İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, son bir yıl içinde 5 bin 700 Filistin evini yıktırdığını övünerek duyurdu ve Filistinlilere yönelik askeri operasyonların devam edeceğini belirterek daha fazla binayı yıkma sözü verdi. Ben-Gvir, İsrail devlet radyosuna yaptığı konuşmada, ''Tek başıma son bir yılda 5 bin 700 ev yıktım'' ifadesini kullandı. Aşırı sağcı bakan, bu yıkımların güvenlik gerekçesiyle yapıldığını savunurken, uluslararası toplum bu eylemleri savaş suçu olarak nitelendiriyor.
Yıkımların Arka Planı ve Boyutu
Ben-Gvir'in açıklamaları, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki Filistin yapılarına yönelik yıkım kampanyasının boyutunu gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında İsrail güçleri tarafından 1.100'den fazla Filistin yapısı yıkıldı ve bu yıkımlar sonucunda 2.700'den fazla kişi evsiz kaldı. Ancak Ben-Gvir'in iddia ettiği 5.700 rakamı, geçmiş yıllara kıyasla dramatik bir artışı işaret ediyor. İsrail İnsan Hakları Örgütü B'Tselem, bu yıkımların çoğunun inşaat izni bulunmadığı gerekçesiyle yapıldığını ancak Filistinlilerin izin almasının neredeyse imkansız olduğunu belirtiyor. Ben-Gvir, yıkım emirlerini kişisel olarak onayladığını ve süreci hızlandırdığını da sözlerine ekledi.
Yıkımların büyük kısmı, Cibaliye Mülteci Kampı gibi yoğun nüfuslu bölgelerde gerçekleşti. Ben-Gvir, Hamas'ın askeri kanadına yönelik operasyonların bir parçası olarak bu yıkımların gerekli olduğunu savunsa da, yıkılan yapıların çoğunun sivil konutlar olduğu ve çok sayıda çocuğun evsiz kaldığı bildiriliyor. İsrail ordusu, yıkımların ''terör altyapısını'' hedef aldığını iddia ederken, insan hakları örgütleri bu eylemleri toplu cezalandırma olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ben-Gvir'in açıklamaları, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, İsrail'in Filistin topraklarındaki yıkım politikalarını ''savaş suçu'' olarak değerlendiren bir rapor yayımladı. ABD ve Avrupa Birliği, sivil altyapının hedef alınmasına karşı çıksa da, İsrail'e yönelik somut yaptırımlar uygulamaktan kaçınıyor. Arap Birliği ise İsrail'in bu eylemlerini ''soykırım'' olarak nitelendirerek BM Güvenlik Konseyi'ne acil müdahale çağrısında bulundu. Bölgede tansiyon yükselirken, İran ve Hizbullah, Filistinlilere destek mesajı yayımladı. Ben-Gvir'in sözleri, İsrail-Lübnan sınırında da gerilimi artırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek doğrultusunda, İsrail'in yıkım politikalarını sert bir dille kınamıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel politikasında Filistin meselesini ön planda tutma eğilimini pekiştirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile son yıllarda normalleşme çabalarına rağmen, bu tür eylemler ilişkileri zorlayıcı bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM nezdinde girişimleri hız kazanabilir. Bölgesel istikrar açısından, bu durum Doğu Akdeniz'deki dengeleri de etkileyebilir.