İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan'ın güneyindeki bazı köylerde çok sayıda evi kontrollü patlamalarla yıktı. Bu yıkım, İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde gerçekleşti. Görgü tanıkları, özellikle sınır hattındaki yerleşimlerde, evlerin boşaltıldıktan sonra dinamitle havaya uçurulduğunu belirtti. Olay, Lübnan hükümetinin ve Birleşmiş Milletler'in (BM) tepkisine yol açarken, bölgedeki istikrarın daha da bozulabileceği endişeleri artıyor.
Gelişmenin arka planı: Sınır ötesi operasyonların yeni bir aşaması?
Lübnan resmi ajansı NNA'ya göre, İsrail güçleri dün gece sınır köylerine sızarak, Hizbullah'ın muhafız olarak kullandığı veya sınır hattında stratejik öneme sahip olduğunu iddia ettiği binaları hedef aldı. Yıkılan evlerin çoğunun, daha önce Hizbullah üyelerinin ailelerine ait olduğu veya örgütün lojistik amaçlı kullandığı yapılar olduğu öne sürülüyor. Ancak, bu tür operasyonların sivil halk üzerinde yarattığı travma ve mülkiyet hakkı ihlalleri uluslararası hukuk açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, yaptığı yazılı açıklamada, bu yıkımı 'savaş suçu' olarak nitelendirirken, BM Geçici Görev Gücü (UNIFIL) endişelerini dile getirerek, tarafları mavi hatta (BM çizgisi) saygı göstermeye çağırdı. İsrail tarafından ise operasyonların amacı, 'Hizbullah'ın sınır ötesi saldırı altyapısını etkisiz kılmak' olarak açıklandı. İsrail ordusu ayrıca, bu evlerin Hizbullah tarafından 'gözlem ve roket atış mevzii' olarak kullanıldığını iddia etti.
Bölgedeki son durum, 7 Ekim'den sonra Hizbullah'ın İsrail kuzeyine açtığı cepheyle başlayan çatışmaların bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. O tarihten bu yana sınırda düşük yoğunluklu çatışmalar sürüyor; ancak son haftalarda hem saldırıların sıklığı hem de kapsamı arttı. İsrail’in Gazze’deki operasyonlarının gölgesinde, Lübnan sınırındaki bu yıkımlar, bölgesel bir savaşa doğru kaymanın sinyalleri olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Gerilimin tırmanma riski
İsrail-Lübnan sınırında yaşanan bu gelişme, sadece iki ülkeyi ilgilendiren bir kriz olmaktan çıkmış durumda. ABD ve Fransa başta olmak üzere uluslararası aktörler, taraflara sükunet çağrısı yaparken, büyük bir çatışmanın bölgeyi kaosa sürükleyeceği uyarısında bulunuyor. Bu yıkım eylemi, BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal eder nitelikte. Karar, sınır hattında askeri varlığın kısıtlanmasını ve tarafların ateşkesi kalıcı hale getirmesini öngörüyor.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın son konuşmaları, İsrail’e misilleme yapılacağına dair tehditler içeriyor. Bu durum, Lübnan’ın üçüncü bir savaşa sürüklenme ihtimalini güçlendiriyor. Uzmanlar, Hizbullah'ın elindeki roket ve füze cephaneliğinin, İsrail'in hava savunma sistemlerini zorlayabilecek kapasitede olduğunu belirtiyor. Öte yandan, İsrail'in kuzey cephesinde yaşanan bu gelişmeler, İsrail iç siyasetinde de yankı buluyor; muhalefet, hükümeti savaş stratejisini netleştirmemekle suçluyor.
Bölgedeki gerilim, uluslararası enerji piyasalarını da etkiliyor. Doğu Akdeniz’deki doğalgaz arama faaliyetleri ve boru hattı projeleri, bu çatışma ortamında risk altında. Lübnan'ın ekonomik kriziyle mücadele ettiği bir dönemde, sınırda yaşanan truman, ülkenin toparlanma umutlarını daha da zedeliyor. Ayrıca, İran'ın bölgedeki nüfuzu çerçevesinde, Hizbullah'a verdiği destek, bu çatışmayı bölgesel bir vekalet savaşına dönüştürme riskini taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye’nin doğrudan sınır komşusu olan bir bölgede yaşandığından, güvenlik ve dış politika açısından yakından izlenmesi gereken bir nitelik taşıyor. Türkiye, Lübnan’daki siyasi ve insani krizlere duyarsız kalmamış, tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle bölgeye yönelik insani yardım ve diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Bu tür bir çatışmanın tırmanması, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve enerji kaynakları üzerindeki mücadeleyi de etkileyebilir. Ayrıca, artan istikrarsızlık, Türkiye’nin Akdeniz’deki güvenliğini tehdit edebilir ve yeni göç dalgaları yaratabilir. Türkiye’nin bölgedeki tansiyonun düşürülmesi ve diplomatik çözüm bulunması yönünde çaba sarf etmesi beklenir.