İşgal altındaki Batı Şeria'da 6 Eylül 2023'te İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Türk-Amerikalı aktivist Aysenur Ezgi Eygi'nin ölümünün üzerinden iki yıl geçti. Beytullah'ın güneyindeki Beyta köyünde, İsrail yerleşimlerinin genişlemesine karşı düzenlenen gösteri sırasında başından vurulan 26 yaşındaki Eygi, olay yerinde yaşamını yitirdi. Ailesi, iki yıldır İsrail makamlarından hesap sorulmasını ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesini talep ediyor; ancak bugüne kadar somut bir adım atılmadı.
Olayın Arka Planı ve Uluslararası Tepkiler
Aysenur Ezgi Eygi, ABD'nin Washington eyaletinde yaşayan ve barış aktivizmiyle tanınan genç bir kadındı. İnsan hakları örgütlerinde gönüllü olarak çalışıyor, Filistin halkının haklarını savunuyordu. Eylül 2023'te, İsrail'in Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerini protesto etmek amacıyla düzenlenen barışçıl gösteriye katıldı. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, gösteri sırasında İsrail askerleri tarafından hedef alınarak vuruldu. Olayın ardından hem Türkiye hem de ABD hükümetleri derhal açıklama yaparak olayın bağımsız bir şekilde soruşturulması çağrısında bulundu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, "Bu saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz" ifadesini kullanırken, ABD Dışişleri Bakanlığı da "derin endişe" duyduğunu belirtti. Ancak İsrail ordusu, olayla ilgili yürüttüğü iç soruşturmada askerlerin kural dışı bir davranışta bulunmadığını öne sürdü. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, soruşturmanın şeffaf olmadığını ve delillerin karartıldığını iddia etti. Eygi'nin ailesi, ABD Kongresi'ne ve Birleşmiş Milletler'e başvurarak uluslararası bir soruşturma komisyonu kurulmasını talep etti; fakat bu girişimlerden henüz bir sonuç alınamadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Eygi'nin ölümü, İsrail-Filistin çatışmasının sivil kayıplar boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti ve İsrail güçlerinin orantısız güç kullanımı, uluslararası toplumun uzun süredir eleştirdiği bir konu. Olay, İsrail'in işgal politikalarına yönelik küresel tepkilerin sembolü haline geldi. Özellikle ABD'de Türk-Amerikalı bir aktivistin öldürülmesi, Washington'un İsrail'e verdiği koşulsuz desteğin sorgulanmasına yol açtı. İnsan hakları savunucuları, Eygi davasının uluslararası hukuk açısından bir test olduğunu vurguluyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, 2024'te yayımladığı raporda, İsrail güçlerinin Filistinli göstericilere karşı "aşırı ve ölümcül güç" kullandığını belgeledi. Eygi'nin ölümü, bu bağlamda sembolik bir dava olarak öne çıkıyor. Ailesi, her yıl 6 Eylül'de anma etkinlikleri düzenleyerek hem Aysenur'un anısını yaşatıyor hem de adalet çağrısını yineliyor. Uluslararası kamuoyunda ise davanın takipçisi olan sayısız sivil toplum kuruluşu, İsrail'in hesap verebilirliği konusunda baskıyı sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Aysenur Ezgi Eygi'nin Türk vatandaşı olması, olayı Türkiye'nin doğrudan ilgilendiren bir mesele haline getiriyor. Türkiye, İsrail'in Filistin topraklarındaki eylemlerini uluslararası platformlarda sürekli gündeme taşıyor ve Eygi davası bu politikaya somut bir örnek teşkil ediyor. Ailesinin adalet arayışı, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirirken, aynı zamanda ABD ile ilişkilerde de hassas bir denge unsuru. Eygi'nin çifte vatandaşlığı, Washington'ın tutumunu etkileyebilecek bir faktör. Türkiye'nin uluslararası hukuk zemininde yürüttüğü girişimler, gelecekte benzer olaylarda caydırıcılık sağlayabilir. Ancak iki yıldır somut bir sonuç alınamaması, uluslararası adalet mekanizmalarının etkinliğini sorgulatıyor.