İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarında bulunan Filistinli çiftçilere ait zeytin bahçelerini buldozerle yok etti. 15 Kasım 2024 tarihinde kaydedilen görüntülerde, bir İsrail buldozerinin onlarca yıllık zeytin ağacını kökünden sökerek düzlüğe çevirdiği anlar yer alıyor. Olay, uluslararası toplumdan sert tepkiler alırken, bölgedeki gerilimi yeniden tırmandırdı. Filistin Tarım Bakanlığı, yok edilen ağaçların 300’den fazla olduğunu ve 50 dönümlük tarım alanının kullanılamaz hale getirildiğini duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı: Zeytin Ağaçlarının Sembolik Anlamı
Zeytin ağaçları, Filistin toplumu için yalnızca ekonomik bir değer değil, aynı zamanda toprakla bağın ve direnişin sembolü. Bir zeytin ağacının olgunlaşması ve düzenli ürün vermesi onlarca yıl sürerken, bu ağaçların buldozerle sökülmesi Filistinli çiftçiler için bir yıkım anlamına geliyor. İsrail güçleri ise bu tür operasyonları “güvenlik önlemi” olarak gerekçelendiriyor ve sözde “yasadışı yapıların” veya “terör faaliyetlerinin” önlenmesi için yapıldığını iddia ediyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu eylemlerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve sivil halkın geçim kaynaklarını hedef aldığını belirtiyor.
Batı Şeria’da benzer olaylar sıkça yaşanıyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’ne (OCHA) göre, 2024 yılının ilk 10 ayında 1.500’den fazla zeytin ağacı İsrail güçleri veya yerleşimciler tarafından söküldü. Bu sayı, 2023 yılının aynı dönemine göre yüzde 40 artış gösterdi. Uzmanlar, bu artışın arkasında İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerini genişletme politikası olduğunu vurguluyor.
Filistinli çiftçi Muhammed Ebu Ali, yok edilen bahçesiyle ilgili olarak “Babamın diktiği bu ağaçlar 40 yıllıktı. Onlarla birlikte anılarımızı da yok ettiler” dedi. Benzer hikâyeler bölgedeki birçok aile tarafından paylaşılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Süreç
Son olay, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve çeşitli insan hakları örgütleri tarafından kınandı. BM Genel Sekreteri Sözcüsü, “Zeytin bahçelerinin yok edilmesi, Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırıdır. Sivillerin malına zarar vermek savaş suçu olabilir” açıklamasında bulundu. AB Dış İlişkiler Sözcüsü ise “İsrail’i uluslararası hukuka uymaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı. Ancak İsrail hükümeti, bu tür eleştirilere “güvenlik ihtiyaçları” yanıtını vererek meşruiyet sağlamaya çalışıyor.
Öte yandan, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Filistin topraklarında işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturması devam ediyor. Filistin yönetimi, zeytin bahçelerinin yok edilmesini de bu soruşturmaya dahil etmek için başvuruda bulundu. İsrail, UCM’nin yetkisini tanımadığını yinelese de, uluslararası hukuk uzmanları somut delillerin toplanması durumunda yasal sürecin ilerleyebileceğini belirtiyor.
Bölgesel düzeyde, olay Müslüman ve Arap ülkelerinde geniş yankı uyandırdı. Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkeler İsrail’i kınarken, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan da bir açıklama geldi. Açıklamada, “Filistin halkının temel haklarını ve geçim kaynaklarını hedef alan bu tür eylemleri şiddetle kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını geleneksel olarak destekleyen bir ülke olarak bu tür olaylarda diplomatik girişimlerde bulunuyor. Zeytin bahçelerinin yok edilmesi, yalnızca insani bir trajedi değil, aynı zamanda iki devletli çözüm vizyonuna da darbe vuruyor. Türkiye’nin bölgedeki nüfuzu, özellikle Filistin yönetimiyle ilişkileri ve İsrail’i uluslararası platformlarda eleştiren duruşu, Ankara’nın bu konuda söz sahibi olmasını sağlıyor. Ancak Türkiye’nin ekonomik çıkarları açısından doğrudan bir etki bulunmamakla birlikte, bölgedeki istikrarsızlık enerji koridorlarını ve ticaret yollarını etkileyebilir. Ayrıca, Türk kamuoyunda Filistin meselesinin hassasiyeti göz önüne alındığında, hükümetin bu tür olaylara sert tepki vermesi iç siyasi bir gereklilik olarak da öne çıkıyor.