İsrail güçleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hamas'ın silahlarını bırakması ve İsrail ordusunun Gazze'den çekilmesini öngören ateşkes planını kamuoyuyla paylaşmasının hemen ardından, Gazze Şeridi'nde evlere düzenlenen hava saldırılarında en az beş Filistinliyi öldürdü. Filistinli sağlık yetkilileri, saldırıların Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kenti ile orta kesimlerdeki evleri hedef aldığını ve ölenler arasında kadın ve çocukların da bulunduğunu açıkladı. Bu saldırılar, ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin müzakerelerin sürdüğü hassas bir dönemde, bölgedeki kırılgan sükuneti yeniden bozma riski taşıyor.
Trump'ın Planı ve Ateşkes Süreci
Beyaz Saray, kısa süre önce yaptığı açıklamada, Hamas'ın tamamen silahsızlandırılmasını ve İsrail savunma kuvvetlerinin Gazze'den kademeli olarak çekilmesini öngören kapsamlı bir ateşkes planını duyurmuştu. Planın, bölgede kalıcı istikrarı sağlamayı ve iki devletli çözüm vizyonunu güçlendirmeyi amaçladığı belirtildi. Ancak İsrail hükümeti, planın güvenlik garantileri ve rehinelerin serbest bırakılması konularında yetersiz olduğunu savunarak çekincelerini dile getirdi. Hamas ise planı 'dayatma' olarak nitelendirip reddettiğini açıkladı.
Trump yönetiminin bu girişimi, bölgede tansiyonun yükseldiği bir dönemde geldi. Özellikle Kudüs'teki statükonun değiştirilmesi ve Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesi gibi konular, Filistinliler ile İsrail arasındaki güveni daha da zedelemiş durumda. Uzmanlar, silahsızlanma planının tek taraflı olarak uygulanmasının ateşkes sürecini baltalayabileceği ve yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.
Saldırıların Ayrıntıları ve Bölgesel Tepkiler
İsrail ordusu, saldırıların 'Hamas'ın askeri altyapısını hedef aldığını' ve 'terör faaliyetlerine karşı operasyonların süreceğini' açıkladı. Ancak Filistinli yetkililer, ölen sivillerin çoğunun çatışmayla doğrudan ilgisi olmayan kişiler olduğunu belirterek İsrail'i savaş suçu işlemekle suçluyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, sivillerin korunması çağrısında bulundu ve olayla ilgili bağımsız soruşturma başlatılmasını istedi.
Bölge ülkelerinden de tepkiler gecikmedi. Mısır ve Katar, tarafları itidale çağırırken, Ürdün yaptığı açıklamada 'uluslararası hukukun ihlali' olarak nitelendirdiği saldırıları kınadı. Suudi Arabistan ise 'Filistin halkının meşru haklarına saygı gösterilmesi' çağrısında bulundu. Bu tepkiler, Trump'ın planının bölgede geniş bir kabul görmediğini ve mevcut dinamikleri değiştirmekte zorlanacağını gösteriyor.
Yerinden Edilme ve İnsani Kriz
Saldırılar, Gazze'de yaşanan insani krizi daha da derinleştiriyor. Yerinden edilen yüz binlerce Filistinli, temel ihtiyaç maddelerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşıyor. Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA), Gazze'deki okulların ve barınma merkezlerinin kapasitesinin dolduğunu, gıda ve ilaç stoklarının tükenme noktasına geldiğini açıkladı. İsrail'in uyguladığı abluka nedeniyle insani yardımların bölgeye ulaştırılması da büyük ölçüde engelleniyor.
Uzmanlar, ateşkesin kalıcı olabilmesi için siyasi çözümün yanı sıra insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazze'nin yeniden inşası için kapsamlı bir planın hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak mevcut şartlarda, taraflar arasındaki güvensizlik ve dış aktörlerin çıkar çatışmaları, kalıcı bir barışın önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, daha önce de İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını kınayan ve Filistin devletinin tanınması çağrısında bulunan bir ülke olarak öne çıkıyor. Bu yeni saldırılar, Türk dış politikasının bölgedeki aktif rolünü pekiştirmesine zemin hazırlayabilir. Özellikle Mısır ve Katar ile iş birliği içinde hareket ederek ateşkesin sürdürülmesi ve insani yardımların ulaştırılması için diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve güvenlik çıkarları açısından, Gazze'deki istikrarsızlık doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır.