Lübnan ordusu, İsrail askerlerinin çekilmesinin ardından ülkenin güneyindeki Dibbine kasabasına konuşlanmaya başladı. Bu adım, bölgede son günlerde yaşanan askeri tırmanma, top atışları ve yıkım olaylarının hemen sonrasında geldi. Ordunun bu hamlesi, İsrail ile Hizbullah arasındaki ateşkesin ardından güney Lübnan’da devlet otoritesini yeniden tesis etme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Dibbine kasabası, İsrail sınırına yakın bir konumda yer alıyor ve son yıllarda birçok kez çatışmalara sahne oldu. İsrail askerlerinin çekilmesi, 2023 sonlarında varılan ateşkes anlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Anlaşma kapsamında, Lübnan ordusu ve Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL), güney Lübnan’da kontrolü yeniden sağlamak üzere konuşlanıyor. Ancak süreç, İsrail’in zaman zaman askeri operasyonlar düzenlemesi ve Hizbullah’ın varlığını sürdürmesi nedeniyle sancılı ilerliyor.
Son günlerde yaşanan olaylar arasında, İsrail güçlerinin Dibbine çevresinde düzenlediği top atışları ve bir dizi binayı yıkması yer alıyor. Bu eylemler, ateşkesin kırılganlığını ortaya koyarken, Lübnan ordusunun bölgeye sevkiyatı, kontrolün barışçıl yollarla sağlanması yönünde bir adım olarak görülüyor. Ordunun konuşlanması, yerel halk tarafından memnuniyetle karşılandı; ancak güvenlik endişeleri hala devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Lübnan’daki bu gelişme, sadece yerel değil, aynı zamanda bölgesel dengeler açısından da önem taşıyor. İsrail-Lübnan sınırı, uzun süredir Hizbullah-İsrail çatışmalarının odağında yer alıyor. Ateşkesin sürdürülmesi, bölgede daha büyük bir savaşın önlenmesi için kritik. ABD, Fransa ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası aktörler, ateşkesin kalıcı hale gelmesi için çaba gösteriyor. Ancak İsrail’in çekilmesine rağmen, Hizbullah’ın askeri kapasitesini koruması ve bazı bölgelerde hala etkili olması, kalıcı bir çözümün önünde engel teşkil ediyor.
Bu durum, İran ve diğer bölgesel güçlerin de ilgisini çekiyor. Hizbullah’ın İran tarafından desteklendiği düşünülürse, Lübnan’daki istikrarsızlık, Tahran’ın bölgesel nüfuzu açısından bir araç olarak kullanılabiliyor. Öte yandan, İsrail hükümeti, kuzey sınırında güvenliği sağlamak ve Hizbullah’tan gelebilecek tehditleri bertaraf etmek için gerektiğinde yeniden müdahale edebileceğini sinyalini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan’daki istikrarı yakından takip ediyor. Güney Lübnan’da ateşkesin sürmesi, Doğu Akdeniz’de genel güvenlik ortamını olumlu etkileyebilir. Türkiye’nin bölgede enerji arama faaliyetleri ve Kıbrıs meselesi gibi konularda Lübnan’daki istikrar, dolaylı da olsa önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye’nin İsrail ve Hizbullah ile olan ilişkileri göz önüne alındığında, bu dengenin bozulması, Türk dış politikasını zorlayabilir. Dolayısıyla Ankara, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve Lübnan’da devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi yönünde diplomatik girişimleri desteklemeye devam edecektir.