son yıllarda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkiler geliştirirken, Katar ve Türkiye gibi aktörlerle de zaman zaman rekabet halinde. Yemen'deki savaş, Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir parçası. Mısır, bu vekalet savaşında taraf olmaktan kaçınarak, İran ile ilişkilerini de bozmak istemiyor. Kahire, Tahran ile diplomatik kanalları açık tutmayı ve bölgesel gerilimi tırmandırmamayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, yalnızca Suudi Arabistan ve Husiler arasında değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel güçlerin dahil olduğu bir vekalet savaşı haline geldi. Husiler, Suudi Arabistan topraklarına yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor; bu saldırılar zaman zaman Suudi başkenti Riyad'a kadar ulaşıyor. Kızıldeniz'de ise Husilerin deniz ticaretini hedef alan saldırıları, küresel deniz taşımacılığını tehdit ediyor. ABD ve İngiltere, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarına karşı askeri operasyonlar düzenliyor. Mısır için Kızıldeniz'in güvenliği hayati önem taşıyor; Süveyş Kanalı'ndan geçen deniz trafiği, Mısır ekonomisi için önemli bir gelir kaynağı. Ancak Mısır, Kızıldeniz'deki güvenliği sağlamak için doğrudan askeri bir rol üstlenmek yerine, diplomatik çözümleri ve uluslararası koalisyonları desteklemeyi tercih ediyor. Mısır'ın bu tutumu, bölgede istikrarın sağlanması için Suudi Arabistan'a verilen mesajlar açısından da önemli: Kahire, Riyad'a askeri destek vereceğine dair bir taahhütten kaçınıyor, ancak siyasi ve diplomatik destek sunuyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizi sona erdirmek için çözüm arayışlarını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler, taraflar arasında ateşkes sağlanması için çaba harcıyor. Mısır, BM çatısı altında yürütülen barış görüşmelerini destekliyor ve Yemen'deki meşru hükümetin yanında yer alıyor. Ancak Mısır'ın önceliği, kendi sınır güvenliği ve iç istikrarını korumak. Bu nedenle, Suudi Arabistan'ın Mısır'dan askeri destek talebi, Kahire'nin temkinli yaklaşımı nedeniyle karşılık bulmakta zorlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'ın Yemen'e askeri müdahaleden kaçınması, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde; Mısır ile de diplomatik temaslarını yeniden tesis etme çabasında. Mısır'ın Yemen'de askeri angajmandan uzak durması, bölgede vekalet savaşlarının yayılmasını sınırlayabilir ve Türkiye'nin desteklediği siyasi çözüm arayışlarına alan açabilir. Ayrıca Kızıldeniz'deki güvenlik ortamı, Türkiye'nin deniz ticareti ve enerji güvenliği için de önemli. Mısır'ın temkinli tutumu, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve diyalog çağrılarıyla örtüşüyor.