İsrail güçlerinin Gazze kentine yönelik hava saldırılarında can kaybı hızla artıyor. Filistinli sağlık yetkililerinin aktardığına göre, son 24 saatte gerçekleştirilen saldırılarda çoğu sivil en az 47 kişi hayatını kaybetti, 120'den fazla kişi yaralandı. Saldırılar, kentin yoğun nüfuslu Şeyh Rıdvan mahallesi ve çevresini hedef alırken, enkaz altında kalanlar için arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı, ölü sayısının artmasından endişe duyduğunu belirtirken, Birleşmiş Milletler (BM) acil durum toplantısı çağrısında bulundu.
Gelişmenin arka planı: Son haftalarda tırmanan çatışmalar
İsrail ordusu, son günlerde Gazze'ye yönelik operasyonlarını yoğunlaştırmış durumda. Saldırıların, Hamas'ın roket atışlarına misilleme olarak başladığı bildirilirken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu daha önce yaptığı açıklamada “operasyonların gerektiği sürece devam edeceğini” söylemişti. Gazze'deki elektrik santrali de saldırılar nedeniyle kullanılamaz hale gelirken, bölge halkı elektriksiz ve susuz günler geçiriyor. BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), hastanelerin tıbbi malzeme ve yakıt sıkıntısı çektiğini, acil yardım ulaştırılamazsa daha büyük bir insani felaket yaşanabileceğini duyurdu.
Beyrut merkezli El Mayadin televizyonuna konuşan görgü tanıkları, saldırıların gece boyunca sürdüğünü ve yer sarsıntısına neden olduğunu aktardı. İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada ise, “Hamas'ın askeri altyapısına yönelik hassas operasyonlar” yürütüldüğü ifade edildi. Ancak sivil kayıpların boyutu, uluslararası toplumdan sert tepkiler alınmasına yol açıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası toplumun tepkileri
İsrail'in Gazze saldırıları, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) yeniden gündeme geldi. ABD'nin veto tehdidi nedeniyle ateşkes çağrısı yapan karar tasarısının kabul edilmesi zor görünse de, Mısır ve Katar arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Arap Birliği, İsrail'i “savaş suçu” işlemekle suçlayan bir bildiri yayımlarken, İran ve Lübnan Hizbullahı da tepkilerini sertleştirdi. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “orantısız güç kullanımı”na son verilmesi çağrısında bulundu. Öte yandan, Tel Aviv'deki protesto gösterilerinde binlerce İsrailli, Netanyahu hükümetini savaş stratejisi konusunda eleştirdi.
Bölgedeki gerilim, sadece Gazze'yle sınırlı kalmıyor. Batı Şeria'da da İsrail askerleri ile Filistinliler arasında çatışmalar yaşanırken, Lübnan sınırında da Hizbullah ile İsrail arasında sınırlı ölçekli çatışmalar bildiriliyor. Uzmanlar, tırmanan şiddetin bölgesel bir savaşa dönüşme riskine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin Filistin politikası açısından hassas bir döneme denk geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce İsrail'e yönelik ağır eleştirilerde bulunmuş ve Hamas'ı “mücahit” olarak nitelendirmişti. Bu bağlamda, son saldırılar Ankara'nın diplomatik girişimlerini hızlandırmasına neden olabilir. Türkiye, Mısır ve Katar ile koordineli bir şekilde ateşkes için arabuluculuk çabalarına katkı sunabilir. Ayrıca, iç kamuoyunda Filistin davasına güçlü bir sempati bulunması, hükümeti daha aktif bir dış politika izlemeye yönlendirebilir. Bununla birlikte, İsrail ile enerji alanında süregelen diyalogların (Doğu Akdeniz gazı) zarar görmemesi için dengeli bir yaklaşım benimsenmesi bekleniyor.