İsrail ordusu, Gazze Şehri'ne düzenlediği hava saldırısında en az bir Filistinlinin ölümüne, çok sayıda kişinin yaralanmasına yol açtı. Anadolu Ajansı'nın bildirdiğine göre, saldırı 2025 Ekim ayından bu yana yürürlükte olan ateşkesin son ihlallerinden biri olarak kayıtlara geçti. İsrail güçleri aynı anda abluka altındaki bölgenin çeşitli noktalarında binaları yıkmaya ve bombalamaya devam etti.
Gelişmenin arka planı: Ateşkes süreci neden çöküyor?
Gazze'de 2025 Ekim'inde varılan ateşkes, taraflar arasında kalıcı bir barış umudu doğurmuştu. Ancak anlaşmanın imzalanmasından bu yana geçen aylarda, İsrail'in defalarca ateşkesi ihlal ettiği bildiriliyor. Son olayda, İsrail savaş uçakları Gazze Şehri'nin merkezi bir bölgesini vurdu. Saldırıda hayatını kaybeden Filistinlinin kimliği henüz açıklanmazken, yaralıların hastanelere kaldırıldığı öğrenildi. İsrail ordusu ise saldırının 'şüpheli bir hedefe' yönelik olduğunu iddia etti.
Ateşkesin en önemli maddelerinden biri, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını durdurması ve Filistinli grupların da roket atışlarını sonlandırmasıydı. Ancak son haftalarda her iki taraf da anlaşmayı ihlal etmekle suçlanıyor. Özellikle İsrail'in, Filistin topraklarında yeni yerleşim birimleri inşa etme planları ve Kudüs'teki gerginlikler, tansiyonu yeniden yükseltti.
BM verilerine göre, ateşkesin ardından 400'den fazla Filistinli çeşitli saldırılarda hayatını kaybetti. Uluslararası toplum, tarafları anlaşmaya uymaya çağırsa da somut adımlar atılamadı. ABD ve Mısır'ın arabuluculuğunda sürdürülen müzakerelerden henüz sonuç alınamadı.
Bölgesel ve küresel boyut: İsrail-Filistin çatışmasının yansımaları
Gazze'deki son gelişmeler, bölgesel istikrarı tehdit ederken küresel güçleri de harekete geçirdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ateşkes ihlallerini görüşmek üzere acil toplantı kararı aldı. ABD Dışişleri Bakanlığı, 'sivillerin korunması' çağrısı yaparken İsrail'e verdiği desteği sürdürüyor. Avrupa Birliği ise her iki tarafa da itidal çağrısında bulundu.
İran ve Hizbullah gibi aktörler, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini kınayarak Filistinli gruplara destek sinyali verdi. Bu durum, Lübnan sınırında yeni bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor. Öte yandan, Suudi Arabistan'ın İsrail'le normalleşme adımları, Filistin yönetiminin tepkisini çekiyor. Bölgedeki enerji piyasaları da gerilimden etkileniyor; petrol fiyatları son bir haftada yüzde 3 arttı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında tarihsel olarak Filistin davasına destek veren bir pozisyona sahip. Gazze'deki son ateşkes ihlalleri, Türk dış politikasında Filistinli sivillerin korunması ve uluslararası hukukun üstünlüğü vurgusunu yeniden öne çıkarıyor. Ankara, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde ateşkesin korunması için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetleri ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından Gazze'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenmesi, hem insani krizin hafifletilmesine katkı sağlayabilir hem de bölgedeki nüfuzunu artırabilir.