İsrail medyası, Mısır'ın artan askeri kapasitesi ve Sina Yarımadası'ndaki varlığını güçlendirmeye yönelik adımlarını bir kez daha gündeme taşıdı. İsrail güvenlik ve siyasi çevrelerinde endişeye yol açan bu gelişmeler, özellikle İsrail platformu News1'de yayımlanan bir raporda detaylandırıldı. Raporda, Mısır ordusunun son yıllarda önemli ölçüde modernize edildiği ve Sina'da konuşlanan askeri birliklerin sayısının arttığı belirtiliyor. Bu durum, İsrail-Mısır barış anlaşmasının askeri kısıtlamaları çerçevesinde yakından izleniyor.
Gelişmenin Arka Planı
Mısır, 1979 Camp David Anlaşmaları'nın ardından Sina Yarımadası'nda belirli askeri kısıtlamalara tabi tutulmuştu. Ancak son yıllarda, özellikle de Sina'da artan terör faaliyetleriyle mücadele gerekçesiyle Mısır, bölgedeki askeri varlığını önemli ölçüde artırdı. İsrail'in güvenlik değerlendirmelerine göre, Mısır'ın Sina'da iki tugaydan fazla asker bulundurması anlaşmalara aykırı olsa da, terörle mücadele operasyonları kapsamında İsrail bu duruma belirli bir esneklik tanıyor. Ancak News1'in aktardığı istihbarat raporları, Mısır'ın bu operasyonları aşarak daha büyük çaplı bir askeri yığınağa gittiğini ortaya koyuyor.
Mısır'ın askeri modernizasyon programı kapsamında Almanya'dan 30 adet Typhoon savaş uçağı, Fransa'dan Rafale jetleri ve İtalya'dan FREMM sınıfı fırkateynler satın aldığı biliniyor. Ayrıca Mısır, ABD yapımı M1A1 Abrams tanklarını modernize ediyor ve kendi zırhlı araçlarını üretmeye başladı. Bu hamleler, Mısır'ı bölgede askeri açıdan daha bağımsız ve güçlü bir aktör haline getiriyor. İsrail basını, bu gelişmeleri sadece Sina ile sınırlı değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki güç dengeleri açısından da değerlendiriyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki doğal gaz kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda Mısır'ın artan deniz gücü, İsrail'in dikkatini çekiyor. İsrail, Mısır'ın deniz kuvvetlerini güçlendirmesini, Doğu Akdeniz'deki çıkarları açısından potansiyel bir tehdit olarak görüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mısır'ın askeri güçlenmesi, sadece İsrail'i değil, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörleri de ilgilendiriyor. Türkiye, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi gibi ülkeler, Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve deniz sınırları üzerindeki etkisini yakından takip ediyor. Mısır, 2019'da Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile imzaladığı Doğu Akdeniz Gaz Forumu ile enerji merkezi olma yolunda önemli adımlar attı. Bu durum, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarıyla doğrudan çatışıyor. Ayrıca Mısır, Libya'da General Hafter'e verdiği destekle de Türkiye karşıtı bir blokta yer alıyor. Küresel ölçekte, Mısır'ın silahlanması, sadece Orta Doğu'da değil, aynı zamanda Avrupa ve ABD'nin de dikkate aldığı bir denge unsuru haline geliyor. ABD, Mısır'a yıllık 1,3 milyar dolar askeri yardım sağlıyor ancak insan hakları ihlalleri nedeniyle bu yardımın bir kısmını kesmişti. Yine de Mısır, Amerikan silahlarının önemli bir alıcısı olmaya devam ediyor. Öte yandan Rusya, Mısır'a S-400 hava savunma sistemleri satma niyetini dile getirmişti ancak bu satış ABD'nin yaptırım tehditleri nedeniyle henüz gerçekleşmedi. Bu durum, Mısır'ın askeri alanda çok yönlü bir denge politikası izlediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'ın artan askeri kapasitesi, Türkiye için özellikle Doğu Akdeniz ve Libya bağlamında önemli bir gelişmedir. Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki deniz gücünü artırması, Türkiye'nin kıta sahanlığı ve enerji arama faaliyetlerini doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Ayrıca Mısır'ın Yunanistan ve GKRY ile olan askeri işbirliği, Türkiye'yi çevreleme stratejisinin bir parçası olarak görülebilir. Libya'da ise Mısır'ın Hafter'e verdiği destek, Türkiye'nin BM tanımlı hükümete verdiği desteğe karşı bir engel teşkil etmektedir. Bu nedenle Türkiye, Mısır'ın askeri modernizasyonunu yakından takip etmeli ve Doğu Akdeniz'deki varlığını dengeleyici adımlar atmalıdır. Ayrıca, Mısır'ın Rusya veya Çin'den alternatif silah sistemleri tedarik etmesi, NATO'nun güney kanadı için de yeni bir güvenlik sorunu yaratabilir.