İsrail'in Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri büyükelçilikleri, Gazze'de soykırım işlendiği yönündeki uluslararası suçlamalara karşı koymak amacıyla hazırlanan karşıt bir belgeseli tanıtmaya başladı. "NAZA" adlı belgesel, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını meşru müdafaa çerçevesinde sunmayı ve özellikle Batı kamuoyunda artan eleştirileri kırmayı hedefliyor. İsrail yönetimi, belgeselin diplomatik temsilcilikler aracılığıyla yaygınlaştırılacağını duyurdu.
Belgeselin arka planı ve hedefi
İsrail'in hamlesi, Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) devam eden soykırım davası ve çeşitli ülkelerde açılan hukuki süreçlerin gölgesinde geldi. Belgesel, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarının uluslararası hukuka uygun olduğunu savunurken, Hamas'ın sivil altyapıyı kullanmasının yol açtığı sivil kayıplara vurgu yapıyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı, belgeselin özellikle ABD Kongresi ve Birleşik Krallık Parlamentosu'ndaki karar alıcılara ve medya kuruluşlarına ulaştırılacağını belirtti. İsrail'in Londra Büyükelçiliği, belgeselin gösterimi için çeşitli düşünce kuruluşları ve üniversitelerle temas halinde olduğunu açıkladı.
İsrail'in bu girişimi, Güney Afrika'nın Aralık 2023'te UAD'de açtığı soykırım davası sonrası yoğunlaşan uluslararası baskıya bir yanıt niteliği taşıyor. Dava kapsamında UAD, İsrail'e soykırımı önleyici tedbirler alma çağrısı yapmıştı. İsrail, bu kararı reddederek operasyonlarının kendini savunma hakkı olduğunu savunuyor. Belgesel, bu savunmayı görsel ve işitsel argümanlarla güçlendirmeyi amaçlıyor.
Uluslararası tepkiler ve bölgesel boyut
Belgeselin tanıtımı, İsrail'in kamu diplomasisi çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail, son aylarda özellikle ABD'de üniversite kampüslerinde ve Avrupa'da artan Filistin yanlısı protestolara karşı bir iletişim stratejisi izliyor. Belgeselin, İsrail karşıtı anlatıyı kırmak için hazırlandığı ifade ediliyor. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, belgeselin gerçekleri çarpıttığını ve sivil kayıpları görmezden geldiğini öne sürüyor. Gazze'deki sağlık yetkililerine göre, Ekim 2023'ten bu yana 30 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti; bu sayının büyük kısmı kadın ve çocuklardan oluşuyor.
Belgeselin ABD ve Birleşik Krallık'ta yayınlanması, bu ülkelerin İsrail'e verdiği desteğin kamuoyu nezdinde sorgulanmasını engellemeyi amaçlıyor. ABD yönetimi, İsrail'e askeri yardımı sürdürürken, Kongre'de bazı üyeler şartlı destek çağrısı yapıyor. Birleşik Krallık'ta ise ana muhalefet partisi ve sivil toplum kuruluşları hükümete İsrail'e silah satışını durdurma baskısı yapıyor. İsrail'in belgesel hamlesi, bu iç siyasi tartışmaları etkilemeyi hedefliyor.
Ortadoğu'da ise İsrail'in kamu diplomasisi çabaları sınırlı bir etkiye sahip. Bölge ülkeleri, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini sert bir şekilde eleştiriyor ve birçoğu İsrail ile normalleşme süreçlerini askıya almış durumda. Suudi Arabistan, BAE ve diğer Körfez ülkeleri, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi için Filistin devletinin tanınması şartını öne sürüyor. Belgesel, bu ülkelerde resmi kanallarda yayınlanmayacak olsa da, Batı kamuoyunu etkileme çabası dolaylı olarak bölgesel dengeleri de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını en sert eleştiren ülkelerden biri olarak, soykırım iddialarını destekliyor ve UAD davasına müdahil olma yönünde adımlar atmıştı. İsrail'in belgesel hamlesi, Türkiye'nin uluslararası platformlarda yürüttüğü Filistin yanlısı diplomasiye karşı bir hamle olarak görülebilir. Türkiye, İsrail'in kamu diplomasisi çabalarının Batı'da yankı bulmasını engellemek için kendi anlatısını güçlendirmeye çalışacaktır. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiası ve Filistin davasına verdiği destek, İsrail'in bu tür girişimlerini kendi kamuoyunda ve bölgede itibarsızlaştırma stratejisi izlemesine yol açabilir. İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi askıya alınmış durumda ve bu tür hamleler iki ülke arasındaki gerilimi artırabilir.