Batı Şeria'nın kuzeyinde yer alan Madama köyü sakinleri, İsrail güçlerinin köyün giriş ve çıkışlarına koyduğu beton bariyerler ve toprak yığınları nedeniyle günlerdir hastanelere, okullara ve zeytinliklerine ulaşamıyor. Köylüler, İsrail ordusunun geçen hafta başlattığı ablukanın hayatı felç ettiğini belirterek, acil tıbbi müdahale gerektiren hastaların köyden çıkarılamadığını ve öğrencilerin okula gidemediğini söylüyor. Yerel kaynaklara göre, abluka köyün ana yolunu tamamen kapatmış durumda ve alternatif güzergahlar da askeri kontrol noktalarıyla kesilmiş.
Madama'da Günlük Yaşam Felç Oldu
Madama köyü, Nablus kentinin güneybatısında, yaklaşık 200 haneli ve 1.500 nüfuslu bir yerleşim. Köy sakinleri, İsrail güçlerinin 10 Haziran'da köyün tek girişine büyük beton bloklar yerleştirdiğini ve çevredeki tarım arazilerine açılan patika yolları da hendeklerle kapattığını aktarıyor. Köy muhtarı Ebu Halil, yaptığı açıklamada, "Köyümüz adeta bir açık hava hapishanesine döndü. Hastaneye gitmesi gereken yaşlılar var, okula gitmesi gereken çocuklar var. Hiçbiri geçemiyor. Ambulans çağırdığımızda saatlerce bekliyoruz, bazen de askerler ambulanstaki hastayı bile kontrol ediyor" dedi.
Köydeki tek sağlık ocağında görev yapan bir hemşire, temel ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı çektiklerini, kronik hastaların rutin kontrolleri için Ramallah veya Nablus'taki hastanelere gidemediğini belirtti. Özellikle diyaliz hastaları ve kalp rahatsızlığı olanlar için durumun kritik olduğu ifade ediliyor. Öğrenciler ise köyde lise olmadığı için her gün komşu köylerdeki okullara gitmek zorunda; ancak yol kapalı olduğu için devamsızlık had safhada. Eğitimciler, 250'ye yakın öğrencinin mağdur olduğunu tahmin ediyor.
Tarım da ablukadan nasibini almış durumda. Madama'nın geçim kaynağı büyük ölçüde zeytincilik. Ancak zeytinliklere giden yolların kapatılması, hasat dönemi yaklaşırken köylüleri zor durumda bırakmış. Çiftçiler, ağaçlara ulaşamadıkları gibi, ürünlerini pazara da götüremiyor. Köylüler, İsrail makamlarının kapatma kararına gerekçe olarak "güvenlik" gerekçesini gösterdiğini, ancak somut bir olay yaşanmadığını söylüyor.
Uluslararası Hukuk ve Yerleşim Politikaları Bağlamında
Madama köyü, İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da yer alıyor. Uluslararası hukuk, işgalci gücün sivillerin günlük yaşamını keyfi olarak kısıtlamasını yasaklıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik toplu cezalandırma ve hareket kısıtlamalarının sık sık gündeme geldiğini, bunun Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olabileceğini defalarca vurguladı. İsrail ise bu tür kapatmaları "terörle mücadele" kapsamında savunuyor; ancak insan hakları örgütleri, uygulamaların çoğu zaman tüm bir köyü cezalandırdığını ve Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltmayı amaçladığını belirtiyor.
Son aylarda Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddeti ve İsrail ordusunun operasyonları, bölgede gerginliği tırmandırmış durumda. Madama gibi küçük köyler, hem yerleşimci saldırılarına hem de askeri kısıtlamalara karşı savunmasız kalıyor. Köylüler, uluslararası toplumun sessizliğinden şikayetçi. Avrupa Birliği ve ABD, zaman zaman Batı Şeria'daki yıkımlar ve yerleşim genişlemeleri konusunda İsrail'e eleştiriler yöneltse de, somut yaptırım çağrıları sınırlı kalıyor.
Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) ve diğer insani yardım kuruluşları, Batı Şeria'da artan hareket kısıtlamalarının Filistin ekonomisini ve sosyal dokusunu olumsuz etkilediğini raporluyor. Madama özelinde henüz bağımsız bir insani değerlendirme yapılmış değil; ancak köylülerin anlattıkları, ablukanın günlük yaşamı durma noktasına getirdiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde geleneksel olarak Filistinlilerin haklarını savunan bir tutum izliyor ve Batı Şeria'daki insani krizlere dikkat çekiyor. Madama köyündeki abluka, Türkiye'nin uluslararası platformlarda dile getirdiği "Filistin halkının temel haklarının korunması" söylemini destekler nitelikte bir örnek olarak öne çıkıyor. Son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme adımları atılsa da, Batı Şeria'daki ihlaller Ankara'nın tepkisini çekmeye devam ediyor. Bu tür olaylar, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM gibi forumlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca bölgedeki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu dengelerini etkileyerek Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarında dikkate aldığı bir unsur olmayı sürdürüyor.