Yemen'in Husileri, Çarşamba günü Aden Uluslararası Havalimanı'na balistik füze ve patlayıcı yüklü insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenledi. Ülkenin ulaştırma bakanlığından yapılan açıklamaya göre, saldırılar İran destekli grup ile Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri arasında artan çatışmaların ortasında gerçekleşti. Son günlerde çatışmalar, ülkenin orta ve güney bölgelerindeki stratejik noktalarda yoğunlaşmış durumda. Aden, Yemen hükümetinin geçici başkenti olarak biliniyor ve uluslararası yardımların ulaştığı kritik bir liman kenti konumunda.
Saldırının ayrıntıları ve sonrası
Ulaştırma bakanlığı, saldırıda can kaybı veya maddi hasar olup olmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak görgü tanıkları, havalimanı çevresinde patlama sesleri duyulduğunu ve uçuşların askıya alındığını bildirdi. Aden Havalimanı, Yemen iç savaşında stratejik bir öneme sahip; zira Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin ve Yemen hükümetinin önde gelen ulaşım merkezlerinden biri. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, saldırıların "işgalci güçlere" yönelik olduğunu ve "meşru bir yanıt" olduğunu iddia etti. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise saldırıyı kınayarak, Husilerin ateşkesi ihlal ettiğini belirtti. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, taraflara itidal çağrısında bulunarak, "Sivillerin ve sivil altyapının korunması uluslararası hukukun gereğidir" dedi.
Arka plandaki çatışma dinamikleri
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteklediği Yemen hükümeti arasında bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Husiler, başkent Sanaa'yı ve kuzeydeki geniş bölgeleri kontrol ederken, hükümet güçleri güneyde ve doğuda etkili. Aden, 2015'ten beri hükümetin geçici başkenti olarak işlev görüyor. Son aylarda çatışmalar, Marib ve Şabwa gibi enerji kaynakları açısından zengin bölgelerde yoğunlaşmıştı. Aden'e yönelik bu saldırı, Husilerin güneye doğru genişleme çabasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Ayrıca, saldırıların zamanlaması, Birleşmiş Milletler'in ateşkes çabalarının yoğunlaştığı bir döneme denk gelmesi açısından dikkat çekici. Uzmanlar, Husilerin bu tür saldırılarla müzakere masasında elini güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki çatışmalar, Orta Doğu'nun jeopolitik dengeleri açısından büyük önem taşıyor. İran, Husileri destekleyerek Suudi Arabistan'ın güney kanadında bir tehdit oluştururken, Suudi Arabistan ve müttefikleri İran'ın bölgedeki etkisini sınırlamaya çalışıyor. Aden Havalimanı'na yapılan saldırı, Kızıldeniz ve Bab-ül Mendep Boğazı'ndaki deniz ticareti güvenliğini de tehdit ediyor. Bu bölge, küresel petrol taşımacılığının yaklaşık %10'unun geçtiği kritik bir koridor. Son dönemde Husilerin İsrail'e yönelik saldırıları ve Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik eylemleri, bölgesel gerilimi artırmış durumda. ABD ve İngiltere, Husilere yönelik hava saldırıları düzenleyerek bu tehditlere yanıt veriyor. Ancak bu müdahaleler, çatışmayı daha da körükleyebilir. BM, Yemen'de insani krizin derinleştiğini ve milyonlarca insanın yardıma muhtaç olduğunu vurguluyor. Aden'deki saldırı, ülkeye insani yardım ulaştırılmasını da zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmaları yakından takip ediyor. Aden Havalimanı'na yapılan saldırı, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik ve ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütürken, Yemen'deki krizin çözümü için diplomatik çabaları destekliyor. Ayrıca, Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Türkiye'nin deniz ticaret yollarını ve enerji güvenliğini tehdit ediyor. Türk şirketlerinin bölgedeki yatırımları ve insani yardım faaliyetleri de risk altında. Ankara, çatışmanın taraflarını diyaloğa teşvik ederek, BM öncülüğündeki barış sürecine destek veriyor.