İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, Gazze'deki İsrail istihbarat uygulamalarını konu alan Oscar ödüllü belgeselin yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor'u "devlete ihanetle" suçlayarak, İsrail vatandaşlıklarının iptal edilmesi çağrısında bulundu. Zohar'ın bu açıklaması, İsrail'de sanat ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı
İsrail Kültür Bakanı Miki Zohar, 11 Eylül 2026 tarihinde yaptığı yazılı açıklamada, Oscar ödüllü yönetmenler Yuval Abraham ve Rachel Szor'un İsrail vatandaşlığından çıkarılması gerektiğini savundu. Zohar, yönetmenleri "devlete ihanet" ile suçlayarak, "Bu kişiler İsrail'e karşı düşmanca faaliyetler yürütmektedir ve vatandaşlık haklarını kaybetmelidir" ifadelerini kullandı.
Abraham ve Szor, İsrail'in Gazze'deki istihbarat toplama yöntemlerini ve gözetim teknolojilerini eleştiren belgesel filmleriyle uluslararası alanda büyük yankı uyandırmıştı. Film, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarında kullandığı yapay zeka destekli hedefleme sistemlerini ve istihbarat ağlarını konu alıyordu. Belgesel, bu yılın başlarında Oscar ödülü kazanarak dünya çapında dikkat çekmişti.
Zohar'ın açıklamaları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti içinde sanata yönelik artan baskının son örneği olarak değerlendiriliyor. İsrail'de son aylarda sanatçılar, akademisyenler ve gazeteciler, hükümetin eleştirel sesleri susturmaya yönelik adımlarını protesto ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olay, İsrail'in Gazze politikalarına yönelik uluslararası eleştirilerin arttığı bir dönemde gerçekleşti. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini savaş suçu olarak nitelendirirken, İsrail hükümeti bu suçlamaları reddediyor.
İsrail'de vatandaşlıktan çıkarma yasal olarak son derece istisnai bir uygulama olup, genellikle yalnızca devlete karşı silahlı faaliyet yürüten kişiler için gündeme geliyor. Zohar'ın bu çağrısı, hukukçular tarafından "orantısız ve siyasi" olarak yorumlanıyor. İsrail İçişleri Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Uluslararası basın özgürlüğü kuruluşları, Zohar'ın sözlerini "ifade özgürlüğüne doğrudan saldırı" olarak değerlendirdi. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, İsrail'i sanatçılara yönelik baskıyı durdurmaya çağırdı.
Abraham ve Szor, yaptıkları açıklamada, "Gerçekleri anlatmak ihanet değildir. Biz sadece Gazze'de yaşananları belgeledik" diyerek suçlamaları reddetti. İkili, uluslararası film festivallerinde ödüller almaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirel tutumunu güçlendirecek niteliktedir. İsrail'de sanatçılara ve eleştirel seslere yönelik baskılar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda dile getirdiği "ifade özgürlüğü ihlalleri" söylemini destekler mahiyettedir. Ayrıca, Gazze'deki insan hakları ihlallerine dair belgesellerin yasaklanması ve yönetmenlerin hedef alınması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin haklılığını ortaya koymaktadır. Türkiye, bu tür olayları BM ve İİT gibi platformlarda gündeme getirerek İsrail üzerindeki diplomatik baskıyı artırabilir.