İsrail’in Gazze Şeridi’nde uygulamaya koyduğu ‘Sarı Hat’ politikası, Filistin topraklarının kademeli olarak ilhak edilmesine yönelik yeni bir strateji olarak değerlendiriliyor. Analistler ve bölge sakinleri, bu adımın 1967 savaşı sonrası Batı Şeria’nın işgal edilmesi sürecine benzediğini ifade ediyor. İsrail’in tampon bölge olarak nitelendirdiği bu hat, Gazze sınırında geniş bir alanı kapsıyor ve bu alandaki Filistinliler evlerini terk etmek zorunda kalıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, şu ana kadar 50 binin üzerinde Filistinli yerinden edildi. İsrail yönetimi ise bu uygulamanın güvenlik amaçlı olduğunu savunuyor.
‘Sarı Hat’ Politikasının Arka Planı
‘Sarı Hat’, aslında İsrail’in Gazze sınırına çizdiği ve içine giren herkesi ‘güvenlik tehdidi’ olarak değerlendirdiği bir tampon bölge. Bu hat, 2005’teki tek taraflı çekilmeden bu yana var olan tampon bölgeyi esas alıyor, ancak yeni düzenlemelerle çok daha geniş bir alanı kapsıyor. İsrail ordusu, bu hattı geçen Filistinlilere ateş açma yetkisine sahip. Gazze’deki insan hakları örgütleri, bu uygulamanın ‘sürünerek ilhak’ (creeping annexation) olarak adlandırıldığını belirtiyor. 1967’de Batı Şeria’da uygulanan benzer taktikler, zamanla İsrail yerleşimlerinin artmasına ve Filistin topraklarının bölünmesine yol açmıştı. Bugün Gazze’de de benzer bir süreç yaşanıyor. İsrail’in inşa ettiği duvar ve çitler, ‘Sarı Hat’ı fiili bir sınır haline getiriyor. Bölgedeki tarım arazileri de bu hattın içinde kalıyor ve Filistinli çiftçiler ürünlerine ulaşamaz hale geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
‘Sarı Hat’ uygulaması, Arap dünyasında ve uluslararası toplumda tepkiyle karşılanıyor. Mısır ve Ürdün, bu adımın ateşkes anlaşmalarını ihlal ettiğini belirtirken, Avrupa Birliği de endişelerini dile getiriyor. ABD yönetimi ise konuya temkinli yaklaşıyor. Uzmanlar, bu uygulamanın Gazze’deki insani krizi daha da derinleştireceğini vurguluyor. Filistin yönetimi, konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşımayı planlıyor. Bölgesel olarak, İsrail’in bu hamlesi, İran destekli grupların tepkisini çekiyor ve gerilimi tırmandırma riski taşıyor. Aynı zamanda, uluslararası hukuk açısından da tartışmalı olan bu politika, İsrail’in savaş suçu işlediği yönündeki iddiaları güçlendiriyor. ‘Sarı Hat’ın uzun vadede Gazze’nin fiilen bölünmesine yol açabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun süredir destekleyen bir ülke olarak bu gelişmeyi yakından takip ediyor. ‘Sarı Hat’ politikası, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarları ve bölgesel istikrar vizyonu açısından tehdit oluşturuyor. Türkiye’nin, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabaları sürerken, bu tür uygulamalar Ankara’nın Filistin yanlısı duruşunu güçlendirmesine neden olabilir. Ayrıca, insani krizin derinleşmesi, Türkiye’nin bölgedeki yardım faaliyetlerini artırmasını gerektirebilir. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunması ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nı harekete geçirmesi beklenebilir.