İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Gazze Şeridi'nden Filistinlilerin zorla çıkarılması planını bir kez daha dile getirdi. Katz, Gazze'nin yüzde 70'inin Filistinlilerden arındırıldığını öne sürerek, İsrail'in yalnızca ABD'den onay beklediğini ifade etti. Katz, "İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hamas'ı ortadan kaldırma direktifi verildiğinde harekete geçmeye hazır" dedi. Bu açıklama, uluslararası toplumun etnik temizliğe karşı gerçek bir tepkisi olmadığını gösteriyor.
Planın Arka Planı ve Katz'ın Açıklamaları
Israel Katz'ın söz konusu açıklaması, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının başlangıcından bu yana en açık etnik temizlik çağrılarından biri olarak kayda geçti. Katz, "Gazze'nin yüzde 70'i boşaltıldı" diyerek, Filistinli nüfusun büyük bölümünün yerinden edildiğini kabul etti. Bu ifade, İsrail'in sistematik olarak Filistinlileri bölgeden çıkarma amacını güttüğünü gösteriyor. Katz, planın hayata geçmesi için ABD'nin onayını beklediklerini belirterek, Washington'ın yeşil ışık yakması halinde derhal harekete geçeceklerini söyledi.
İsrail'in bu planı, 1948'deki Nakba'dan bu yana Filistinlilere yönelik en büyük zorla yerinden etme girişimi olarak nitelendiriliyor. Uluslararası hukuk uzmanları, bu tür bir eylemin Cenevre Sözleşmeleri'ne göre savaş suçu ve insanlığa karşı suç teşkil ettiğini vurguluyor. Ancak bugüne kadar ne Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden ne de Batılı başkentlerden caydırıcı bir yaptırım veya sert bir kınama gelmedi. Bu durum, uluslararası toplumun etnik temizliğe karşı gerçek bir iradesi olmadığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'in Gazze'yi tamamen boşaltma planı, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan istikrarı daha da bozacak nitelikte. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, Filistinlilerin kendi topraklarına sürülmesine kesinlikle karşı çıkıyor. Mısır, Refah Sınır Kapısı'nı sıkı şekilde kontrol ederek böyle bir senaryoya hazırlıklı olduğunu gösterdi. Lübnan ve Suriye ise İsrail'in genişlemeci politikalarından endişe duyuyor. Bölgede İran destekli grupların İsrail'e yönelik saldırıları artabilir.
ABD'nin tutumu ise belirsizliğini koruyor. Biden yönetimi, İsrail'e verdiği askeri desteği sürdürürken, bir yandan da "sivillerin korunması" çağrısı yapıyor. Ancak Katz'ın "ABD onayı bekliyoruz" sözleri, Washington'ın bu plana zımnen yeşil ışık yakabileceği endişesini doğuruyor. Avrupa Birliği ise açıklamalarında temkinli kalarak, iki devletli çözüm çağrısını yineliyor. Uluslararası kamuoyunda ise protestolar ve boykot hareketleri hız kazanmış durumda.
Gazze'de insani kriz her geçen gün derinleşiyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, bölgede 1,5 milyondan fazla Filistinli yerinden edilmiş durumda ve temel ihtiyaçlara erişim engellenmiş durumda. İsrail'in planı hayata geçerse, bu insanların nereye gideceği belirsizliğini koruyor. Mısır, Sina Yarımadası'na yerleştirilmelerine karşı çıkarken, Ürdün de kendi topraklarına yeni bir mülteci dalgası istemiyor.
Uluslararası Hukuk ve Sorumluluk
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), İsrail'in Gazze'deki eylemlerini soruşturma kapsamına almış durumda. Geçtiğimiz aylarda UCM Başsavcısı, İsrail yetkilileri hakkında tutuklama emri çıkarılması için başvuruda bulundu. Ancak bu sürecin ne kadar ilerleyeceği belirsiz. ABD ve İsrail, UCM'nin yetkisini tanımadıklarını açıklamış durumda. Bu da uluslararası adaletin etkisiz kalacağı endişesini artırıyor.
Etnik temizlik kavramı, uluslararası hukukta soykırım suçuyla yakından ilişkili. Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi'ne göre, bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi kastıyla yapılan eylemler soykırım sayılıyor. İsrail'in Gazze'deki uygulamaları, birçok hukukçu tarafından bu kapsamda değerlendiriliyor. Ancak siyasi irade eksikliği nedeniyle somut bir yaptırım uygulanamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Gazze'yi boşaltma planı, Türkiye'nin Orta Doğu politikası ve güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekliyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Böyle bir plan, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik konumunu güçlendirebilir; ancak aynı zamanda yeni bir mülteci dalgası ve radikalleşme riskini beraberinde getirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile normalleşme sürecini askıya alması ve uluslararası platformlarda daha aktif rol alması gerekebilir. ABD ile ilişkilerde ise Gazze konusu yeni bir gerilim hattı oluşturabilir.