İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında 12 kişi hayatını kaybetti, ölenlerden 4’ünün çocuk olduğu bildirildi. Orta Doğu’da gerginliğin tırmanmasına neden olan olay, uluslararası toplumdan sert tepki çekti. Saldırıda ayrıca 30’dan fazla kişi yaralandı. Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ölenler arasında bir ailenin tamamının bulunduğu belirtildi.
Gelişmenin arka planı
Saldırılar, Gazze’nin kuzeyindeki bir mülteci kampına yakın bölgelerde yoğunlaştı. İsrail ordusu, saldırıların Hamas’a ait askeri hedeflere yönelik olduğunu iddia etse de, sivil kayıpların yüksekliği endişe yaratıyor. Birleşmiş Milletler’e göre 2023 sonundan bu yana Gazze’de ölenlerin sayısı 45 bini aştı. Son saldırılarla birlikte bölgedeki insani kriz daha da derinleşti. Yardım kuruluşları, temel ihtiyaç malzemelerinin ve tıbbi ekipmanın eksik olduğunu vurguluyor.
İsrail’in bombardımanı, İran destekli grupların bölgedeki varlığına karşı bir operasyon olarak yorumlanıyor. Ancak sivil ölümler, uluslararası hukuk açısından savaş suçu tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Batılı ülkelerin sessizliği ise Filistin yönetimi ve çeşitli insan hakları örgütleri tarafından eleştiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze’deki bu son saldırı, İsrail ile İran arasındaki gerilimin yeni bir boyut kazandığı bir döneme denk geliyor. Bölgede Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin normalleşme adımlarına rağmen Filistin meselesi yeniden ön plana çıkıyor. Mısır ve Katar’ın ateşkes girişimleri şu ana kadar sonuçsuz kalırken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun savaş kabinesi operasyonların devam edeceğini duyurdu. ABD yönetimi ise İsrail’e askeri yardımı sürdürürken, sivil kayıpların azaltılması yönünde çağrılarda bulunuyor.
Akdeniz’de devriye gezen NATO gemileri, bölgesel bir çatışmanın yayılmasını önlemek için hazır bekliyor. Rusya ve Çin ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İsrail’i kınayan karar tasarıları sunuyor ancak ABD vetosuyla karşılaşıyor. Bu tablo, uluslararası toplumun Filistin sorununa yaklaşımındaki derin ayrışmayı bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği tarihi desteğin yanı sıra bölgesel arabuluculuk rolünü de ilgilendiriyor. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde Gazze’deki saldırıları kınarken, insani yardım koridorlarının açılması için girişimlerde bulunuyor. Ancak İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atan Ankara, bu tür saldırılar karşısında hassas bir dengede hareket etmek zorunda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, Filistin’e destek mesajını içerirken, diplomatik kanalların da açık tutulduğu görülüyor. Türkiye’nin enerji ve ticaret rotaları açısından Doğu Akdeniz’de istikrar önem taşıdığından, çatışmanın yayılması Ankara’nın çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye’nin hem insani hem de jeopolitik gerekçelerle bölgede aktif bir rol oynaması bekleniyor.