İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait ev ve yapıların yıkım süreçlerinde yapay zeka (AI) araçlarını kullanarak zorla tahliyeleri otomatikleştirdiği bildirildi. Uluslararası haber kaynaklarına göre, İsrail makamları AI destekli sistemlerle yıkım kararlarını hızlandırıyor ve Filistinlilerin bölgeden çıkarılmasını sistematik hale getiriyor. Bu gelişme, işgal altındaki topraklarda insan hakları ihlallerinin dijitalleşerek arttığı yönündeki endişeleri güçlendiriyor.
Yapay Zeka Destekli Yıkımların Arka Planı
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da, Filistinlilere ait yapıların yıkımı uzun süredir tartışmalı bir uygulama. İsrail yönetimi, yıkımları "izinsiz inşaat" gerekçesiyle savunurken, Filistinliler ve uluslararası kuruluşlar bu uygulamaları zorla yerinden etme ve demografik mühendislik olarak nitelendiriyor. Son dönemde ortaya çıkan bilgilere göre, İsrail ordusu ve sivil idare, yıkım kararlarını hızlandırmak ve hedef belirlemek için yapay zeka tabanlı yazılımlar kullanıyor. Bu yazılımlar, uydu görüntüleri, drone verileri ve diğer istihbarat kaynaklarını analiz ederek potansiyel "izinsiz yapıları" tespit ediyor. Ardından otomatik olarak yıkım emirleri oluşturuluyor veya bu emirlerin onay süreçleri hızlandırılıyor.
İnsan hakları örgütleri, bu tür otomasyonun hukuki denetimi zayıflattığını ve keyfi uygulamaları artırdığını belirtiyor. Örneğin, yapay zekanın yanlış hedefleme yapması durumunda Filistinli ailelerin evleri haksız yere yıkılabiliyor. Ayrıca, yıkım kararlarının hızla uygulanması, ailelerin itiraz etme veya alternatif barınma bulma şansını ortadan kaldırıyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, İsrail'in bu uygulamalarının Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğunu vurguluyor. İsrail ise yapay zeka kullanımının sadece "verimlilik" sağladığını ve yasadışı inşaatla mücadelede etkili bir araç olduğunu iddia ediyor.
Filistinli yetkililer, yapay zeka destekli yıkımların özellikle Doğu Kudüs ve C bölgesi olarak bilinen Batı Şeria'nın yüzde 60'ını kapsayan alanda yoğunlaştığını belirtiyor. Bu bölgelerde Filistinlilerin inşaat izni alması neredeyse imkansız olduğu için yıkımlar sık sık gündeme geliyor. Son yıllarda yıkım sayılarında ciddi bir artış var. 2023'te 1.000'den fazla Filistin yapısının yıkıldığı ve binlerce kişinin evsiz kaldığı raporlandı. Yapay zeka sistemlerinin devreye girmesiyle bu sayıların daha da artması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in yapay zeka destekli yıkım uygulamaları, Orta Doğu barış sürecine darbe vuruyor. Filistin yönetimi, bu gelişmeyi "savaş suçu" olarak nitelendirerek Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşıyacağını açıkladı. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da konuyu gündemine aldı. Öte yandan, ABD yönetimi İsrail'e yönelik eleştirilerini sürdürüyor ancak somut bir yaptırım uygulamıyor. Avrupa Birliği ise yıkımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu yinelerken, üye ülkeler arasında farklı tutumlar var.
Bu gelişme, yapay zekanın askeri ve idari alanlarda kullanımının etik boyutlarını da gündeme getiriyor. Uluslararası insan hakları hukuku, yapay zeka gibi otonom sistemlerin silah veya baskı aracı olarak kullanılmasını düzenlemiyor. Bu boşluk, İsrail gibi ülkelerin teknolojiyi insan hakları ihlallerinde kullanmasına olanak tanıyor. Birçok ülke ve sivil toplum kuruluşu, otonom silah sistemlerinin yasaklanması için kampanya yürütüyor ancak bağlayıcı bir uluslararası anlaşma henüz yok.
İsrail'in yapay zeka kullanımı, sadece yıkımlarla sınırlı değil. Gözetleme, hedef belirleme ve istihbarat toplama gibi alanlarda da AI teknolojilerinden faydalandığı biliniyor. Özellikle Gazze'deki son çatışmalarda İsrail'in yapay zeka destekli hedefleme sistemleri kullandığı iddia edilmişti. Bu durum, savaş hukuku ve sivillerin korunması açısından ciddi endişeler yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Batı Şeria'da yapay zeka destekli yıkımları, Türkiye'nin Filistin politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in işgal politikalarını eleştiren bir tutum sergiliyor. Bu tür teknolojik uygulamalar, Türkiye'nin BM ve İİT platformlarında İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirebilir. Ayrıca, yapay zekanın insan hakları ihlallerinde kullanılması, Türkiye'nin savunduğu çok taraflı ve uluslararası hukuka dayalı çözüm arayışlarını da etkiliyor. Türkiye, Filistinli mültecilere yaptığı insani yardımların yanı sıra, uluslararası alanda bu tür ihlallere karşı daha aktif bir diplomasi izleyebilir. Bölgesel istikrar açısından da İsrail'in bu uygulamaları, Orta Doğu'da tansiyonu yükselterek Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir.