İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine yoğun topçu ateşi açarken, işgal altındaki Batı Şeria'da da çok sayıda kasaba ve köye eş zamanlı baskınlar düzenledi. Filistinli yetkililere göre, saldırılarda ilk belirlemelere göre en az 15 Filistinli yaralandı, bazıları ağır. İsrail güçleri, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Hanun, doğusundaki Şucaiyye ve güneyindeki Han Yunus kentlerini hedef alırken; Batı Şeria'da Cenin, Nablus, El-Halil ve Ramallah çevresindeki yerleşim birimlerinde geniş çaplı operasyonlar başlattığını duyurdu.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, operasyonların 'terörle mücadele' kapsamında yürütüldüğü ve 'Hamas'ın altyapısını hedef aldığı' belirtildi. Ancak Filistin Sağlık Bakanlığı, saldırılarda sivillerin de hedef alındığını, Gazze'deki saldırılarda iki çocuğun hayatını kaybettiğini bildirdi. Batı Şeria'da ise İsrail askerleri, Nablus'un El-Ein kampına girerek çok sayıda evi aradı ve 22 Filistinliyi gözaltına aldı.
Son haftalarda tırmanan gerilim, Gazze sınırında düzenlenen haftalık protestolar ve İsrail güçlerinin bu protestolara müdahalesiyle artmıştı. Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail'in Gazze'ye yönelik her saldırısına karşılık vereceğini açıkladı. Uzmanlar, bu son operasyonun, bir süredir devam eden düşük yoğunluklu çatışmaların 'kontrollü bir tırmanış' olduğunu ve tarafların tam bir savaşa girmekten kaçındığını belirtiyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, güvenlik kabinesiyle acil toplantı yaparken, Savunma Bakanı Yoav Gallant, 'Elimizdeki istihbarata göre Gazze'den gelecek yeni saldırıları önlemek için şu anki operasyonlar kaçınılmazdı' dedi. Öte yandan Mısır ve Katar arabuluculuğunda ateşkes görüşmelerinin sürdüğü, ancak henüz bir sonuç alınamadığı öğrenildi.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu saldırılar, bölgedeki dengeleri yeniden değiştirebilecek bir nitelik taşıyor. Özellikle İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile normalleşme sürecindeki Arap ülkeleri (BAE, Bahreyn, Fas) Filistinlilere yönelik bu askeri harekatı kınadı. Suudi Arabistan ve Ürdün, İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlayarak acil bir Arap Birliği toplantısı çağrısı yaptı.
ABD yönetiminden yapılan açıklamada, 'İsrail'in meşru müdafaa hakkını destekledikleri, ancak sivil kayıpların önlenmesi gerektiği' belirtilirken, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 'şiddetin her iki tarafça da durdurulması' çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Filistin'deki durumu görüşmek üzere olağanüstü toplantı yapma kararı aldı.
Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, yaptığı yazılı açıklamada, 'Bu, İsrail'in sistematik olarak Filistin halkını yerinden etme ve topraklarını ilhak etme politikasının bir parçasıdır' ifadelerini kullandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ise İsrail güçlerinin Gazze'de kullandığı mühimmatın uluslararası hukuku ihlal ettiğini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasının en güçlü destekçilerinden biri olarak bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce yaptığı 'Gazze'deki katliamlara sessiz kalmayacağız' açıklamaları, Türkiye'nin bu konudaki duyarlılığını ortaya koyuyor. Bu saldırılar, Türk dış politikasının Doğu Akdeniz'deki denklemini de etkileyebilir; özellikle İsrail ile son yıllarda geliştirilen enerji iş birliği ve normalleşme adımları, Filistinlilere yönelik bu tür operasyonlar nedeniyle kamuoyunda sorgulanabilir. Türkiye'nin, bölgesel aktörlerle koordineli biçimde Filistin'e yönelik insani yardım ve diplomatik girişimleri artırması bekleniyor. Ayrıca, bu durumun Türkiye'nin savunma sanayiindeki gelişmeler üzerinden bölgesel güç dengesindeki rolünü öne çıkaracağı değerlendiriliyor.