İsrail güçleri, işgal altındaki Doğu Kudüs'te 70 Filistinlinin yaşadığı beş katlı bir apartmanı yıktı. Salı günü gerçekleşen yıkım sırasında Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde İsrail askerleri ve yerleşimcilerin saldırıları sonucu iki Filistinli yaralandı. Yerel yetkililer ve basın organlarına göre, İsrail güçleri Batı Şeria genelinde baskınlar düzenledi.
Yıkımın Arka Planı ve İşgal Altındaki Doğu Kudüs
İsrail makamları, söz konusu binanın ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı aldığını belirtti. Ancak Filistinli aileler, işgal altındaki Doğu Kudüs'te ruhsat almanın neredeyse imkânsız olduğunu, İsrail'in sistematik olarak Filistin mahallelerinde inşaat izni vermediğini vurguluyor. Uluslararası hukuka göre, işgalci gücün sivil nüfusu zorla tahliye etmesi ve evlerini yıkması Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı. Yıkım, bölgede artan gerilimin son halkası olarak değerlendiriliyor. Son aylarda Doğu Kudüs'te benzer yıkımlar ve tahliyeler sıklaşmış, uluslararası toplumdan tepkiler yükselmişti. Filistinli yetkililer, bu tür eylemlerin etnik temizlik politikasının parçası olduğunu savunuyor. İsrail ise yıkımları yasal prosedürlere bağlı olarak savunuyor.
Batı Şeria'da Artan Şiddet ve Yaralılar
Batı Şeria'da Salı günü düzenlenen baskınlarda İsrail askerleri ve yerleşimciler, Filistinlilere saldırdı. İki Filistinlinin yaralandığı olaylarda, yerleşimcilerin taş ve sopalarla saldırdığı, askerlerin ise gerçek mermi kullandığı bildirildi. Yaralıların hastaneye kaldırıldığı ve durumlarının stabil olduğu öğrenildi. Batı Şeria'da 2023'ün başından bu yana artan çatışmalar, yüzlerce Filistinlinin hayatını kaybetmesine yol açtı. İsrail, operasyonlarını "terörle mücadele" olarak nitelendirirken, Filistinliler ve uluslararası kuruluşlar orantısız güç kullanımına dikkat çekiyor. Bölgede yerleşimci şiddeti de tırmanışta; son haftalarda Filistin köylerine yönelik saldırılar arttı. İsrail ordusu, olaylarla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı, ancak Filistinliler soruşturmaların sonuçsuz kaldığını belirtiyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Dengeler
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, yıkım ve şiddet olaylarını kınadı. AB Dış İlişkiler Temsilcisi, "İşgal altındaki topraklarda uluslararası hukuka aykırı eylemler kabul edilemez" dedi. ABD yönetimi ise "tüm taraflara itidal çağrısı" yapmakla yetindi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak Türkiye, geçmişte benzer yıkımları sert dille eleştirmişti. Bölgesel uzmanlar, İsrail'in bu tür eylemlerinin Filistin yönetimini zayıflattığını ve iki devletli çözüm umudunu azalttığını belirtiyor. Suudi Arabistan ve Ürdün gibi Arap ülkeleri, olayı "provokasyon" olarak nitelendirdi. Mısır'ın arabuluculuk çabaları ise ateşkes görüşmelerinde tıkandı. İsrail'in yeni hükümetinin sert politikaları, bölgede yeni bir intifada korkusunu artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Doğu Kudüs'teki yıkımı ve Batı Şeria'daki şiddeti, Türkiye'nin Filistin politikası açısından yakından takip ettiği bir gelişme. Türkiye, Filistin davasını destekleyen güçlü bir söylem benimseyerek İsrail'in eylemlerini uluslararası platformlarda sürekli gündeme getiriyor. Bu olay, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü ve insani diplomasisini öne çıkarması için bir fırsat yaratabilir. Ayrıca, artan gerginlik Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki güvenlik dengelerini de etkiliyor; Ankara, olası bir tırmanmanın bölgesel istikrarsızlığa yol açmasından endişe ediyor.