Son uydu görüntüleri, İsrail’in Gazze Şeridi’ni ikiye bölen devasa bir toprak set inşa ettiğini ortaya koydu. Bu inşaat, İsrailli siyasetçilerin Gazze’de yeniden Yahudi yerleşimleri kurulması yönündeki tartışmaları hızlandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor. Görüntüler, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus ile kuzeyindeki Gazze kenti arasında uzanan setin, bölgeyi fiilen kuzey ve güney olarak ayırdığını gösteriyor. İsrail ordusu, setin “operasyonel ihtiyaçlar” doğrultusunda inşa edildiğini savunurken, Filistinli yetkililer bu yapıyı “toprakların ilhakı” olarak nitelendiriyor. Bu gelişme, bölgede zaten kırılgan olan ateşkesin geleceğini ve Filistin topraklarının bütünlüğünü yeniden tartışmaya açtı.
Setin amacı ve inşa süreci
İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) geçtiğimiz haftalarda başlattığı set inşaatı, Gazze’nin orta kesiminde yer alan Netzarim Koridoru boyunca uzanıyor. Bu koridor, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısının ardından İsrail’in kara operasyonları sırasında açılmış ve Gazze’yi kuzey-güney olarak ikiye bölmüştü. Uydu görüntülerini inceleyen uzmanlar, setin yaklaşık 6 kilometre uzunluğa ulaştığını ve bazı noktalarda 12 metre yüksekliğe çıktığını belirtiyor. İsrail tarafı, bu setin “güvenlik amacıyla” inşa edildiğini ve olası kara saldırılarına karşı bir savunma hattı oluşturacağını öne sürüyor. Ancak Filistinli kaynaklar, setin kalıcı bir bölünme yaratma amacı taşıdığını ve Gazze’nin kuzeyinin tamamen boşaltılmasını hedeflediğini iddia ediyor. İsrail ordusunun, savaş sırasında kuzey Gazze halkını güneye tahliye etmesi ve şimdi de bu bölgeye dönüşü engellemek için set inşa etmesi, “yeni bir duvar” algısını güçlendiriyor.
İsrail’in bu hamlesi, Gazze’nin geleceği konusunda uluslararası toplumda yeni endişelere yol açtı. Birleşmiş Milletler yetkilileri, setin insani yardım erişimini daha da kısıtlayacağını ve bölgenin zaten felç olan ekonomisini tamamen çökertebileceği uyarısında bulundu. Öte yandan İsrail’in aşırı sağcı siyasetçileri, seti “tarihi bir fırsat” olarak görüyor. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi isimler, Gazze’de yeniden Yahudi yerleşimleri kurulması için çağrılarını artırdı. Smotrich, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, “Gazze’nin kuzeyindeki boşaltılan alanlar, yeni yerleşimler için uygun zemin oluşturuyor” ifadelerini kullandı. Ben-Gvir ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Şu an en büyük fırsat anı” diyerek yerleşimlerin yeniden başlaması gerektiğini savundu.
Bölgesel ve uluslararası boyut
İsrail’in bu adımı, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda devam eden ateşkes müzakerelerini de olumsuz etkiliyor. Hamas, setin inşasını “savaş suçu” olarak nitelendirirken, ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesini engelleyeceğini duyurdu. Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, bu tür tek taraflı adımların “bölgesel güvenliği tehdit ettiği” belirtilirken, Suudi Arabistan da benzer bir kınama mesajı yayımladı. ABD yönetimi ise İsrail’in güvenlik kaygılarını anladığını ancak yerleşimlerin genişletilmesinin “iki devletli çözümü” imkânsız hale getirebileceği uyarısında bulundu. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Bu tür tek taraflı adımlar uluslararası hukukun açık ihlalidir” dedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Gazze’nin kalıcı olarak bölünmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
İsrail’in set inşaatı, aynı zamanda Filistin topraklarının parçalanması sürecinin bir devamı olarak yorumlanıyor. 2002’de inşa edilmeye başlanan ve Batı Şeria’yı çevreleyen duvar, uluslararası hukuka aykırı bulunarak Uluslararası Adalet Divanı tarafından yıkılması yönünde tavsiye kararı almıştı. Gazze’deki yeni setin de benzer bir tartışmayı beraberinde getireceği öngörülürken, BM’nin bu konuyu yakında gündemine alabileceği belirtiliyor. Bölgesel uzmanlar, İsrail’in bu hamlesinin, Gazze’deki nüfusu zorla göç ettirme politikalarının bir parçası olduğunu ve 1948’deki Nakba’yı hatırlattığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak hassas bir konuma sahiptir ve İsrail’in Gazze’ye yönelik politikalarını yakından takip etmektedir. Bu gelişme, Ankara’nın uzun süredir savunduğu iki devletli çözüm vizyonunu doğrudan ilgilendirmektedir. Türkiye, daha önce İsrail’in Gazze’deki yerleşim politikalarını ve bölgesel ihlallerini kınamış, uluslararası topluma bu konuda harekete geçme çağrısı yapmıştır. Bu bağlamda, set inşaatı, Türkiye’nin Filistin davasına desteğini pekiştirmesi ve bölgesel aktörlerle iş birliğini artırması için yeni bir zemin oluşturabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz’deki güç dengeleri açısından da bu gelişme, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik ağırlığını artırabilecek bir fırsat olarak görülebilir.