İsrail, 3 Haziran 2025 tarihinde Lübnan'ın güneyinde ve Beyrut'un hemen güneyinde düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırılarında en az altı kişinin öldüğü bildirildi. Lübnanlı güvenlik kaynaklarına göre, saldırılar özellikle Şii Hizbullah hareketinin etkin olduğu bölgelerde yoğunlaştı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ise, Lübnan'dan İsrail hava sahasına giren ve Hizbullah tarafından fırlatıldığı değerlendirilen bir hava aracının önlediğini açıkladı. Olaylar, İsrail-Lübnan sınırında aylardır süren gerginliği yeni bir boyuta taşıdı.
Saldırıların detayları ve hedefler
Güney Lübnan'daki ilk saldırıda, bir İHA'nın hedef aldığı araçta bulunan üç kişi öldü. Olayın meydana geldiği bölge, Hizbullah'ın önemli bir lojistik ve askeri varlığa sahip olduğu Nabatiye iline bağlı bir köydü. Saatler sonra, başkent Beyrut'un 30 kilometre güneyinde, Sayda (Sidon) yakınlarında bir başka araç hedef alındı. Bu saldırıda da en az üç kişi daha hayatını kaybetti. Saldırılarda toplam altı kişi ölürken, aralarında sivil olduğu değerlendirilen kişilerin de bulunduğu bildiriliyor. İsrail tarafından saldırıların hedefleri hakkında resmi bir açıklama yapılmazken, İsrail medyası hedeflerin Hizbullah'ın hassas füze ve İHA yeteneklerine yönelik olduğunu öne sürdü.
İsrail Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Lübnan'dan fırlatılan ve İsrail hava sahasına giren bir hava aracının 'MIM-104 Patriot' hava savunma sistemi tarafından önlendiği belirtildi. İsrail ordusu, aracın Hizbullah'a ait olduğunu ve İsrail'in kuzeyindeki askeri tesisleri hedef aldığını değerlendirdiklerini aktardı. Hizbullah ise olayla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı ancak hareketin medya organları, İsrail'in 'sivil altyapıyı hedef aldığını' iddia eden haberler yayımladı.
Bölgesel gerilim ve uluslararası boyut
İsrail ile Lübnan arasında son aylarda tırmanan çatışmalar, özellikle İsrail'in Gazze Şeridi'nde Hamas'a karşı sürdürdüğü askeri operasyonların ardından yoğunlaştı. Hizbullah, Filistin davasına destek amacıyla İsrail'e yönelik saldırılarını artırmış, İsrail ise buna karşılık olarak Lübnan topraklarında hedefleri vurmaya başlamıştı. Beyrut'un güneyindeki saldırı, başkente nispeten yakın bir noktada gerçekleşmesi nedeniyle ayrıca önemli. Bu, İsrail'in hassas hedefler için Lübnan'ın daha derin noktalarına operasyon düzenleyebileceğinin bir işareti olarak yorumlanıyor.
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), her iki tarafı da ateşkes çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı ise İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklediğini ancak tırmanışın durdurulması gerektiğini belirtti. Fransa, Lübnan'a yönelik herhangi bir saldırının bölgesel istikrarı tehdit edeceği uyarısında bulundu. İran destekli Hizbullah'ın elindeki geniş füze cephaneliği, olası bir savaş senaryosunda İsrail'in kuzey şehirlerini ciddi tehdit altına sokuyor. Analistler, bu tür olayların taraflar arasında büyük çaplı bir çatışmayı tetikleme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan sınırındaki bu tırmanış, Türkiye'nin doğrudan sınır komşusu olmamakla birlikte bölgesel güvenlik dinamiklerini yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İsrail ile son dönemde ekonomik ve diplomatik ilişkilerini onarma çabası içindeyken, Lübnan'daki gelişmeler Ankara'nın denge politikasını zorlayabilir. Hizbullah'ın İran'ın bölgedeki en önemli vekil gücü olması, İran'la da sınırlı diyalog yürüten Türkiye'nin manevra alanını daraltıyor. Ayrıca, Suriye'deki istikrarsızlığa paralel olarak, Lübnan'daki bir kriz, Türkiye'ye yeni bir mülteci akını riskini de beraberinde getirebilir. Ankara, bu nedenle tansiyonun düşürülmesi ve diplomatik çözüm arayışlarında arabulucu rolü üstlenmeye çalışabilir. Ekonomik olarak ise, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımına yönelik müzakereler üzerindeki olumsuz etkileri de göz ardı edilmemelidir.