Kudüs — İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, 2016 yılında işgal altındaki Batı Şeria'da yaralı bir Filistinliyi öldüren İsrail askeri Elor Azaria'yı affetti. Azaria, 2016'da El-Halil kentinde bıçaklı saldırı girişiminde bulunduktan sonra etkisiz hale getirilen Filistinli Abdülfettah eş-Şerif'i başından vurarak öldürmekten suçlu bulunmuş ve 18 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, affın "kamu yararı ve toplumsal uzlaşı" gerekçesiyle verildiği belirtildi. Karar, İsrail'de uzun süredir tartışılan ve toplumu kutuplaştıran bir davayı sona erdirdi.
Olayın Arka Planı: El-Halil'de Yaşananlar
Mart 2016'da El-Halil'de iki Filistinli, İsrail askerlerine bıçaklı saldırı düzenledi. Saldırganlardan biri olay yerinde öldürülürken, diğeri Abdülfettah eş-Şerif ağır yaralandı ve hareketsiz halde yerde yatıyordu. Olay yerine gelen asker Elor Azaria, yaklaşık 11 dakika sonra eş-Şerif'in başına bir el ateş ederek öldürdü. Olay, İsrail askerlerinin aşırı güç kullanımına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Azaria, 2017'de askeri mahkeme tarafından kasten adam öldürmekten suçlu bulunarak 18 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak cezası daha sonra askeri mahkeme başkanı tarafından 14 aya indirildi. Azaria, 2018'de erken tahliye edildi ve ordudan ihraç edildi.
Dava, İsrail toplumunda derin bir bölünme yarattı. Sağcı gruplar Azaria'yı "vatansever bir asker" olarak savunurken, sol kesim ve insan hakları örgütleri kararı "adaletin tecellisi" olarak nitelendirdi. Askeri mahkeme sürecinde Azaria'nın avukatları, müvekkilinin "teröristin ölmediğinden emin olmak için" ateş ettiğini öne sürdü. Ancak mahkeme, eş-Şerif'in etkisiz hale getirildiğini ve Azaria'nın eyleminin "açık bir infaz" olduğunu vurguladı.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, affı onaylarken, "Azaria'nın pişmanlık duyduğunu ve topluma yeniden kazandırılması gerektiğini" ifade etti. Ancak karar, Filistin tarafı ve uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından sert eleştirildi. Filistin Yönetimi sözcüsü, affı "işgal altındaki Filistinlilerin kanının cezasız kalmasının bir göstergesi" olarak değerlendirdi. Amnesty International ise kararı "adaletsizlik ve dokunulmazlık" olarak nitelendirdi. İsrail'in solcu gazetesi Haaretz, affın "İsrail ordusunun ahlaki çöküşünü simgelediğini" yazdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Azaria'nın affı, İsrail'in Filistinlilere yönelik politikalarında değişen bir dengeyi yansıtıyor. Son yıllarda İsrail'de sağcı ve dinci partilerin etkisi artarken, güvenlik güçlerine yönelik eleştiriler sıklıkla susturuluyor. Bu karar, İsrail'in uluslararası alanda artan yalnızlığını derinleştirebilir. Avrupa Birliği ve ABD'den henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak insan hakları örgütleri, affın uluslararası hukuku hiçe saydığını belirtiyor.
Olay, 2015-2016 yıllarında Filistinlilerin bıçaklı saldırılarının yoğunlaştığı döneme denk geliyor. O dönemde İsrail güvenlik güçleri, saldırganları etkisiz hale getirdikten sonra bile öldürme eğiliminde oldukları yönünde suçlamalarla karşılaştı. Azaria davası, bu tür eylemlerin cezasız kalmayacağını göstermesi açısından bir emsal teşkil ediyordu. Ancak affedilmesi, bu emsal niteliğini ortadan kaldırarak, askerlerin yargı önünde hesap verme korkusunu azaltabilir. Filistinliler arasında, affın "işgalci güçlerin dokunulmazlığını" pekiştirdiği görüşü hakim.
Uluslararası kamuoyu, İsrail'in Filistin topraklarındaki işgalini ve insan hakları ihlallerini uzun süredir eleştiriyor. Bu affın, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) İsrail aleyhine yürüttüğü soruşturmaya dolaylı etkisi olabilir. UCM, 2021'de Filistin topraklarında işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturma başlatmıştı. Azaria'nın affı, bu soruşturma kapsamında bir delil olarak kullanılabilir. Ayrıca, İsrail'in insan hakları sicili, Batılı ülkelerle ilişkilerinde zaman zaman gerilim yaratıyor. Ancak stratejik ortaklıklar nedeniyle bu tür kararlar genellikle sessiz kalınarak geçiştiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in yaralı bir Filistinliyi öldüren askeri affetmesi, Türkiye'nin Filistin meselesindeki hassasiyeti nedeniyle yakından takip ediliyor. Türkiye, Filistinlilere yönelik her türlü şiddeti kınarken, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerine karşı diplomatik girişimlerde bulunuyor. Bu affın, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim yaratması muhtemel. Türkiye, insan hakları ihlallerinde cezasızlık kültürünün bölgesel istikrarı bozduğunu savunuyor. Ayrıca, Filistin davası, Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik iddiası için önemli bir araç. Affın uluslararası alanda yankı uyandırması, Türkiye'nin BM ve diğer platformlarda İsrail'i eleştirmesine zemin hazırlayabilir.