Batı Afrika'da insan hakları savunucuları, bölgede LGBTQ+ karşıtı yasaların giderek yaygınlaştığı ve güçlendirildiği uyarısında bulunuyor. Aktivistler, siyasetçilerin iktidarlarını sürdürmek için LGBTQ+ bireyleri 'en kolay günah keçisi' olarak gördüklerini belirtiyor. Son yıllarda Gana, Senegal, Burkina Faso, Nijerya ve Kamerun gibi ülkelerde eşcinsel bireylere yönelik baskılar artarken, yasama organlarına sunulan sert yasa tasarıları uluslararası toplumun tepkisini çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Gana'da 2021 yılında parlamentoya sunulan 'İnsani Cinsel Haklar ve Aile Değerleri' tasarısı, eşcinsel ilişkileri ve LGBTQ+ kimliğini desteklemeyi suç sayıyor. Tasarı, cinsel yönelimlerini açıklayan kişilere hapis cezası öngörürken, insan hakları örgütleri bu düzenlemeyi 'insanlık dışı' olarak nitelendiriyor. Benzer şekilde, Senegal'de eşcinsel ilişkiler halihazırda 5 yıla kadar hapis cezasıyla yasaklanmış durumda; ülkede 2023'te bu yasaların daha da sertleştirilmesi için girişimler başlatıldı.
Burkina Faso'da ise askeri yönetim, 2023'te eşcinsel ilişkileri anayasada yasaklayan bir kararname çıkardı. Nijerya'da 2014'te kabul edilen 'Eşcinsel Karşıtı Yasası', eşcinsel birliktelikleri ve LGBTQ+ aktivizmini 14 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırıyor. Kamerun'da da eşcinsel ilişkiler 5 yıla kadar hapis cezasına tabi. Bu yasalar, İngiltere ve Fransa'nın eski sömürge dönemlerinden kalma ceza kanunlarının bir mirası olarak değerlendirilse de, son yıllarda yerel siyasi dinamiklerle yeniden alevleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Afrika'daki bu gelişmeler, küresel ölçekte LGBTQ+ haklarına yönelik artan bir geri adımın parçası olarak görülüyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nde ve çeşitli uluslararası platformlarda sivil toplum kuruluşları, bu yasaların ayrımcılığı derinleştirdiğini ve savunmasız grupları şiddete maruz bıraktığını vurguluyor. Öte yandan, bazı Batılı ülkeler ve uluslararası finans kuruluşları, insan hakları ihlallerine yönelik yardım koşullarını gündeme getirerek baskı yapıyor; ancak bölge ülkeleri bu tür dış müdahaleleri 'neo-sömürgecilik' olarak nitelendirerek geri çeviriyor.
Uluslararası Af Örgütü'nün 2024 raporuna göre, Batı Afrika'da LGBTQ+ bireylere yönelik nefret suçları ve keyfi tutuklamalar son beş yılda önemli ölçüde arttı. Rapor, bu durumun yalnızca yasalarla sınırlı kalmadığını, toplumsal nefret söyleminin ve şiddetin de arttığını ortaya koyuyor. İnsan hakları savunucuları, yasaların uygulanmasının ötesinde, bu politikaların toplumda derin bir korku ve dışlanma ortamı yarattığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Afrika'daki bu gelişmeler, Türkiye'nin Afrika politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir süreçtir. Türkiye, son yıllarda Sahra Altı Afrika'da ekonomik ve diplomatik etkisini artırırken, bu ülkelerdeki insan hakları ihlalleri, dış politika dengelerini etkileyebilir. Türkiye'nin bölgeyle artan ticari ve askeri iş birliği, bu tür yasaların toplumsal istikrarı tehdit etmesi durumunda risk oluşturabilir. Ayrıca, uluslararası toplumda artan eleştiriler, Türkiye'nin pozisyonunu netleştirmesini gerektirebilir. Bu tür insan hakları konularında tutarlı bir duruş, Türkiye'nin hem Afrika'daki ittifaklarını güçlendirmesine hem de küresel normlara uyumunu gösterir.