Gazze Şeridi'nde, İsrail'in yoğun saldırıları ve soykırım kampanyası altında yaşam mücadelesi veren binlerce öğrenci, Tawjihi (lise bitirme) sınavlarını başarıyla tamamladı. Filistin Eğitim Bakanlığı verilerine göre, Gazze'deki öğrencilerin yüzde 90'ından fazlası sınavlara katıldı ve sonuçlar, bu zorlu koşullara rağmen dikkate değer bir başarıya işaret ediyor. Bu gelişme, uluslararası toplumun İsrail'in saldırılarına yönelik eleştirilerini artırırken, Filistinli öğrencilerin eğitim hakkına olan bağlılığını da ortaya koyuyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik yoğun hava saldırıları ve kara operasyonları sonucunda binlerce sivil hayatını kaybederken, eğitim kurumları da ağır hasar gördü. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Gazze'deki okulların çoğu yıkılmış durumda ve yaklaşık 625 bin öğrenci eğitim alamıyor. Ancak buna rağmen, Tawjihi sınavları için geçici merkezler kuruldu ve öğrenciler, evlerinden geriye kalanların ortasında sınavlara girerek büyük bir azim gösterdi.
Gelişmenin Arka Planı
Gazze'de eğitim, 7 Ekim 2023'te başlayan ve hala devam eden İsrail saldırıları nedeniyle kesintiye uğramıştı. BM Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) verilerine göre, Gazze'deki 275 bin öğrenci okullarından uzak kaldı; okulların çoğu sığınak olarak kullanılıyor veya tamamen yıkılmış durumda. Buna rağmen, Filistin Eğitim Bakanlığı, Tawjihi sınavlarının yapılabilmesi için büyük bir organizasyon gerçekleştirdi. Sınav merkezleri, güvenli bölgelerde oluşturuldu ve öğrencilerin güvenliği için önlemler alındı. Öğrenciler, sınavlara katılabilmek için enkaz altındaki evlerinden çıkarak yürüyerek saatlerce yol kat etti. Bazı öğrenciler, aile üyelerini kaybetmiş olmanın acısıyla sınavlara girdi. Gazze'deki öğrencilerin bu fedakarlığı, Filistin toplumunun eğitime verdiği değeri ve direniş ruhunu bir kez daha gözler önüne serdi. Öğrencilerin büyük bölümü, sınavlarda başarılı oldu ve bu durum, Filistinliler için moral kaynağı oldu. Ancak, sınav sonuçları, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskılarının artmasına da neden oldu. BM ve insan hakları örgütleri, İsrail'in Gazze'de eğitim hakkını ihlal ettiğini vurgulayarak, acil ateşkes çağrısını yineledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki bu eğitim başarısı, yalnızca Filistinliler için değil, tüm bölge için sembolik bir önem taşıyor. İsrail'in saldırıları nedeniyle büyük bir insani kriz yaşanan Gazze'de, öğrencilerin bu başarısı, uluslararası kamuoyunda yankı buldu. Arap ülkelerinde, Gazze'deki öğrencilerin azmi geniş yankı uyandırırken, sosyal medyada dayanışma kampanyaları düzenlendi. Öte yandan, bu gelişme, İsrail'in uluslararası alandaki itibarını daha da zedeleyebilir. Gazze'deki savaş, uluslararası hukukun ciddi şekilde ihlal edildiği bir örnek olarak görülüyor; eğitim hakkının engellenmesi, savaş suçu olarak değerlendirilebilir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail'in Gazze'de işlediği iddia edilen savaş suçlarına ilişkin soruşturmasını sürdürüyor. Bu bağlamda, Gazze'deki öğrencilerin Tawjihi başarısı, İsrail'in hedeflerinden birini gerçekleştiremediğini gösteriyor: Filistin halkının eğitim ve gelecek umudu yok edilemedi. Bölgesel olarak, bu başarı, Filistin direnişinin sembollerinden biri haline gelirken, Filistinlilerin ulusal kimliklerine olan bağlılıklarını da pekiştiriyor. Ayrıca, bu durum, Arap kamuoyunda İsrail'e yönelik öfkeyi artırıyor ve İsrail ile normalleşme süreçlerini olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki öğrencilerin Tawjihi başarısı, Türkiye'nin Filistin'e verdiği desteğin haklılığını bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, Gazze'deki insani krizin en başından itibaren ateşkes çağrıları yapmış, Filistinlilere insani yardım ulaştırmış ve uluslararası platformlarda İsrail'in saldırılarını kınamıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin önemini vurgularken, aynı zamanda Ankara'nın bölgedeki insani diplomasi girişimlerine güç katıyor. Türkiye, eğitim alanında da Gazze'ye yönelik projeler geliştirebilir; bu, hem Filistinlilerin geleceğine yatırım anlamına gelir hem de Türkiye'nin bölgedeki yumuşak gücünü artırabilir. Ayrıca, İsrail'in uluslararası alanda artan izolasyonu, Türkiye'nin Orta Doğu'daki konumunu güçlendirme fırsatı sunabilir. Ancak, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerindeki denge politikası, bu gelişmeler ışığında yeniden değerlendirilebilir. Sonuç olarak, Gazze'deki eğitim mücadelesi, Türk dış politikasının insani ve ahlaki boyutunu öne çıkaran bir örnek olarak kayda değer.