İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Gazze Şeridi'nden Filistinlilerin çıkarılmasına yönelik planların hazır olduğunu, ancak bu kişilerin nereye götürüleceğine ABD'nin karar vermesinin beklendiğini açıkladı. Katz, Tel Aviv'de bir konferansta yaptığı konuşmada, “Gazze için nihai olarak bu göç olmadan gerçek bir çözüm yok” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, bölgede Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi endişelerini yeniden gündeme getirirken, uluslararası toplumun tepkisini çekti.
Katz'ın Açıklamaları ve Planın Ayrıntıları
İsrail Savunma Bakanı Katz, konferans katılımcılarına hitaben yaptığı konuşmada, Gazze'deki Filistinli nüfusun azaltılmasının İsrail'in güvenliği için kaçınılmaz olduğunu savundu. Katz, planların teknik olarak hazır olduğunu ancak uygulanabilmesi için ABD'nin Filistinlilerin kabul edileceği ülkeleri belirlemesi gerektiğini belirtti. “ABD, bu insanların nereye gideceğine karar vermeli; biz operasyonel hazırlığımızı tamamladık” dedi. Katz'ın bu sözleri, İsrail hükümetinin daha önce dile getirdiği “gönüllü göç” politikasını güçlendiren bir adım olarak yorumlandı.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, Savunma Bakanlığı bünyesinde oluşturulan özel bir birim, Filistinlilerin Gazze'den çıkarılması için lojistik planlama yapıyor. Bu planlar arasında kara yolu konvoyları, deniz tahliyesi ve hava yolu transferi gibi senaryoların yer aldığı belirtiliyor. Ancak hangi ülkelerin bu kişilere kapılarını açacağı konusunda henüz somut bir anlaşma bulunmuyor. Mısır ve Ürdün, daha önce Filistinli mültecileri kabul etmeyeceklerini açıkça ifade etmişti.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Yansımalar
Bu gelişme, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerinin sert tepkisine neden oldu. BM Genel Sekreteri António Guterres'in sözcüsü, “Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi uluslararası hukukun açık ihlalidir ve bölgede kalıcı barışı imkânsız kılar” açıklamasını yaptı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Gazze, Filistinlilerin anavatanıdır; kimse onları oradan çıkarma hakkına sahip değildir” ifadelerini kullandı.
Ortadoğu'da ise bu açıklamalar, özellikle Mısır ve Ürdün'de büyük kaygı yarattı. Her iki ülke de sınırlarına yönelik olası bir mülteci akınının kendi iç istikrarlarını tehdit edeceğini düşünüyor. Mısır hükümetine yakın kaynaklar, Sina Yarımadası'nda Filistinliler için bir kamp kurulması fikrini kesin bir dille reddettiklerini yineledi. Ürdün Kralı II. Abdullah ise daha önce yaptığı açıklamada, “Filistinlileri Batı Şeria'ya veya Ürdün'e transfer etme girişimleri, bölgeyi yeni bir çatışmaya sürükler” demişti.
Uzmanlar, Katz'ın açıklamalarını İsrail'in savaş sonrası Gazze vizyonunun bir parçası olarak değerlendiriyor. Tel Aviv merkezli Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nden (INSS) analist Omer Dostri, “İsrail yönetimi, Gazze'nin yeniden inşasını Filistinli nüfusun büyük ölçüde azalmasına bağlıyor. Bu, hem güvenlik hem de demografik kaygılarla şekillenen bir yaklaşım” dedi. Dostri, ABD'nin bu konudaki tutumunun belirleyici olacağını, ancak Washington'un şu ana kadar mülteci kabulüne sıcak bakmadığını ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, daha önce Gazze'de kalıcı ateşkes ve iki devletli çözüm çağrısında bulunmuş, Filistinlilerin topraklarından zorla çıkarılmasına yönelik her türlü girişimi reddetmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da vurguladığı gibi, Türkiye “Gazze'nin Filistinlilerin vatanı olarak kalması” gerektiğini savunuyor. Bu açıklamalar, Türkiye'nin insani yardım koridorlarını açma ve Filistinli mültecilere ev sahipliği yapma konusundaki kararlılığını pekiştiriyor. Ancak İsrail'in bu planı hayata geçirmesi halinde, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde yeni bir krizle karşı karşıya kalabileceği de değerlendiriliyor. Özellikle Mısır ve Ürdün'ün olası tutumu, Türkiye'nin bölgesel ittifaklarını da etkileyebilir.