İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını son 24 saat içinde önemli ölçüde yoğunlaştırdı. Filistinli yetkililere göre, hava saldırılarında ve topçu atışlarında en az 70 Filistinli hayatını kaybetti, bunların en az 20'si çocuk. Saldırılar, özellikle Han Yunus ve Refah kentlerinde yoğunlaşırken, sivillerin sığındığı okul ve hastane gibi altyapı tesisleri de hedef alındı. Birleşmiş Milletler (BM), bölgedeki insani durumun 'felaket boyutuna ulaştığını' ve acil ateşkes çağrısında bulunduğunu açıkladı.
Gelişmenin arka planı
Son saldırı dalgası, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'ye yönelik başlattığı geniş çaplı askeri operasyonun bir parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail ordusu, Hamas'ın elindeki rehineleri kurtarmak ve Hamas'ın askeri altyapısını yok etmek amacıyla hareket ettiğini belirtiyor. Ancak BM verilerine göre, çatışmaların başlangıcından bu yana Gazze'de ölenlerin sayısı 37 bini aştı ve ölenlerin yaklaşık yüzde 70'ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. İsrail ordusu, sivil kayıpların sorumluluğunu Hamas'ın sivil bölgelerden saldırmasına bağlarken, uluslararası toplum İsrail'i orantısız güç kullanmakla eleştiriyor.
Son 24 saatteki saldırılarda vurulan hedefler arasında, yerinden edilmiş ailelerin sığındığı bir BM okulu da yer aldı. Saldırıda en az 10 kişinin öldüğü, onlarca kişinin yaralandığı bildirildi. BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri, okulların artık güvenli sığınaklar olmaktan çıktığını ve sivillerin kuzeye kaçmaya çalıştığını ancak bölgenin tamamen kuşatma altında olduğunu ifade etti. Gazze'deki sağlık sistemi çökmüş durumda; hastanelerde ilaç, yakıt ve tıbbi malzeme eksikliği yaşanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze'deki son saldırıların ardından bölgedeki sağlık tesislerinin yüzde 60'ının kullanılamaz hale geldiğini açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, bölgesel bir krize dönüşmüş durumda. İran destekli Hizbullah, İsrail'in kuzey sınırında çatışmaları yoğunlaştırırken, Yemen'deki Husiler Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere saldırıyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açıyor ve uluslararası nakliye maliyetlerini artırıyor. ABD, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakerelerinden henüz somut bir sonuç çıkmadı. BM Güvenlik Konseyi, İsrail'e yönelik ateşkes kararı alınması çağrısında bulunsa da, ABD'nin vetosu nedeniyle bağlayıcı bir karar çıkarılamıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı, çatışmanın tarafları hakkında savaş suçu işledikleri gerekçesiyle soruşturma başlattığını duyurdu. Bu gelişme, İsrail ile Batılı ülkeler arasında diplomatik gerilime yol açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Saldırıların yoğunlaşması, Türkiye'nin bölgede oynadığı arabuluculuk rolünü önemli ölçüde etkileyecek kapasiteye sahiptir. Türkiye, Filistin davasını destekleyen açıklamalar yapmış ve insani yardım malzemelerini bölgeye ulaştırmaya çalışmıştı. Ancak İsrail ile ilişkiler son dönemde yeniden tırmanan bir gerilim yaşıyor; Türkiye, İsrail ile ticareti askıya aldığını duyurdu. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını ve bölgedeki güvenlik dinamiklerini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'deki kamuoyunda Filistin'e yönelik güçlü bir hassasiyet bulunması, hükümetin daha sert bir tutum sergilemesi yönünde iç baskı yaratıyor. Türk diplomatların ateşkes için yürüttüğü girişimlerin başarısı, bölgesel istikrar ve Türkiye'nin nüfuzu açısından kritik önem taşıyor.